27 Mayıs 2013 Pazartesi

Kırklareli'deydik

Aslında gideli epey oldu, bir türlü vakit bulup kayıt atamadım. İkinci şehirlerarası yolculuğumu Kırklareli'ye yaptım. Artık bundan sonra her yere gidebilirim :)

Çocuklar, ben ve Cevher gittik. Devo haftasonuna doğru geldi. 4-5 gün kadar kaldık. İlk 3 gün çok rüzgarlıydı, böyle rüzgar görmedim ben. Yolda giderken araba epey bi savruldu, o kadar şiddetliydi. Rüzgar yüzünden ilk günler bahçenin keyfini çok çıkaramadık. Son iki gün daha iyiydi, içeri girmedik :) Bahçede epey bi çalıştık :) Salatalık ve kabak ektim. Sebze bahçesi için su arkları açtık. Çiçeklerin ciplerini çapaladık. Devo   çimleri biçti, verandaların ahşaplarını cilaladı, çocuklar her Allah'ın günü çiçek suladı :) Derken epey bi iş yapmışız :) Yorulduk ama çok keyif aldık doğrusu..


Aşağıdakiler Deniz'in boyadığı taşlar..Doğa da bir sürü boyadı ve kendinden geçti her zamanki gibi boya yaparken..ve sonuç yukarıda..her yeri boya oldu :)






Devo'nun terliklere dikkat :):):)






Çook güzel günler geçirdik babaannede :) Toza toprağa güneşe doyduk valla :) Başka fırsatlar da yaratmaya çalışacağız inşallah..

22 Nisan 2013 Pazartesi

Doğa çok büyük bir adım attı :)

Anladığınız üzere Doğa da attı artık bezi :) Geçtiğimiz Cuma gününden beri külot giyiyor ve lazımlığa yapıyor tuvaletini. Arada kaçırdığı oldu ilk 2 gün. Şimdi pek kaçırmıyor ama kaçırsa da farketmez, zaten daha 4 gün oldu. Gece de bağlamıyoruz bez. İkisini de gecede bir kere kaldırıyoruz.

Allah'a şükür bu tuvalet işini güzel atlattık :) Doğa da Deniz de hiç problem çıkarmadılar. İstekliydi ikisi de. İnşallah da bir aksilik yaşamayız.

Çocukları okula vermeden önce halletmem gereken en mühim şeylerden birini hallettim neyse ki..

Tuvalet alışkanlığı için tavsiyeler;

- 3 yaşa gelmeden tuvalet eğitimini hallediniz :)
- Okula vermeden mümkünse halledin, okulda tuvalet konusunda nasıl davranacakları belli olmaz. Siz kendiniz verin eğitimi. Kimseciklere bırakmayın. Ne de olsa çocuk en çok size güveniyor.
- Sakin ve sabırlı olun. İllaki kaçıracak o çişi :) Kaçıra kaçıra öğrenecek..
- Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuk konuşmaya başlamış olmalı. Ve bence 2 yaşını geçmiş olmalı.
- Çok öncesinden konuşmaya başlayın. Biraz büyüyünce siz de tuvalete yaparsınız şeklinde.
- Teşvik edin: Cicili bicili külotlar alın. Tuvaletlerini kendilerine seçtirin. Oynasınlar tuvaletleriyle, alışsınlar. Gözlerinin önünde dursun.
- Bezden soğutma çalışmaları yapın :) Külotları övün de övün :) Ah ne güzel külotların var keşke benim de olsa deyin. Bez pişiriyo, hiç rahat değil deyin. Yani işleyin...
- Anne ve baba da tuvalete yapıyo gibi sözler sarfedin. (Ben "benim tuvaletim çok sıkıcı dümdüz beyaz, sizinki ne güzel mickeyli minnieli" gibi şeyler de söyledim). Yani hep teşvik hep teşvik.
- Bekleyin, acele etmeyin, çocuk zaten hazır olduğunu belli ediyor. Hazır değilse, kabul etmiyorsa tuvalete yapmayı, biraz daha büyüyünce yaparsın deyin. Zorlama yok.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Kütüphanemiz

