Facete yayınlayıp da bloga aktarmadığım diyaloglar. Kayıt altına alayım :)
Akşam yatmadan önce süt içirme çabaları..
Anne: Yatmadan önce süt içerseniz daha çabuk büyürsünüz. Doğa büyür büyür büyür benim kadar olur. Sonra ben Doğa'ya kedili tişörtümü veririm. Tavşanlıyı da :) Deniz baba da sana arabalı tişörtünü verir. Olur mu?
Doğa ve Deniz: :):) Tamam..olur.
Deniz: Anne sen de küçülünce Doğa da sana tişöytünü veyiy
Anne: :):) küçülsem verir oğlum ama insanlar hep büyür..
Sonuç: Sütler içildi :)
Gene bir yatak sohbeti..dinozor kitabını okuyoruz..
Anne:.....ama stegosorustan büyük hatta çok büyük yaratıklar da vardı..neydi onlar?
Deniz: Diplodocuslar. Anne sen bilmiyo musun?
Anne: :):) Biliyorum oğlum. Sen bil diye soruyorum :)
Şu an ikisi ayakta yanyana durmuş kitap okuyor (güya) :):)
Deniz: Bi sayılalım mı Doğa? (sarılalım mı)
Doğa: Duy bi. Önce kitaplayımızı bitiyelim.
Deniz: Tamam..
Onları dinliyorum, ölüyorum gülmekten şu anda :):) bir acayip sohbetler bir acayip okumalar :) ezberlemişler kitapları :)
Deniz: Anne sen engyi böyd müsün? (angry bird)
Anne: Değilim oğlum. Sen angry bird müsün?
Deniz: Değilim. Ben kızgın mıyım Anneee!
Anne: :):) E ben de kızgın değilim oğlum.
Anne: Bi angry bird ol bakalım
Deniz kös kös bakar :):)
Gene akşam yatak sohbetlerimizden..
Kedilere bayılan bir kızım var..ve kendini kedi sanan..
Anne: Doğa Hatuuuun
Doğa: Ben hatun değilim
Anne: Doğa Hanııııım
Doğa: Ben hanım değilim
Anne: Nesin sen?
Doğa: Kediyim
Anne: Doğa kedisiiii..oldu mu?
Doğa: Oldu.
Anne: Ama senin kuyruğun yok ki?
Doğa: Vay, bak şuyda (poposunu gösterir). Miyaaaavvvv..
sırnaşır sırnaşır sırnaşır :) Anne de sever sever sever..babam beni pisipisim, pisicik diye severdi, ben de Doğa'yı öyle seviyorum şimdi..bazı şeyler genetik ;)
Deniz: Anne sana yemek yaptım (niyeyse bizim yatakta yemek yapmak geliyor akıllarına)
Anne: Ne yaptın?
Deniz: Pilav yaptım, oytasına da yoğut koydum..
Anne: Ama biz ortasına koymuyoruz ki yoğurdu
Deniz: Öyle koydum ben
Anne: ham hum ham hum (yedim burda :))
Deniz: Şimdi sıya şuyupta. Sana şuyup veyicem.
Anne: Ne şurubu?
Deniz: Balık yağı şuyubuuuu :) (bunu öyle bir heyecanla söylüyor ki görmelisiniz). Ama sen büyüksün. seninki beyaz kapaklı. benimki tuyuncu kapaklı.
Anne: hüp hüp..hmmm nefis..
Ben bu kadar çok şurup seven çocuk görmedim bugüne kadar..haydi şurupları içelim dediğimde ikisi de masanın başında bitiyor..sıya bende sıya bende diye bağrışıyorlar..yoksa eskiden şuruplar mı kötüydü?
Anne: Mad dogs and Englishmen go out in the midday sun! Out in the midday out in the midday out in the midday sun
Doğa: auttintipitti auttintipitti auttintipitti
Anne: :):)
Anne: I can get noooo satisfactioooon
Deniz: Anne söyleme onuuu (niyeyse sevmedi bu şarkıyı bi türlü, ne zaman söylesem söyleme onu diyo :) belki de ben söyleyemiyorum :))
Doğa: kengettoo kengetttoooo
Anne: :):)
Akşam üzeri bizim yatakta sohbetteyiz gene, uyku öncesi rutinlerimizden biri..
Anne: Anne size yemekler yaptı, yedirdi, uyuttu, Doğa ve Deniz'e baktı, ne güzel iyileştiniz. Annenin annesi uzakta, Zonguldak'ta. Anneye kimse bakamıyo, bi türlü iyileşemedi Anne. (nerdeyse ağlıycam :))
Deniz: Bize doktoylay bakay Anne!
Gene yaranamadık iyi mi :)
(Çıkarım daha önceki konuşmalardan; insanlara doktorlar, hayvanlara veterinerler bakar)
Doğa akşam üzeri bize masal anlatıyor:
Doğa: Biy vaymış biy yokmuş, evvel zaman içinde kalbuy zaman içinde biy Kayu vaymış. Kayu baççeye (bahçe) çıkmış. Baççede Gılbıt'ı göymüş.
Anne: Ne görmüş?
Doğa: Gılbıt
Anne: O ne yaw?
Doğa: Gılbıt, Kayu'nun kedisi
Anne: Heee Gilbert :):)
Doğa bi süre daha anlatmaya devam etti, ben Gılbıt'ta kaldım :):)
Evin yakınlarında bir evin bahçesinde kümes var. Önce tavuklara ve horozlara bakmaya gittik. Biraz sohbet ettik tavuklarla, pek bi cevap alamadık :) yaprak verecektik ama veremedik çünkü bütün yapraklar dökülmüştü..bye bye tavuklar deyip ordan ayrıldık :)
Evin arka tarafında da bir veteriner kiliniği var. Bugün dışarı çıktığımızda uğradık, tanıştık. 3 tane kedi vardı içeride, kedilerle de tanıştık :) Doğa bayılır kedilere ama klinikteki kadın Doğa'ya bayıldığından tutuldu kaldı, yanaşamadı kedilere. Deniz ve ben sevdik bi güzel :) Klinikten çıktığımızda
Anne: Doğacım neden sevmedin kedileri? Sen çok seversin aslında
Doğa: Sevdim Anne
Anne: Nasıl sevdin peki, yanaşmadın hiç?
Doğa: Uzaktan sevdim ben Anne
Kaldırımda yürürken köpek kakasına rastladık.
Anne: Üzerine basmayın, çevresinden dolanın. Ama hiç sokağa kaka yapılır mı?
Deniz: Yapılmaz kiiiii...ama o sokak köpeği Anne
Anne: Sokak köpeklerinin evi yok herhalde ondan yapmış kakasını kaldırıma
Deniz: hmm hmm..onun tulaveti yok (tuvalet)..
Anne: :):) evet oğlum
Tavuktu horozdu kediydi köpekti derken bir saate yakın yürümüşüz, Doğa hanım yoruldu eve geri döndük..
Çöp toplama merkezi var Ataşehir'de..Deniz'le ona bakıyoruz, evden görünüyo bi kısmı..
Deniz: Çöp kamyonu geldi Anne baak
Anne: Evet çöp kamyonu geldi. Orası çöp toplama merkezi. Çöp kamyonları çöpleri oraya getiriyor.