Etraftan o kadar çok hangi kitabı alıyosun sorusuyla karşılaşıyorum ki bir liste düzenlemek şart oldu. Doğa ve Deniz'in kitap listesi için bakınız bu sayfadaki Kütüphanemiz tabına. Veya aşağıdaki linke tıklayınız:
http://bizimcanavarlar.blogspot.com/p/kutuphanemiz.html

Doğa ve Deniz'e sadece ben kitap almıyorum, anneanne, babaanne, teyze, hala vb. bir sürü kişi kitap getiriyor. Dolayısıyla sadece benim seçtiğim kitapları okumuyoruz. Doğa ve Deniz kendileri de kitap seçiyorlar. Bunların arasında izledikleri çizgi filmlerle ilgili olanlar da var. Yani kütüphanemiz her telden çalıyor. Alınan kitaplardan zararlı gördüğüm olmadı ve fakat tercih etmeyeceklerim çıkıyor tabii ki. O yüzden listedeki her kitabı şiddetle tavsiye ediyorum demiyorum.

Tabii ki hangi kitabı okudukları çok önemli, seçici davranmak şart. Ve fakat asıl önemli olan kitabı çocuğunuza nasıl okuduğunuz, dikkatini çekmeyi başarıp başaramadığınız. Nacizane tavsiyelerim;

1. Ot gibi okumayın :) Vurgu katın.
2. Bebekler için mimikler çok önemli, 18 aydan küçük bebeğiniz varsa mimik şart kitap okurken.
3. Kitaptaki karakterleri seslendirin. Yani her karakteri değişik sesle seslendirin. Bayılıyorlar buna :)
4. Kitaptaki resimleri göstererek okuyun. Özellikle bebekler için gene. Bizimkiler o dönemleri geçti, kendileri okurken izliyor resimleri.
5. Çocuğun yaşına göre kitap seçin.
6. Kitap okurken bile sevin çocuğunuzu :) Mümkünse kollarınızın altına alıp okuyun kitabı.
7. Zorlamayın. Olmuyosa olmuyodur, zamanı gelmemiştir belki de.
8. Çocuğunuz kitap manyağı olsun istiyorsanız, siz de kitap manyağı olun :) Ne de olsa anne babayı örnek alıyorlar. Onların yanında kendi kitabınızı okuyun.
9. Kitapları ellerinin altında gözlerinin önünde olsun. Bırakın hırpalasınlar kitapları. (bizimkiler epeycene hırpalandı, ilk başlarda sürekli söyledim kitaplar yırtılmaz, yırtılırsa nasıl okuyacağız diye, şimdilerde bilerek yırtmıyorlar yanlışlıkla oluyor genelde).
10. Mümkünse bir kitaplıkları olsun.

8 Nisan 2013 Pazartesi

Oyun Grubu

Geçtiğimiz aylarda yakala.co'dan Neşe Erberk Anaokulu Oyun Grubu için bir fırsat yakalamıştım. Bizimkilere 1er aylık oyun grubu almıştım. Aslında 3 aylık olan da vardı ama neyle karşılaşacağımızı bilemediğimden riske girmek istemedim. Her neyse, geçtiğimiz Cumartesi günü başladı oyun grubumuz. Zaten hepi topu 4 hafta sürecek. Beklediğimden iyiydiler. Dibime dibime girmediler en azından :) Bir sürü oyun oynandı, sanat etkinliği adına karton ağaçların üzerine mısır patlakları yapıştırıldı, bulaşık yıkandı (suyla oynandı yani), şarkılar söylendi, meyve ikramı oldu, emekleme yarışı yapıldı. En son da top havuzuna girdiler, bir de zıplama trambolininde zıpladılar. Bazılarına katılım gösterebildiler bazılarına gösteremediler. Bütün çocuklar çekindi aslında. Yani hepsi aynıydı. Çok fazla çıkıntı olan yoktu. 10 çocuktular.

Şarkıları bilmediklerinden çok katılamadılar. Öğretmenin arada sorduğu sorulara cevap verdiler. Bulaşık ve mısır patlağı etkinliklerine katıldılar. Emekleme etkinliğine ben de emekleyince katıldılar :) Doğa her zamanki gibi meyveden uzak durdu. Deniz her zamanki gibi löpletti meyveleri, löpletirken de öğretmeniyle sohbet etti :)  Doğa çocuklara yiycekmiş ya da dövecekmiş gibi baktı genel olarak :) Deniz küçük tuvaletleri kullandı :)

Bu arada Baba mesaide olduğundan Ayça Hala bize eşlik etti :) İlk okulları da Ayça'ya kısmet oldu yani :)

İlk defa top havuzuna girdiler. Bi doğrudan giriş vardı, bir de tırmanmalı, engelli bir giriş vardı. Deniz engelli girişten girdi. Doğa engelli girişe bi teşebbüs etti, bikaç aşamayı geçti, ortasında kaldı :) hüüü diye geri döndü :) Aldım doğrudan girişten soktum :) Bir de zıplama trambolinine ilk defa çıktılar, pek bi eğlendiler. Öğretmenleriyle oynadılar orada.

İlk oyun grubunun ilk dersi özetle böyle geçti. Şunu anladım ki bütün çocuklarda yadırgama var. O yüzden gayet iyiydiler diyorum. Daha iyi olurlar inşallah. Bir tespitim daha varki o da şu; İkizler kesinlikle aynı sınıfa verilmemeli. Çünkü hep yanyana oluyorlar sınıfta da. Biz biraz ayrı yerlere oturtmaya çalıştık ama yanyana oturdukları da oldu sonuçta. Ayrı sınıfta olmalılar, ayrı arkadaşları olmalı, kendi başlarının çaresine bakmayı öğrenmeliler. Yani o zorluğu tek başlarına aşmaları gerekiyor. Zaten bütün kitapların da önerisi bu şekilde. Neyse daha okula çok var ama oyun grubundan bile anlaşılıyor bu.


3 Nisan 2013 Çarşamba

Deniz çok büyük bir adım attı :)

Ne zamandır kafamı kurcalayan birşeydi tuvalet eğitimi. Ebru'nun blogunu okuduktan sonra gaza gelip ertesi sabah çocuklara sordum: "Çok güzel külotlarımız var, onları giyelim mi artık? Ama külot giyince bez bağlayamıyoruz, o yüzden tuvalete yapmamız lazım kakamızı çişimizi. Ne dersiniz?" İkisi de "Tamam" dedi. Sonra 2-3 hafta önce aldığımız ve kendilerinin seçtiği mickeyli tuvalet adaptörünün paketini açtık, beraber tuvalete yerleştirdik. Sonra külotları giydiler bi güzel. Sonra tuvalete oturmaya çalıştılar. Deniz löp diye oturdu, korkusuz benim oğlum. Doğa ise her zamanki gibi temkinli yaklaştı olaya. Oturttum, titremeye başladı, ağladı sonra. Israr etmedim. "Ne zaman tuvaletten korkmuyorum, oturucam dersen o zaman oturursun" dedim. Bezi geri bağladım. Cevher'e demiş ki "Annem bana bezi geri bağladı Cevher. Deniz külot giyiyo". Deniz oturdu ama tutmayı öğrenmesi 3 günü aldı. İlk gün 6 kere külotuna yaptı :) koltuk sil, yer sil şeklinde geçti ilk gün. Ve sadece 7 külotu vardı :) Koştur koştur külot aldım bir sürü, yıkadık astık ama ilk güne kurumadı. Doğa'nınkilerle idare ettik o gün :) İlk gece bez de bağlamadım, saat başı baktık ıslanırsa hasta olmasın diye. Kaçırmadı hiç. 2-3 kere tuvalete tuttuk. Ağlamadı aslan oğlum benim. 2. gün gündüz 2 kere kaçırdı. Gece gene kaçırmadı. 3. günden itibaren kaçırmadı gündüz de gece de. Aslan parçası atlattı bu süreci diye düşünüyorum. Külotlarını çok seviyor. Tuvalette epey eğleniyoruz. Kakalar löp löp diye düşüyor gülüyoruz. Oleeey diyoruz :) Bitince zıp zıp zıplıyoruz ve tabii ki sifonu çekip bye bye kakaaaa yapıyoruz. Böyle bir eylem ancak bu kadar eğlenceli olabilirdi :)