Deniz: Kakalı bezleyimizi de oyaya götüyüyoylay
Anne: :):):) Evet oğlum :)
2 haftadır hep aynı çizgi filmleri seçip seyrediyorlar. Yarın başka çizgi film seçsinler diye;
Anne: Tigger ve Winnie Doğa ve Deniz'i çok özlemiş, isterseniz yarın Tiggerı seyredelim
Doğa: Tamam Anneciiim
bi süre sonra
Doğa: Sen dukkana gittiğinde ben seni çok özlüyoyum Annecim
Anne ağlamaklı olur o an....
Anne: Ben de dükkana gidince seni çok özlüyorum Doğacım. Hemen işimi bitirip eve geliyorum akşam olmadan.
Anne: Kedileri gel pisi pisi diye çağırıyoruz geliyo kediler
Anne: Köpekleri gel kuçu kuçu diye çağırıyoruz geliyo köpekler
Anne: Tavukları gel bili bili diye çağırıyoruz geliyo tavuklar
bi süre sonra;
Deniz: Ayabalayı gel ayaba gel ayaba diye çağıyoyuyuz, ayabalar geliyo
Anne: :):):)
sonrasında
Anne: Arabalar hayvan mı oğlum?
Deniz: Değil Anne
Anne: Peki arabaların kulakları var mı?
Deniz: Yok kulaklayı
Anne: O zaman duyabilirler mi bizi?
Deniz: Duyamazlay
Anne: Gel araba deyince gelemezler o zaman di mi?
Deniz: Evet anne
Çıkarımlar pek bi güzel de, erkeklerin aklı neden hep arabalarda o da ayrı bi mevzuu :)
Meraklı Minik dergisinin faydaları..çocuklu olanlara tavsiye edilir :)
Hastasıyız :)
Bugün çok güzel bir hava var dışarıda, fırsatı kaçırmadık, attık kendimizi parka..
Anne: Yukarı bakın, şu tüy gibi bulutlara ne deniyo?
Deniz: Siyüs (sirrüs)
Anne: Pamuk gibi olsaydı ne olurdu?
Doğa: Kümülüs
Ve parkta..
Anne: Şu ağaç acaba ne ağacı? bakın yapraklarına
Deniz: Çınay ağacı..anne bak dikenli dikenli meyvesi..
Anne: Evet oğlum dikenli dikenli..
Deniz: Kel kalmış ağaç..yapyakları dökülmüş..
Anne: Kış gelmiş çünkü
ilerliyoruz..
Anne: Şurdaki ağaç ne ağacı?
Doğa: Çam anne..şuydaki de çam..aa şuydaki de çam..
Anne: Ne çok çam ağacı varmış bu parkta
Evde akşam resim çiziyor Doğa,
Doğa: Baba bak kızılgeydan çizdim
Baba: Ne çizdin?
Doğa: Kızılgeydan
Baba anlamayınca Anne açıklar;
Anne: Kızılgerdan..boynu kırmızı bi kuş..sen de hiç okumuyosun dergileri baba, okusan bilirdin :)
Ve bugün uydurulan süper kelimeler :)
dumnat
şupta
dayımtak
Kaynak: Deniz
anlamları nedir derseniz bilmiyorum, ne kadar sorsam da öğrenemedim..
Apartmanın önünden yorgancı geçti "yorgan, nevresim takımı, battaniyeee" diye bağırıyor..
Deniz: Yoogancı geçti anne. ama ayabasının bagajı açıktıııı? Ama bagaj açık gidilmez kiiii?
Doğa yeşil civcivli bezini taktı az önce;
Doğa: Yeşil civcivin adı dumbalak olsun anne
Anne: :):) olsun Doğacım
Doğa: çok güzel bi isim buldum civcivime di mi anne?
Anne: :):) evet çok güzel bi isim bulmuşsun, aferin sana :)
Öldüm gülmekten, dumbalak ne yaw?
Her gün 1 saat çizgi film seyretme hakları var..yarım saatlik kısmında Deniz'in seçtiğini, diğer yarım saatlik kısımda da Doğa'nın seçtiğini seyrederler..kavga olmaz, her gün önce seçen sırası değişir..
Doğa: Denis hep ayabalayı istiyo annee (Arabalar/Cars)
bi süre sonra
Doğa: hep onu istemesiiin..
bi süre sonra
Doğa: Ama başka bişeyi istemek istememiş Denis..
Herhalde kendince düşündü, hakkını yemek istemedi :) ya da kıyamadı gene..
Bugünlerde öğleden sonraları genellikle yaşadığımız şey;
Doğa: Bugün çizgi film hakkımız bitmemiş anne (bi şansımı deneyeyim belki kandırabilirim)
Anne: Bitti Doğacım sabah seyrettiniz ya
Doğa: Bitmedi anneee (biraz ısrar edeyim belki kandırabilirim)
Anne: İstersen yarın sabah seyretme, öğleden sonra seyredebilirsin o durumda..
konu kapanır.
Ve bugünlerde sabahları çizgi filmi kapattığımda genellikle yaşadığımız şey;
Deniz: koy anne hüüü, izliycem anne hüüü (iki gözyaşı dökeyim belki kandırabilirim)
Anne: Ağlamaya devam ediyo musun? Ediyosan yarın sabah çizgi film seyredemiyceksin.
Deniz: Sustum Anne
Anne: Hadi şimdi boyama yapalım mı? (konuyu değiştireyim, geri dönüşü olmasın)
konu kapanır.
Deniz: Anne ayı şaykısını açar mısın?
Anne: arı mı ayı mı?
Deniz: ayı şarkısı anne..
Anne. vızzz yapan arı mı, hrrr yapan ayı mı?
Deniz: vızzz yapanı
Anne: :):)
2 gün sonra..
Deniz: Baba müzik açay mısın?
Baba: Açayım oğlum, neyi açayım?
Deniz: Ayıyı
Baba: Neyi?
Deniz: Ayıyı. Ayıyı baba! Biz ayı gibi ayı diyemiyoyuz baba!
Bu lafı duyunca Anne kopar :):) çocuğum arı gibi arı diyemiyor, baba da anlamıyor hayret bişey yaa..
diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Şubat 2013 Salı
14 Aralık 2012 Cuma
Diyalog 23
Doğa ile resim çiziyoruz, bi yandan çiziyo bi yandan anlatıyo ne çizdiğini..anlatmasa anlaşılacak gibi değil şu an çizdikleri zaten :D
Doğa: Şuraya gemi yaptııım
Doğa: Kaplan götürüyo gemiyiii
Anne: Ama gemiyi kaplan götürmez ki kaptan götürür
Doğa: Ama Tigger götürüyo gemiyi
Anne: :):):) haa tamam o zaman :)
Bu sefer Deniz ile değil Doğa ile araba sohbetindeyiz.
Doğa: Bizim neyimiz var?
Anne: Neyimiz var?
Doğa: pöjomuz
Doğa: Hangi yenk pöjomuuuz?
Anne: Hangi renk?
Doğa: Giriiii
Doğa: Nası giriiii?
Anne: Nası gri?
Doğa: Değişik giriiii
Anne: Değişik gri evet. Koyu gri aslında o :)
Deniz battaniyesiyle yatar, Doğa da plastik mısırı ile. Dün gece saat 4, Doğa mısırını bulamamış yatağın içinde. Deniz'e söylemiş :) Deniz bebefondan Cevher'i (bakıcımızı) çağırıyor.
Deniz: Cevheeeer, geeel. Doğa mısıyını kaybetmiş.