Haftasonu da Cumartesi günü adaptörü ve bir sürü külot pantolon vsyi alıp dışarı çıktık. Gittiğimiz yerde tuvalete koydum adaptörü, bi problem olmadı. Gezerken de plastik şişeye yaptırdım. Vukuatsız bir gün geçirdik dışarıda da. Deniz'in tuvalete geçişi rahat oldu Allah'a şükür. Nazarlar değmesin!

Sıra Doğa'da. Bir yerde okumuştum ayakları yere basmayınca korkarlarmış. Doğa'da sanıyorum o durum var. Sordum "Ayakların havada kaldığı için mi korkuyosun?" diye hmm hmm dedi. "Ben sana tabure alıcam, ayaklarını ona koyacaksın, o zaman korkmadan oturabilirsin. Olur mu?" dedim. Tamam dedi ya bakalım. Tabureyi deneyeceğim bi. Ama Deniz'i 1 hafta daha gözleyeyim önce.

20 Mart 2013 Çarşamba

Canımsınız...

Canım olsanız iyi...ondan da öte..


Çılgın tipitoşlar :)

Bunları kendileri akıl ediyor, nerden akıllarına geliyor anlamıyorum :) Çılgınlarım benimmmm :)





Zonguldak'a gittik :)

Bir cesarettir geldi, ilk şehirlerarası yolculuğumu yaptım :) Sabah 10:00 civarında çıktık, öğlen 13:00 civarında ordaydık. Deniz yolda 2 saat, Doğa da 2,5 saat uyudu. Bi sıkıntı yaşamadan vardık. Salı günü gittik, Cumartesi günü döndük. Devo bizi almaya gelecekti Cuma akşamı, süpriz yaptı gündüzden geldi :)

Hiç bişey yapmasan, annemin o balkonunda otursan, gemileri, balıkçıları izlesen, hele ki benim gibi şanslıysan yunusları görsen :), daha güzeli yok ki...huzur huzur huzur....bi de o huzura annemin kahvaltılarını, yemeklerini kat...of of offf :) kilo aldım geldim gene :)

Ben ne kadar mutlu olduysam annemle babam herhalde 2-3 katı mutlu olmuştur..velhasıl burunlarında tütüyormuş meğerse Doğa ve Deniz..bizimkiler oynar, babam "şunlara bak Allah'ını seversen" der durur :) tansiyonlar yerinde, keyifler yerinde :)

neyse uzatmıyım, bir mutlu mesut 4 gün geçirdik, çok iyi geldi hepimize :) Devocan çalışsın dursun İstanbul'larda :) özledik babamızı :)

Neler yaptık ? Valla parklardan çıkmadık :) hava 2 gün çok güzeldi..annemlerin ordaki parka gittik ilk gün, çocuklar kaydıraklardan kaydılar, salıncaklara bindiler..derken bi de baktık ki eller kapkara olmuş :):) kömür karası :) güldük epey bi :) keşke fotoğrafını çekseymişim..sonraki gün sahildeki Ali Baba'nın çiftliğine gittik..orda da kaydırak salıncak hayvanlar..çok eğlendi çocuklar..Ordan yolun kaşrısına geçtik, gene büyük bir parka girdik..sallan kay gene :) Ertesi gün hava bozdu, ama biz bozulmadık :) Demirpark'a gittik, çocuklar ordaki tırtıla bindiler, bu sefer korkmadan, eğlendiler..biraz alışveriş yaptık ve eve döndük..

Aslında Ilıksu planımız vardı ama hava yüzünden gerçekleştiremedik..daha dede taş atmayı öğretecekti çocuklara :) Bir de babamla köye hastaya gitme planımız var..çocuklar hayvanlara bayılıyorlar, ama ahırı gördüklerinde ne hale girerler bilmiyorum :)

ve fotoğraflar..








Bunlar da bizim çocuklar :) Heeeppp çocuk kalın :) Annem ecel terleri döktü bu arada, ha haaa :) Ben de diyorum ki "Anne bak Doğa da korkacak, belli etme korktuğunu" :) Her koşulda onları düşünmek zorunda mıyım, manyak mıyım neyim :)



Bi sonraki hedef Kırklareli :) Bakalım orda neler yapacağız :)

10 Mart 2013 Pazar

İlkbahar :)

Sabah dükkana giderken öyle güzel bir ağaç gördüm ki..beyaz beyaz çiçekler..çiçekten yıkılacak sanki ağaç..içim açıldı sabahın köründe :)

İyiki erkencikten gitmişim, işimi erkenden bitirdim. Çocukları da alıp sahile attık kendimizi. Çocuklar arabada uyuyakaldılar. O sırada Devo ile yemek yedik, ikimize de iyi geliyor yalnız kalabilmek...çocuklar uyanınca sahilde yürüdük..gemiler..martılar..deniz..güneş..ağaçlar..derken çok güzel bir gün geçirdik :):)

Hiç foto çekmedim..nasıl olsa daha çoook çıkıcaz dışarı :)

Kaçırmayın bu havaları..

19 Şubat 2013 Salı

Diyalog 24

Facete yayınlayıp da bloga aktarmadığım diyaloglar. Kayıt altına alayım :)

Akşam yatmadan önce süt içirme çabaları..
Anne: Yatmadan önce süt içerseniz daha çabuk büyürsünüz. Doğa büyür büyür büyür benim kadar olur. Sonra ben Doğa'ya kedili tişörtümü veririm. Tavşanlıyı da :) Deniz baba da sana arabalı tişörtünü verir. Olur mu?
Doğa ve Deniz: :):) Tamam..olur.
Deniz: Anne sen de küçülünce Doğa da sana tişöytünü veyiy
Anne: :):) küçülsem verir oğlum ama insanlar hep büyür..
Sonuç: Sütler içildi :)

Gene bir yatak sohbeti..dinozor kitabını okuyoruz..
Anne:.....ama stegosorustan büyük hatta çok büyük yaratıklar da vardı..neydi onlar?
Deniz: Diplodocuslar. Anne sen bilmiyo musun?
Anne: :):) Biliyorum oğlum. Sen bil diye soruyorum :)

Şu an ikisi ayakta yanyana durmuş kitap okuyor (güya) :):) 
Deniz: Bi sayılalım mı Doğa? (sarılalım mı)
Doğa: Duy bi. Önce kitaplayımızı bitiyelim.
Deniz: Tamam..
Onları dinliyorum, ölüyorum gülmekten şu anda :):) bir acayip sohbetler bir acayip okumalar :) ezberlemişler kitapları :)

Deniz: Anne sen engyi böyd müsün? (angry bird)
Anne: Değilim oğlum. Sen angry bird müsün?
Deniz: Değilim. Ben kızgın mıyım Anneee!
Anne: :):) E ben de kızgın değilim oğlum.
Anne: Bi angry bird ol bakalım
Deniz kös kös bakar :):)

Gene akşam yatak sohbetlerimizden..