Çocuklu hayat...bir mısır ve gece uykuların bölük pörçük olması..
gece bile sohbet var ama :)
Anne: Oğlum çöp gibisin yaa :(
Deniz: Anne ben pis miyim?
Anne: :):)
Gel de şimdi açıkla..çöp = pis bişey olarak algıladı çocuk..
Anne: Çağır oğlum asansörü
Deniz: Asansöööör
Anne: :):)
Oyuncak sepetini salondan odaya taşıyacağız.
Anne: Hadi bana yardım edin de şu sepeti odaya taşıyalım
Doğa ve Deniz tutar birer köşesinden. (Maksat sorumluluk vermek, yoksa onlara taşıttığım yok:))
Anne: Aaah kollarım koptu, çabuk çabuk götürelim şunu odaya.
Deniz yere eğilir, bişey alırmış gibi yapar, sonra koluma uzanır.
Deniz: hıh taktım kolunu şimdi Anne.
Anne: :):)
2 yaş sendromlu günlere geldik, inatlaşmalar, hayırlar..dolayısyla iki keçi masalını her gün konu ediyoruz..gene bir "ben alcam", "yok ben alcam", "yok ben alcam " inatlaşmaları sonrasında;
Anne: Ama gene o iki keçi gibi oldunuz, keçiler ben ben ben dediler, kavga ettiler sonra ne oldu?
Deniz: suya düştüleeeer
Anne: Demek ki kavga etmek iyi bişey miymiş?
Deniz: iyi bişey değilmiiiiş
Deniz: Seni gidi keçi seniii, Anne ben kızdım ona
Anne: :):)
Bu arada masaldan konuşurken ben alcam mevzuusu da kapanmış oldu..bi taşla iki kuş ;)
Deniz hesap makinamı aldı az önce.
Cevher: Denizcim o annenin makinası, onla anne çalışıyor.
Deniz: Ben de çalışcam bunla.
Ve sonrasında rakamlara basar..
Deniz: 8e basınca 8 çıkıyooooo
Ne ilginç değil mi 8e basınca 8 çıkıyo :):) Bu merak bizi nereye götürecek çok merak ediyorum..
Anne: Kim mama yemek ister?
Deniz: Ben yememmm, Doğa sen ye
Doğa: Ben yemiicem, Deniz sen ye
Anne: Kim önce koşuyo mama sandalyesine?
Deniz ve Doğa: Ben ben ben ben
Mikemmellllll :):)
Deniz ile yorganın altındayız, Doğa'ya böö yapcaz bu sefer. Beklerken seviyorum oğlumu,
Anne: Güzel oğlum benim, balımmmm, kaymağımmmm..
Deniz: Anneee...sessiz ol!
Yedik ayarı gene :):)
Erkek işte sevilmeye gelemiyor :) Doğa olsaydı kedi gibi yanaşırdı bak :) O da kız işte sevilmeye bayılıyor da bayılıyor :):)
Anne: Kim bozdu bunu?
Doğa: Ben bozmadııım
Deniz: Ben bozmadım, Doğa bozdu. (aslında tam da şu noktada tahmin ediyorum kimin bozduğunu)
Anne: Hanginiz doğru söylüyo hanginiz yalan söylüyo peki?
Doğa: Ben doğyu söylüyoyum.
Deniz: Ben yalan söylüyoyum.
Anne: :):)
Beraber güneş çiziyoruz. Önce bi daire, sonra etrafına çubuklar..resimler bitince
Anne: Çok güzel olmuş güneşleriniz
Deniz: Çok güzel olmamış Anneee, biyaz güzel olmuş
Anne: :):) peki biraz güzel olmuş o zaman
Gene bir keçi hikayesi sonrasında (bu aralar taktılar bu masala, belki de çok fazla okumamızdan ve gün içinde örneklememden dolayı)
Doğa: Biz de bazen kavga ediyoyuz
Anne: Ama sonra barışıyosunuz di mi?
Doğa: Evet bayışıyoyuz
Anne: Çünkü galiba birbirinizi çok seviyosunuz?
Doğa: Ben çok seviyoyum
Deniz: Ben de çok seviyoyum
Ne diyim ben de sizi çok seviyorum :)
Anne: Ya sen yemeğini ye ya da ben seni yiycem :)
Deniz: Çocuklar yenmez Anneee!
Anne: :):)
Gayet cool bi şekilde söylüyor bunu bi de..günde zilyon kere yememe rağmen :):)
Deniz ile yere uzanmışız,
Deniz: Anne sen çok kocamansııın
bi süre sonra
Deniz: Anne ben çok küçücüğüüüm
bi süre sonra
Deniz: Ama biyaz büyüdüm Anne
Anne: :):) evet biraz büyüdün oğlum :)
Keçi masalında son nokta!! Yere koltuk minderini atmışlar (kendilerince köprü yapmışlar), bi taraftan biri diğer taraftan diğeri geliyor. Kafaları kütletip kıkır kıkır gülüyorlar.
Doğa: Anne bize baak
Anne: napıyosunuz?
Doğa: keçi olduk biz
Anne: :) Ama acımıyo mu kafanız?
Deniz: Acıyooo
Anne: ?!? e toslamayın o zaman..
Bi sonraki gün, gene karşılıklı iki keçi geliyor. Deniz (ala keçi olur kendisi) Doğa'yı (ak keçimiz) itekler. Doğa yere yapışır.
Doğa: Hüüüüü Anne ben Denisin keçi olmasını istemiyoyuuum..hüü
Anne öper acıyan yeri, nası olduysa gene hemencik geçer acısı..
Ve 1 dk içinde keçi oyununa devam...
Şaşkınlık içinde izliyorum iki keçimi :)
Sadece keçi olmuyoruz tabi..Deniz stegosorus, Doğa allosorus oluyor. Bana da diplodocus olmak düşüyor.
Doğa: Allosorus kaka yaptııı
Anne: Gel diplodocus alsın allosorus
Deniz: Stegosorus giymek istemedi yeleğini.
anne: Ama giymezse üşür, hasta olur sonra stegosorus. Sonra yarın nası gezer bizimle?
Deniz: Stegosorus giysin o zaman.
Not: Bilmeyenler için, hepsi bir dinozor cinsi. Şahsen ben şu yaşımda yeni öğreniyorum :)
Fotoğraf da koymak istiyorum fakat hesabıma ayrılan alan dolmuş..alanı büyütmek lazım, bi ara büyütüp fotolara da devam edicem inşallah..
Doğa: Şuraya gemi yaptııım
Doğa: Kaplan götürüyo gemiyiii
Anne: Ama gemiyi kaplan götürmez ki kaptan götürür
Doğa: Ama Tigger götürüyo gemiyi
Anne: :):):) haa tamam o zaman :)
Bu sefer Deniz ile değil Doğa ile araba sohbetindeyiz.
Doğa: Bizim neyimiz var?
Anne: Neyimiz var?
Doğa: pöjomuz
Doğa: Hangi yenk pöjomuuuz?
Anne: Hangi renk?
Doğa: Giriiii
Doğa: Nası giriiii?
Anne: Nası gri?
Doğa: Değişik giriiii
Anne: Değişik gri evet. Koyu gri aslında o :)
Deniz battaniyesiyle yatar, Doğa da plastik mısırı ile. Dün gece saat 4, Doğa mısırını bulamamış yatağın içinde. Deniz'e söylemiş :) Deniz bebefondan Cevher'i (bakıcımızı) çağırıyor.
Deniz: Cevheeeer, geeel. Doğa mısıyını kaybetmiş.
Çocuklu hayat...bir mısır ve gece uykuların bölük pörçük olması..
gece bile sohbet var ama :)
Anne: Oğlum çöp gibisin yaa :(
Deniz: Anne ben pis miyim?
Anne: :):)
Gel de şimdi açıkla..çöp = pis bişey olarak algıladı çocuk..
Anne: Çağır oğlum asansörü
Deniz: Asansöööör
Anne: :):)
Oyuncak sepetini salondan odaya taşıyacağız.
Anne: Hadi bana yardım edin de şu sepeti odaya taşıyalım
Doğa ve Deniz tutar birer köşesinden. (Maksat sorumluluk vermek, yoksa onlara taşıttığım yok:))
Anne: Aaah kollarım koptu, çabuk çabuk götürelim şunu odaya.
Deniz yere eğilir, bişey alırmış gibi yapar, sonra koluma uzanır.
Deniz: hıh taktım kolunu şimdi Anne.
Anne: :):)
2 yaş sendromlu günlere geldik, inatlaşmalar, hayırlar..dolayısyla iki keçi masalını her gün konu ediyoruz..gene bir "ben alcam", "yok ben alcam", "yok ben alcam " inatlaşmaları sonrasında;
Anne: Ama gene o iki keçi gibi oldunuz, keçiler ben ben ben dediler, kavga ettiler sonra ne oldu?
Deniz: suya düştüleeeer
Anne: Demek ki kavga etmek iyi bişey miymiş?
Deniz: iyi bişey değilmiiiiş
Deniz: Seni gidi keçi seniii, Anne ben kızdım ona
Anne: :):)
Bu arada masaldan konuşurken ben alcam mevzuusu da kapanmış oldu..bi taşla iki kuş ;)
Deniz hesap makinamı aldı az önce.
Cevher: Denizcim o annenin makinası, onla anne çalışıyor.
Deniz: Ben de çalışcam bunla.
Ve sonrasında rakamlara basar..
Deniz: 8e basınca 8 çıkıyooooo
Ne ilginç değil mi 8e basınca 8 çıkıyo :):) Bu merak bizi nereye götürecek çok merak ediyorum..
Anne: Kim mama yemek ister?
Deniz: Ben yememmm, Doğa sen ye
Doğa: Ben yemiicem, Deniz sen ye
Anne: Kim önce koşuyo mama sandalyesine?
Deniz ve Doğa: Ben ben ben ben
Mikemmellllll :):)
Deniz ile yorganın altındayız, Doğa'ya böö yapcaz bu sefer. Beklerken seviyorum oğlumu,
Anne: Güzel oğlum benim, balımmmm, kaymağımmmm..
Deniz: Anneee...sessiz ol!
Yedik ayarı gene :):)
Erkek işte sevilmeye gelemiyor :) Doğa olsaydı kedi gibi yanaşırdı bak :) O da kız işte sevilmeye bayılıyor da bayılıyor :):)
Anne: Kim bozdu bunu?
Doğa: Ben bozmadııım
Deniz: Ben bozmadım, Doğa bozdu. (aslında tam da şu noktada tahmin ediyorum kimin bozduğunu)
Anne: Hanginiz doğru söylüyo hanginiz yalan söylüyo peki?
Doğa: Ben doğyu söylüyoyum.
Deniz: Ben yalan söylüyoyum.
Anne: :):)
Beraber güneş çiziyoruz. Önce bi daire, sonra etrafına çubuklar..resimler bitince
Anne: Çok güzel olmuş güneşleriniz
Deniz: Çok güzel olmamış Anneee, biyaz güzel olmuş
Anne: :):) peki biraz güzel olmuş o zaman
Gene bir keçi hikayesi sonrasında (bu aralar taktılar bu masala, belki de çok fazla okumamızdan ve gün içinde örneklememden dolayı)
Doğa: Biz de bazen kavga ediyoyuz
Anne: Ama sonra barışıyosunuz di mi?
Doğa: Evet bayışıyoyuz
Anne: Çünkü galiba birbirinizi çok seviyosunuz?
Doğa: Ben çok seviyoyum
Deniz: Ben de çok seviyoyum
Ne diyim ben de sizi çok seviyorum :)
Anne: Ya sen yemeğini ye ya da ben seni yiycem :)
Deniz: Çocuklar yenmez Anneee!
Anne: :):)
Gayet cool bi şekilde söylüyor bunu bi de..günde zilyon kere yememe rağmen :):)
Deniz ile yere uzanmışız,
Deniz: Anne sen çok kocamansııın
bi süre sonra
Deniz: Anne ben çok küçücüğüüüm
bi süre sonra
Deniz: Ama biyaz büyüdüm Anne
Anne: :):) evet biraz büyüdün oğlum :)
Keçi masalında son nokta!! Yere koltuk minderini atmışlar (kendilerince köprü yapmışlar), bi taraftan biri diğer taraftan diğeri geliyor. Kafaları kütletip kıkır kıkır gülüyorlar.
Doğa: Anne bize baak
Anne: napıyosunuz?
Doğa: keçi olduk biz
Anne: :) Ama acımıyo mu kafanız?
Deniz: Acıyooo
Anne: ?!? e toslamayın o zaman..
Bi sonraki gün, gene karşılıklı iki keçi geliyor. Deniz (ala keçi olur kendisi) Doğa'yı (ak keçimiz) itekler. Doğa yere yapışır.
Doğa: Hüüüüü Anne ben Denisin keçi olmasını istemiyoyuuum..hüü
Anne öper acıyan yeri, nası olduysa gene hemencik geçer acısı..
Ve 1 dk içinde keçi oyununa devam...
Şaşkınlık içinde izliyorum iki keçimi :)
Sadece keçi olmuyoruz tabi..Deniz stegosorus, Doğa allosorus oluyor. Bana da diplodocus olmak düşüyor.
Doğa: Allosorus kaka yaptııı
Anne: Gel diplodocus alsın allosorus
Deniz: Stegosorus giymek istemedi yeleğini.
anne: Ama giymezse üşür, hasta olur sonra stegosorus. Sonra yarın nası gezer bizimle?
Deniz: Stegosorus giysin o zaman.
Not: Bilmeyenler için, hepsi bir dinozor cinsi. Şahsen ben şu yaşımda yeni öğreniyorum :)
Fotoğraf da koymak istiyorum fakat hesabıma ayrılan alan dolmuş..alanı büyütmek lazım, bi ara büyütüp fotolara da devam edicem inşallah..
26 Kasım 2012 Pazartesi
Diyalog 22
Boyama yapıyoruz.
Doğa: Ben boyıycam züyefayı
Deniz: Ben boyıycam
Anne: Ama şimdi o masaldaki iki keçi gibi oldunuz. Ben ben ben diyodu ordaki keçiler de.
Doğa: Ben ak keçiyiiim
Deniz: Ben ala keçiyiiim
Anne: :):)
Amma da ders çıkarmışlar di mi?
Doğa: Ben boyıycam züyefayı
Deniz: Ben boyıycam
Anne: Ama şimdi o masaldaki iki keçi gibi oldunuz. Ben ben ben diyodu ordaki keçiler de.
Doğa: Ben ak keçiyiiim
Deniz: Ben ala keçiyiiim
Anne: :):)
Amma da ders çıkarmışlar di mi?
Deniz'in uykusu gelmiş, herşeye mızırdanıyor, huysuzlanıyor.