Kedilere bayılan bir kızım var..ve kendini kedi sanan..
Anne: Doğa Hatuuuun 
Doğa: Ben hatun değilim
Anne: Doğa Hanııııım 
Doğa: Ben hanım değilim
Anne: Nesin sen?
Doğa: Kediyim
Anne: Doğa kedisiiii..oldu mu?
Doğa: Oldu.
Anne: Ama senin kuyruğun yok ki?
Doğa: Vay, bak şuyda (poposunu gösterir). Miyaaaavvvv..
sırnaşır sırnaşır sırnaşır :) Anne de sever sever sever..babam beni pisipisim, pisicik diye severdi, ben de Doğa'yı öyle seviyorum şimdi..bazı şeyler genetik ;)

Deniz: Anne sana yemek yaptım (niyeyse bizim yatakta yemek yapmak geliyor akıllarına)
Anne: Ne yaptın?
Deniz: Pilav yaptım, oytasına da yoğut koydum..
Anne: Ama biz ortasına koymuyoruz ki yoğurdu
Deniz: Öyle koydum ben
Anne: ham hum ham hum (yedim burda :))
Deniz: Şimdi sıya şuyupta. Sana şuyup veyicem.
Anne: Ne şurubu?
Deniz: Balık yağı şuyubuuuu :) (bunu öyle bir heyecanla söylüyor ki görmelisiniz). Ama sen büyüksün. seninki beyaz kapaklı. benimki tuyuncu kapaklı.
Anne: hüp hüp..hmmm nefis..
Ben bu kadar çok şurup seven çocuk görmedim bugüne kadar..haydi şurupları içelim dediğimde ikisi de masanın başında bitiyor..sıya bende sıya bende diye bağrışıyorlar..yoksa eskiden şuruplar mı kötüydü?

Anne: Mad dogs and Englishmen go out in the midday sun! Out in the midday out in the midday out in the midday sun
Doğa: auttintipitti auttintipitti auttintipitti
Anne: :):)

Anne: I can get noooo satisfactioooon
Deniz: Anne söyleme onuuu (niyeyse sevmedi bu şarkıyı bi türlü, ne zaman söylesem söyleme onu diyo :) belki de ben söyleyemiyorum :))
Doğa: kengettoo kengetttoooo
Anne: :):)


Akşam üzeri bizim yatakta sohbetteyiz gene, uyku öncesi rutinlerimizden biri..
Anne: Anne size yemekler yaptı, yedirdi, uyuttu, Doğa ve Deniz'e baktı, ne güzel iyileştiniz. Annenin annesi uzakta, Zonguldak'ta. Anneye kimse bakamıyo, bi türlü iyileşemedi Anne. (nerdeyse ağlıycam :))
Deniz: Bize doktoylay bakay Anne!
Gene yaranamadık iyi mi :)
(Çıkarım daha önceki konuşmalardan; insanlara doktorlar, hayvanlara veterinerler bakar)


Doğa akşam üzeri bize masal anlatıyor:
Doğa: Biy vaymış biy yokmuş, evvel zaman içinde kalbuy zaman içinde biy Kayu vaymış. Kayu baççeye (bahçe) çıkmış. Baççede Gılbıt'ı göymüş.
Anne: Ne görmüş?
Doğa: Gılbıt
Anne: O ne yaw?
Doğa: Gılbıt, Kayu'nun kedisi
Anne: Heee Gilbert :):)
Doğa bi süre daha anlatmaya devam etti, ben Gılbıt'ta kaldım :):)


Evin yakınlarında bir evin bahçesinde kümes var. Önce tavuklara ve horozlara bakmaya gittik. Biraz sohbet ettik tavuklarla, pek bi cevap alamadık :) yaprak verecektik ama veremedik çünkü bütün yapraklar dökülmüştü..bye bye tavuklar deyip ordan ayrıldık :)