Dudaklar bükülmüş.
Deniz: Anne giydirsin pijamamıııı..
Deniz: Anne salonda giydirsiiiin..
Anne: Peki oğlum. Yerim ben oğluşumun bükülmüş dudaklarınıııı :)
Deniz: Bükülmesin dudaklarııııım..
Anne: :):)
Severim senin huysuzluğunu bile..
Deniz: Anne giydirsin pijamamıııı..
Deniz: Anne salonda giydirsiiiin..
Anne: Peki oğlum. Yerim ben oğluşumun bükülmüş dudaklarınıııı :)
Deniz: Bükülmesin dudaklarııııım..
Anne: :):)
Severim senin huysuzluğunu bile..
24 Kasım 2012 Cumartesi
Diyalog 21
Anne resim tahtasına bi tırtıl çizer.
Anne: 3-4 tane daireyi yanyana çiziyosun. İşte tırtıl oluyor böyle.
Deniz: Anne o Audi olsun.
Anne: :):) Peki oğlum Audi olsun :)
2 yaş 3 aylık, araba manyağı bir oğlum var..bu iyi mi kötü mü şimdi?
Deniz Doğa'yı itekler.
Anne: Denizcim bile bile mi oldu yoksa yanlışlıkla mı oldu? (cevap belli ama gene de soruyorum)
Deniz: Biye biye oldu
Anne: O zaman sana ceza vermek zorunda kalıcam.
Deniz: Yannışyıkla olsaydı veymiycek miydiiin?
Anne: :):):)
Öyle laflar çıkıyor ki ağızlarından, ceza vermekte çok zorlanıyorum. Bugün gene bi itekleme sonucu aldı cezayı, biraz odasında yalnız bıraktım.
Deniz: Bi daha yapmıycam Annee..hüüüü..yapmak istemiyoyum Anne..hüüü
Her sabahki diş fırçalama rutinimiz sırasında;
Anne: Şimdi kim benle diş fırçalamaya geliyo?
Deniz: Kimse gelmiyo.
Anne: :):)
5 dk sonra,
Anne: Hadi arabaların da dişlerini fırçalayalım, onların da dişleri çürür fırçalamazsak.
Doğa ve Deniz birer tane araba alıp banyoya koşar. Önce kendi dişlerimizi fırçalarız, sonra eski diş fırçalarıyla arabaların dişlerini :)
Her akşam bizim yatağın içine saklanırız, baba gelince böö yaparız. Babanın da hep ödü kopar ;) Gene bir akşam
Anne: Yatağın örtüsünü kaldırın önce, sonra içine girin
Deniz ve Doğa koşar yatağın örtüsünü kaldırıp yere top gibi yığar.
Anne: Ama örtüyü öyle atmıyoruz değil mi? Anne nasıl yapıyo? Önce örtüyü katlıyooo..
Doğa: Sonna atıyooo..
Anne: :):):)
Çok pis bozdu beni eşşek :)
11 Eylül 2012 Salı
Diyalog 20
Her gün ölüyorum bitiyorum oyunlarını seyretmeye. Bugün neyse ki aklıma geldi videoya da çektim. Buraya koyamıyorum boyutu çok büyük olduğundan.
Doğa almış Çilli bebeğini, önce mama yediriyor sonra bıcı yaptırıyor:
Doğa: Çilli neyeye bakıyosun, buyaya baksana (Çillinin kafası yana dönmüş :) koptum ben bunu duyunca)
Doğa Çilli'nin kafasını çevirir.
Doğa: Çilli şimdi mama zamanı. Al bakalım Çilli (bi yandan tabaktan mama yedirir, bi yandan su içirir)
Çilli mamasını bitirdi.
Doğa: Çilli şimdi bıcı yapcaz. Şunu çıkartalııııım. (elbisesini çıkartır). İşte oldu Çilli.
Doğa: Şimdi de bunu çıkaymamız lazım (külotunu çıkarmaya çalışır, bi türlü çıkaramaz). Anne çıkayamıyoyum.
Anne: Bacaklarını dik yapacaksın Doğa. Ver ben dik yapayım sen çıkar sonra. (aldım dik yaptım)
Doğa: İşte şimdi çıkaydım. Gel Çilli. Anne bıcı kabımıs neyde?
Anne: Ben getireyim sana, dolabın içindeydi o. (getirir)
Doğa: Gel Çilli, şuyaya otuy, şimdi şampoon yapcaz. (şampuan döker, bardakla su döker foş foş diye)
Doğa: Bitti Çilli bıcı. Şimdi saralım. Havlun neyde Çilli? (ne bilsin Çilli havlusunu :))
bu böyle sürer gider..
Deniz: Şunu alabiliy miyim Doğa? (bardağı alır)
Doğa: Alabiliysin Deniz
Deniz: Bunu alabiliy miyim Doğa? (kaşığı alır)
Doğa: alabiliysin Deniz
Deniz: buyrun Anne, sana çay yaptım (nerden duymuş buyrun lafını, hiç kullanmadığım laflardan biri)
Anne: hmmmm nefis olmuş, içtiğim en güzel çaydı bu. hüüp hüüp hüüp
Devo'nun işyerinden arkadaşı konuşuyolar mı demiş, Devo da konuşuyorlar, sohbet ediyoruz demiş. Anlamlı şeyler söylüyolar mı bari demiş arkadaşı. Devo da herhalde söylüyolar, sohbet ediyoruz diyorum sana demiş :) Sohbetlerini sevdiklerim....hastasıyım o sohbetlerin :)
Doğa almış Çilli bebeğini, önce mama yediriyor sonra bıcı yaptırıyor:
Doğa: Çilli neyeye bakıyosun, buyaya baksana (Çillinin kafası yana dönmüş :) koptum ben bunu duyunca)
Doğa Çilli'nin kafasını çevirir.
Doğa: Çilli şimdi mama zamanı. Al bakalım Çilli (bi yandan tabaktan mama yedirir, bi yandan su içirir)
Çilli mamasını bitirdi.
Doğa: Çilli şimdi bıcı yapcaz. Şunu çıkartalııııım. (elbisesini çıkartır). İşte oldu Çilli.
Doğa: Şimdi de bunu çıkaymamız lazım (külotunu çıkarmaya çalışır, bi türlü çıkaramaz). Anne çıkayamıyoyum.
Anne: Bacaklarını dik yapacaksın Doğa. Ver ben dik yapayım sen çıkar sonra. (aldım dik yaptım)
Doğa: İşte şimdi çıkaydım. Gel Çilli. Anne bıcı kabımıs neyde?
Anne: Ben getireyim sana, dolabın içindeydi o. (getirir)
Doğa: Gel Çilli, şuyaya otuy, şimdi şampoon yapcaz. (şampuan döker, bardakla su döker foş foş diye)
Doğa: Bitti Çilli bıcı. Şimdi saralım. Havlun neyde Çilli? (ne bilsin Çilli havlusunu :))
bu böyle sürer gider..
Deniz: Şunu alabiliy miyim Doğa? (bardağı alır)
Doğa: Alabiliysin Deniz
Deniz: Bunu alabiliy miyim Doğa? (kaşığı alır)
Doğa: alabiliysin Deniz
Deniz: buyrun Anne, sana çay yaptım (nerden duymuş buyrun lafını, hiç kullanmadığım laflardan biri)
Anne: hmmmm nefis olmuş, içtiğim en güzel çaydı bu. hüüp hüüp hüüp
Devo'nun işyerinden arkadaşı konuşuyolar mı demiş, Devo da konuşuyorlar, sohbet ediyoruz demiş. Anlamlı şeyler söylüyolar mı bari demiş arkadaşı. Devo da herhalde söylüyolar, sohbet ediyoruz diyorum sana demiş :) Sohbetlerini sevdiklerim....hastasıyım o sohbetlerin :)
24 Ağustos 2012 Cuma
Diyalog 18
Karşımızdaki evin bahçesinde bir kedi yavrulamış. Bi süre onları izledik balkondan, 4 küçük yavru. Doğa inelim, sevelim onları deyip durdu. Anne kedi yavruları bıraktı yürümeye başladı bi tarafa doğru.
Anne: Annesi yavruları bıraktı oraya, mama bulmaya gidiyo herhalde
Doğa: Öpelim onları biz (duygusal yaklaşım)
Anne: Üzüldün mü?
Doğa: hı hıııı
Deniz: Onlar da bizi öpsün. Kedilerin ağızları var. (Çıkarcı yaklaşım :))
Sabah kahvaltıdayız. Doğa her zamanki gibi kitaplarıyla kahvaltı ediyor. Hastanede adlı bir kitaba bakıyoruz. Bi sürü hasta çocuk. Sürekli soruyor "Anne ona nolmuş?" "Anne buna nolmuş?". Cevap veriyorum "Onun kolu kırılmış", "Bunun kulağı ağrımış". Bazılarına ne olduğu belli değil, yazmıyor ve resimden de anlaşılmıyor. Doğa onları sorup da ben de üstüste cevap veremeyince;
Doğa: Anne sen herşeyi bilmiyosuuun!
dedi ve ben koptum tabii ki :D
Kapıdan çıkacaklar, ayakkabıları giyiniyorlar. Deniz Doğa'nın ayakkabısını almaya çalıştı. Bu aralar birbirlerinin eşyalarına pek bi merakları var nedense. Kavga çıkmasın diye "Hadi değişelim. Değiiiş Tokuşşş" diyorum. Bazen değiştiriyorlar, bazen değiştirmemekte direniyorlar. Değiş tokuş sihirli kelime ama :). Neyse Deniz Doğa'nınkini elinden almaya çalışırken;
Anne: Öyle elinden alınmaz ama. Sor bakalım kardeşim değiş tokuş yapalım mı de
Deniz: Kardeşim, değiş tokuş yapalım mı?
Doğa: Yapmayalım
Anne: Yapmayacakmış oğlum sen kendi ayakkabını giy
Deniz: Bu ne biçim Anne
Anne: :D:D:D (çözemedim tabii kavgayı ne biçim anneyim ben?)
Doğa tahvamını (tavşanını) alır, odadan salona dans ede ede ve "birlikte dans eder gezeriz biz" şarkısını söyleye söyleye gelir. Ölürüm gülmekten gene. Ertesi sabah da eline tavşanı alıp gelir yanıma, sorar,
Doğa: Anne ben nası söyledim şarkıyı?
Anne: Çok güzel söyledin Doğacım hadi gene söyle
Doğa alır tavhamı gene şarkı söylemeye başlar.
Doğa çok dillendi bugünlerde, Deniz'le yarışır hale geldi :)
Deniz de bu aralar araba markalarına takmış durumda. Kesin bildiği markalar; vosvogen, yeno (renault), beneve (bmw), poje (pejo), lamborghini, mercedes, dacia, audi. Diğerlerini de sorup duruyor, yakında hepsini ezberler. Balkondan bakarken yeno geçti, vosvogen geçti diye söyleyip duruyor.
Anne: Annesi yavruları bıraktı oraya, mama bulmaya gidiyo herhalde
Doğa: Öpelim onları biz (duygusal yaklaşım)
Anne: Üzüldün mü?
Doğa: hı hıııı
Deniz: Onlar da bizi öpsün. Kedilerin ağızları var. (Çıkarcı yaklaşım :))
Sabah kahvaltıdayız. Doğa her zamanki gibi kitaplarıyla kahvaltı ediyor. Hastanede adlı bir kitaba bakıyoruz. Bi sürü hasta çocuk. Sürekli soruyor "Anne ona nolmuş?" "Anne buna nolmuş?". Cevap veriyorum "Onun kolu kırılmış", "Bunun kulağı ağrımış". Bazılarına ne olduğu belli değil, yazmıyor ve resimden de anlaşılmıyor. Doğa onları sorup da ben de üstüste cevap veremeyince;
Doğa: Anne sen herşeyi bilmiyosuuun!
dedi ve ben koptum tabii ki :D
Kapıdan çıkacaklar, ayakkabıları giyiniyorlar. Deniz Doğa'nın ayakkabısını almaya çalıştı. Bu aralar birbirlerinin eşyalarına pek bi merakları var nedense. Kavga çıkmasın diye "Hadi değişelim. Değiiiş Tokuşşş" diyorum. Bazen değiştiriyorlar, bazen değiştirmemekte direniyorlar. Değiş tokuş sihirli kelime ama :). Neyse Deniz Doğa'nınkini elinden almaya çalışırken;
Anne: Öyle elinden alınmaz ama. Sor bakalım kardeşim değiş tokuş yapalım mı de
Deniz: Kardeşim, değiş tokuş yapalım mı?
Doğa: Yapmayalım
Anne: Yapmayacakmış oğlum sen kendi ayakkabını giy
Deniz: Bu ne biçim Anne
Anne: :D:D:D (çözemedim tabii kavgayı ne biçim anneyim ben?)
Doğa tahvamını (tavşanını) alır, odadan salona dans ede ede ve "birlikte dans eder gezeriz biz" şarkısını söyleye söyleye gelir. Ölürüm gülmekten gene. Ertesi sabah da eline tavşanı alıp gelir yanıma, sorar,
Doğa: Anne ben nası söyledim şarkıyı?
Anne: Çok güzel söyledin Doğacım hadi gene söyle
Doğa alır tavhamı gene şarkı söylemeye başlar.
Doğa çok dillendi bugünlerde, Deniz'le yarışır hale geldi :)
Deniz de bu aralar araba markalarına takmış durumda. Kesin bildiği markalar; vosvogen, yeno (renault), beneve (bmw), poje (pejo), lamborghini, mercedes, dacia, audi. Diğerlerini de sorup duruyor, yakında hepsini ezberler. Balkondan bakarken yeno geçti, vosvogen geçti diye söyleyip duruyor.
23 Ağustos 2012 Perşembe
Diyalog 17
Doğa bodysinin içine balkondaki mandalların hepsini doldurur;
Doğa: Bak Anne göbek yaptım, baba gibi :):)
Doğa balkondaki mandallardan birini kırar;
Doğa: Anne köpek yapsın bunu (tamir etsin anlamında)
Anne: Köpek nası yapcak onu Doğaaa?
Doğa: Elleyi vay Anne
Anne: hıııı :) (nası düşünemedim elleri olduğunu?)
Doğa: Bak Anne göbek yaptım, baba gibi :):)
Doğa balkondaki mandallardan birini kırar;
Doğa: Anne köpek yapsın bunu (tamir etsin anlamında)
Anne: Köpek nası yapcak onu Doğaaa?
Doğa: Elleyi vay Anne
Anne: hıııı :) (nası düşünemedim elleri olduğunu?)