Evin arka tarafında da bir veteriner kiliniği var. Bugün dışarı çıktığımızda uğradık, tanıştık. 3 tane kedi vardı içeride, kedilerle de tanıştık :) Doğa bayılır kedilere ama klinikteki kadın Doğa'ya bayıldığından tutuldu kaldı, yanaşamadı kedilere. Deniz ve ben sevdik bi güzel :) Klinikten çıktığımızda
Anne: Doğacım neden sevmedin kedileri? Sen çok seversin aslında
Doğa: Sevdim Anne
Anne: Nasıl sevdin peki, yanaşmadın hiç?
Doğa: Uzaktan sevdim ben Anne

Kaldırımda yürürken köpek kakasına rastladık.
Anne: Üzerine basmayın, çevresinden dolanın. Ama hiç sokağa kaka yapılır mı?
Deniz: Yapılmaz kiiiii...ama o sokak köpeği Anne
Anne: Sokak köpeklerinin evi yok herhalde ondan yapmış kakasını kaldırıma
Deniz: hmm hmm..onun tulaveti yok (tuvalet)..
Anne: :):) evet oğlum

Tavuktu horozdu kediydi köpekti derken bir saate yakın yürümüşüz, Doğa hanım yoruldu eve geri döndük..


Çöp toplama merkezi var Ataşehir'de..Deniz'le ona bakıyoruz, evden görünüyo bi kısmı..
Deniz: Çöp kamyonu geldi Anne baak
Anne: Evet çöp kamyonu geldi. Orası çöp toplama merkezi. Çöp kamyonları çöpleri oraya getiriyor.
Deniz: Kakalı bezleyimizi de oyaya götüyüyoylay
Anne: :):):) Evet oğlum :)


2 haftadır hep aynı çizgi filmleri seçip seyrediyorlar. Yarın başka çizgi film seçsinler diye;
Anne: Tigger ve Winnie Doğa ve Deniz'i çok özlemiş, isterseniz yarın Tiggerı seyredelim
Doğa: Tamam Anneciiim
bi süre sonra
Doğa: Sen dukkana gittiğinde ben seni çok özlüyoyum Annecim
Anne ağlamaklı olur o an....
Anne: Ben de dükkana gidince seni çok özlüyorum Doğacım. Hemen işimi bitirip eve geliyorum akşam olmadan.


Anne: Kedileri gel pisi pisi diye çağırıyoruz geliyo kediler
Anne: Köpekleri gel kuçu kuçu diye çağırıyoruz geliyo köpekler
Anne: Tavukları gel bili bili diye çağırıyoruz geliyo tavuklar
bi süre sonra;
Deniz: Ayabalayı gel ayaba gel ayaba diye çağıyoyuyuz, ayabalar geliyo
Anne: :):):)
sonrasında
Anne: Arabalar hayvan mı oğlum?
Deniz: Değil Anne
Anne: Peki arabaların kulakları var mı?
Deniz: Yok kulaklayı
Anne: O zaman duyabilirler mi bizi?
Deniz: Duyamazlay
Anne: Gel araba deyince gelemezler o zaman di mi?
Deniz: Evet anne
Çıkarımlar pek bi güzel de, erkeklerin aklı neden hep arabalarda o da ayrı bi mevzuu :)


Meraklı Minik dergisinin faydaları..çocuklu olanlara tavsiye edilir :)
Hastasıyız :)

Bugün çok güzel bir hava var dışarıda, fırsatı kaçırmadık, attık kendimizi parka..
Anne: Yukarı bakın, şu tüy gibi bulutlara ne deniyo?
Deniz: Siyüs (sirrüs)
Anne: Pamuk gibi olsaydı ne olurdu?
Doğa: Kümülüs