22 Ağustos 2012 Çarşamba
İnciler
Cevher'le birlikte resim yapıyorlar;
Deniz: Cevher buna sap deniyo (çiçek yapmışlar, öğretiyo Cevher'e :))
Cevher resim yapmayı pek beceremez, Allah bilir ne yaptıysa Doğa bişeye benzetememiş :)
Doğa: Cevher bu neye benzedi?
Cevher ve Anne: :D:D:D
Kırklareli'de bahçede salıncaktalar.
Anne: Baba salıncakları yamuk bağlamış
Deniz: Bu ne biçim baba?
Anne: :D:D
Kırklareli'den döndük, iş günü baba işe gitti. Anne babaya telefon açıyor.
Deniz: Anne bu ne biçim babayı arama
Anne: :D:D:D (benle ilgilen telefonu bırak demek istiyor aslında)
Anne işle ilgili bi sıkıntı yaşadı, üzüldü biraz.
Anne: Ben bugün biraz üzüldüm.
Doğa: Üzülme Anne, ben seni öpeyim.
Anne unuttu gitti işi gücü o noktada :)
Anne: Siz kavga edince ben çok üzülüyorum, ağlamak istiyorum o zaman
Doğa: Ağlama sen Anne, ben seni çok seviyoyum.
Anne: :D:D Ben de seni çok seviyoyum Doğacımmm :)
Paşa ile Ayça Hala kavgasındalar. Doğa çıkıyor Ayça Hala'nın kucağına, Paşa atlıyor anında Ayça Hala'ya.
Anne: Ayça Hala'yı Paşa'ya verir misin Doğacım?
Doğa: Veymem!
Deniz: Cevher buna sap deniyo (çiçek yapmışlar, öğretiyo Cevher'e :))
Cevher resim yapmayı pek beceremez, Allah bilir ne yaptıysa Doğa bişeye benzetememiş :)
Doğa: Cevher bu neye benzedi?
Cevher ve Anne: :D:D:D
Kırklareli'de bahçede salıncaktalar.
Anne: Baba salıncakları yamuk bağlamış
Deniz: Bu ne biçim baba?
Anne: :D:D
Kırklareli'den döndük, iş günü baba işe gitti. Anne babaya telefon açıyor.
Deniz: Anne bu ne biçim babayı arama
Anne: :D:D:D (benle ilgilen telefonu bırak demek istiyor aslında)
Anne işle ilgili bi sıkıntı yaşadı, üzüldü biraz.
Anne: Ben bugün biraz üzüldüm.
Doğa: Üzülme Anne, ben seni öpeyim.
Anne unuttu gitti işi gücü o noktada :)
Anne: Siz kavga edince ben çok üzülüyorum, ağlamak istiyorum o zaman
Doğa: Ağlama sen Anne, ben seni çok seviyoyum.
Anne: :D:D Ben de seni çok seviyoyum Doğacımmm :)
Paşa ile Ayça Hala kavgasındalar. Doğa çıkıyor Ayça Hala'nın kucağına, Paşa atlıyor anında Ayça Hala'ya.
Anne: Ayça Hala'yı Paşa'ya verir misin Doğacım?
Doğa: Veymem!
9 Ağustos 2012 Perşembe
Diyalog 16
Kızım sessiz dedim ama bu aralar o da başladı daha çok konuşmaya. bir de hızlı konuşmaya çabalıyor nedense..
Anne: Doğa sen de kek ister misin?
Doğa: İstemem anne
Anne: Neden istemezsin?
Doğa: Ben mamamı bitirdim anne.
Deniz hamurun kapağını açar;
Deniz: İşte açtım anne, kendim açtım anne
Anne: Aferin oğluma
Doğa açmayı dener, açamayınca;
Doğa: Ben daha küçüküm anne
Anne: :):) sen de açabilirsin, küçük değilsin sen de (kapağı biraz gevşetir, Doğa açar ve mutlu olur)
Anne: Doğa sen de kek ister misin?
Doğa: İstemem anne
Anne: Neden istemezsin?
Doğa: Ben mamamı bitirdim anne.
Deniz hamurun kapağını açar;
Deniz: İşte açtım anne, kendim açtım anne
Anne: Aferin oğluma
Doğa açmayı dener, açamayınca;
Doğa: Ben daha küçüküm anne
Anne: :):) sen de açabilirsin, küçük değilsin sen de (kapağı biraz gevşetir, Doğa açar ve mutlu olur)
12 Temmuz 2012 Perşembe
Diyalog 12
Deniz balkondan kediyi çağırıyor :)
Deniz: keeediii Deniz seni çağırıyooo
Deniz: Kedi sokaktan geeel
Deniz: Gitme kedi
Deniz Aygaz arabasının sesini duyar;
Deniz: Aygaaaaz, nerdesin Aygaz?
Deniz: Seni Aygaz seni, nerdesin?
Deniz: keeediii Deniz seni çağırıyooo
Deniz: Kedi sokaktan geeel
Deniz: Gitme kedi
Deniz Aygaz arabasının sesini duyar;
Deniz: Aygaaaaz, nerdesin Aygaz?
Deniz: Seni Aygaz seni, nerdesin?
6 Temmuz 2012 Cuma
Diyalog 11
Eve giren sineği bulmaya çalışıyorlar Cevher ile. Salondaki duvarın önüne geliyorlar.
Deniz: Cevher Teyze bak burda
Cevher: Orda yok ki
Deniz: İşte burda, bak işte burda
Cevher: Orda sinek yok Denizcim, o sinek değil
Deniz: Biz öyle sanduk (öyle sandık :))
Sen nerden biliyosun sanmak ne demek Allah'ım yaa..
Doğa: Anne gel bişey söyliycem
Anne: Söyle Doğacım
Doğa: Bişey söyliycem
Anne: Söyle işte Doğacım
Doğa Anne'yi çekiştirerek salona getirir, bebeklerini gösterir
Doğa: Elele tutuştular Anne
Anne güler :):) Bütün bebekleri elele tutuşturmuş koltuğun üstüne koymuş, babayı bekliyormuş hepsi :) Babanın gelme saatine 5-10 dk kala oluyor bu :)
Deniz'de 2 gündür uyumaya itirazlar var.
Deniz: Anne ben balkonda kalıcam, uyumıycam
Anne: Akşam oldu Deniz, şimdi bütün çocuklar anneler babalar teyzeler babaanneler anneanneler dedeler, herkes uyuyacak.
Deniz ağlar, "uyumıycam uyumıycam balkonda kalıcam ben".
Anne umursamaz, odaya gider, çünkü ağlamıyo aslında, şansını deniyo.
Deniz ağlamaya devam eder, bi taraftan bişeyler söyler.
Anne ne söylüyo bi gidip bakayım der.
Deniz: Anne geeel, su vey bana gımızı bardaktan (su ver bana kırmızı bardaktan)
Anne gider verir, bi şekilde odaya sokar, konuşa konuşa suyu içire içire sakinleştirir, pijamaları giydirir (anne giymeycem pijamalarımı :) eşliğinde) , yatağına yatırır.
Deniz: Anne balkona çıkalım
Anne: Ama şimdi aydede çıktı, herkes uyuyo. Sabah güneş çıksın, ha ha ha yapsın, günaydın desin, o zaman balkona çıkarız.