Ve parkta..
Anne: Şu ağaç acaba ne ağacı? bakın yapraklarına
Deniz: Çınay ağacı..anne bak dikenli dikenli meyvesi..
Anne: Evet oğlum dikenli dikenli..
Deniz: Kel kalmış ağaç..yapyakları dökülmüş..
Anne: Kış gelmiş çünkü
ilerliyoruz..
Anne: Şurdaki ağaç ne ağacı?
Doğa: Çam anne..şuydaki de çam..aa şuydaki de çam..
Anne: Ne çok çam ağacı varmış bu parkta

Evde akşam resim çiziyor Doğa,
Doğa: Baba bak kızılgeydan çizdim
Baba: Ne çizdin?
Doğa: Kızılgeydan
Baba anlamayınca Anne açıklar;
Anne: Kızılgerdan..boynu kırmızı bi kuş..sen de hiç okumuyosun dergileri baba, okusan bilirdin :)


Ve bugün uydurulan süper kelimeler :)
dumnat
şupta
dayımtak
Kaynak: Deniz
anlamları nedir derseniz bilmiyorum, ne kadar sorsam da öğrenemedim..


Apartmanın önünden yorgancı geçti "yorgan, nevresim takımı, battaniyeee" diye bağırıyor..
Deniz: Yoogancı geçti anne. ama ayabasının bagajı açıktıııı? Ama bagaj açık gidilmez kiiii?


Doğa yeşil civcivli bezini taktı az önce;
Doğa: Yeşil civcivin adı dumbalak olsun anne
Anne: :):) olsun Doğacım
Doğa: çok güzel bi isim buldum civcivime di mi anne?
Anne: :):) evet çok güzel bi isim bulmuşsun, aferin sana :)
Öldüm gülmekten, dumbalak ne yaw?


Her gün 1 saat çizgi film seyretme hakları var..yarım saatlik kısmında Deniz'in seçtiğini, diğer yarım saatlik kısımda da Doğa'nın seçtiğini seyrederler..kavga olmaz, her gün önce seçen sırası değişir..
Doğa: Denis hep ayabalayı istiyo annee (Arabalar/Cars)
bi süre sonra
Doğa: hep onu istemesiiin..
bi süre sonra
Doğa: Ama başka bişeyi istemek istememiş Denis..
Herhalde kendince düşündü, hakkını yemek istemedi :) ya da kıyamadı gene..

Bugünlerde öğleden sonraları genellikle yaşadığımız şey;
Doğa: Bugün çizgi film hakkımız bitmemiş anne (bi şansımı deneyeyim belki kandırabilirim)
Anne: Bitti Doğacım sabah seyrettiniz ya
Doğa: Bitmedi anneee (biraz ısrar edeyim belki kandırabilirim)
Anne: İstersen yarın sabah seyretme, öğleden sonra seyredebilirsin o durumda..
konu kapanır.

Ve bugünlerde sabahları çizgi filmi kapattığımda genellikle yaşadığımız şey;
Deniz: koy anne hüüü, izliycem anne hüüü (iki gözyaşı dökeyim belki kandırabilirim)
Anne: Ağlamaya devam ediyo musun? Ediyosan yarın sabah çizgi film seyredemiyceksin.
Deniz: Sustum Anne
Anne: Hadi şimdi boyama yapalım mı? (konuyu değiştireyim, geri dönüşü olmasın)
konu kapanır.


Deniz: Anne ayı şaykısını açar mısın?
Anne: arı mı ayı mı?
Deniz: ayı şarkısı anne..
Anne. vızzz yapan arı mı, hrrr yapan ayı mı?
Deniz: vızzz yapanı
Anne: :):)
2 gün sonra..
Deniz: Baba müzik açay mısın?
Baba: Açayım oğlum, neyi açayım?
Deniz: Ayıyı
Baba: Neyi?
Deniz: Ayıyı. Ayıyı baba! Biz ayı gibi ayı diyemiyoyuz baba!
Bu lafı duyunca Anne kopar :):) çocuğum arı gibi arı diyemiyor, baba da anlamıyor hayret bişey yaa..