Deniz: Aydede çıkmasııın, güneş çıksıııın
Anne: Ama çıktı oğlum. Sırayla çıkar aydede ve güneş. Bi aydede çıkar, sonra aydede gider, güneş çıkar. Sonra güneş gider aydede çıkar. Sırayla çıkarlar. Şimdi aydedede sıra.
Deniz. Çıkmasın ama aydede, güneş çıksın
Anne: Tamam oğlum çıkmasın aydede
Deniz: Çıkmasın aydede
Anne: İyi uykular oğlum
Deniz: İyiki anne (iyi uykular anne)
Nasıl tatlıya bağladık anlamadım, aydede çıkmasın diye kabul ettiğimde oldu sanırım tatlıya bağlama :)
Ve bu gecenin sabahında, saat 5te Deniz uyanır, "Anne çıkar pijamalarımı şortumu giydir" :):)
Anne: "Daha güneş çıkmadı oğlum, çıkınca giydiricem şortunu" :):)
Nasıl unutmuyor ve uyku arasında nasıl düşünüyor bilmiyorum..
Anne: bana uçan bişey söyleyin
Deniz ve Doğa: Heepöö (helikopter), uçak, balon, sinek, arı, kelebek, kuş..bunları saydılar
Anne: köpek uçar mı?
Deniz Doğa: Uçmaaaz
Anne: Bana zıplayan bişey söyleyin
Doğa: Kuubağa (kurbağa)
Deniz: Doğa ve Deniz :):):)
Anne: eveet Doğa ve Deniz de zıplıyooo (güler güler güler)
Doğa: Mickey faye :):)
Anne: eveet Mickey de zıplıyooo (güler güler güler)
Anne: Kardeşler napılır? (soruya bak böyle soru mu olur? ama o an kardeş kavgası ile ilgili bi konu üzerindeydik :))
Doğa: Seviliiy :):):)
Anne: seviliiir, öpülüüür, sarılınıııır. Kardeşlere vurulur mu?
Doğa ve Deniz: Vurulmaaaz
Ama günde kaç kere birbirlerine vuruyorlar ya da itekliyorlar bilmiyorum. Daha çok Deniz yapıyor bu aralar..
Deniz yapboz yapıyor, yaparken kafasını sallayıp
Deniz: "hı hı bu buranın, bu buranın" diyor bi yandan. Bi yandan da hiç de oranın olmayan bi parçayı sokmaya çalışıyor :):) Ölüyorum gülmekten, öyle emin ki..
Anne: O oranın mı oğlum, acaba oranınki başka bişey mi?
Deniz: hm hm buranın bu, evet buranın :):):)
Doğa dün şoka soktu beni. İki tane 20lik yapbozu almış, ikisine birden başlamış. Parçaları karışık yapbozların ve ikisini birden yapıyor. Resmen hangi parça nerenin hangi yapbozun biliyor.
Anne: Sen mi yapıyosun Doğa ikisini de?
Doğa: hı hı, ikisi biyden
Anne: Afferin benim akıllı kızıma :):):):)
Deniz: Cevher Teyze bak burda
Cevher: Orda yok ki
Deniz: İşte burda, bak işte burda
Cevher: Orda sinek yok Denizcim, o sinek değil
Deniz: Biz öyle sanduk (öyle sandık :))
Sen nerden biliyosun sanmak ne demek Allah'ım yaa..
Doğa: Anne gel bişey söyliycem
Anne: Söyle Doğacım
Doğa: Bişey söyliycem
Anne: Söyle işte Doğacım
Doğa Anne'yi çekiştirerek salona getirir, bebeklerini gösterir
Doğa: Elele tutuştular Anne
Anne güler :):) Bütün bebekleri elele tutuşturmuş koltuğun üstüne koymuş, babayı bekliyormuş hepsi :) Babanın gelme saatine 5-10 dk kala oluyor bu :)
Deniz'de 2 gündür uyumaya itirazlar var.
Deniz: Anne ben balkonda kalıcam, uyumıycam
Anne: Akşam oldu Deniz, şimdi bütün çocuklar anneler babalar teyzeler babaanneler anneanneler dedeler, herkes uyuyacak.
Deniz ağlar, "uyumıycam uyumıycam balkonda kalıcam ben".
Anne umursamaz, odaya gider, çünkü ağlamıyo aslında, şansını deniyo.
Deniz ağlamaya devam eder, bi taraftan bişeyler söyler.
Anne ne söylüyo bi gidip bakayım der.
Deniz: Anne geeel, su vey bana gımızı bardaktan (su ver bana kırmızı bardaktan)
Anne gider verir, bi şekilde odaya sokar, konuşa konuşa suyu içire içire sakinleştirir, pijamaları giydirir (anne giymeycem pijamalarımı :) eşliğinde) , yatağına yatırır.
Deniz: Anne balkona çıkalım
Anne: Ama şimdi aydede çıktı, herkes uyuyo. Sabah güneş çıksın, ha ha ha yapsın, günaydın desin, o zaman balkona çıkarız.
Deniz: Aydede çıkmasııın, güneş çıksıııın
Anne: Ama çıktı oğlum. Sırayla çıkar aydede ve güneş. Bi aydede çıkar, sonra aydede gider, güneş çıkar. Sonra güneş gider aydede çıkar. Sırayla çıkarlar. Şimdi aydedede sıra.
Deniz. Çıkmasın ama aydede, güneş çıksın
Anne: Tamam oğlum çıkmasın aydede
Deniz: Çıkmasın aydede
Anne: İyi uykular oğlum
Deniz: İyiki anne (iyi uykular anne)
Nasıl tatlıya bağladık anlamadım, aydede çıkmasın diye kabul ettiğimde oldu sanırım tatlıya bağlama :)
Ve bu gecenin sabahında, saat 5te Deniz uyanır, "Anne çıkar pijamalarımı şortumu giydir" :):)
Anne: "Daha güneş çıkmadı oğlum, çıkınca giydiricem şortunu" :):)
Nasıl unutmuyor ve uyku arasında nasıl düşünüyor bilmiyorum..
Anne: bana uçan bişey söyleyin
Deniz ve Doğa: Heepöö (helikopter), uçak, balon, sinek, arı, kelebek, kuş..bunları saydılar
Anne: köpek uçar mı?
Deniz Doğa: Uçmaaaz
Anne: Bana zıplayan bişey söyleyin
Doğa: Kuubağa (kurbağa)
Deniz: Doğa ve Deniz :):):)
Anne: eveet Doğa ve Deniz de zıplıyooo (güler güler güler)
Doğa: Mickey faye :):)
Anne: eveet Mickey de zıplıyooo (güler güler güler)
Anne: Kardeşler napılır? (soruya bak böyle soru mu olur? ama o an kardeş kavgası ile ilgili bi konu üzerindeydik :))
Doğa: Seviliiy :):):)
Anne: seviliiir, öpülüüür, sarılınıııır. Kardeşlere vurulur mu?
Doğa ve Deniz: Vurulmaaaz
Ama günde kaç kere birbirlerine vuruyorlar ya da itekliyorlar bilmiyorum. Daha çok Deniz yapıyor bu aralar..
Deniz yapboz yapıyor, yaparken kafasını sallayıp
Deniz: "hı hı bu buranın, bu buranın" diyor bi yandan. Bi yandan da hiç de oranın olmayan bi parçayı sokmaya çalışıyor :):) Ölüyorum gülmekten, öyle emin ki..
Anne: O oranın mı oğlum, acaba oranınki başka bişey mi?
Deniz: hm hm buranın bu, evet buranın :):):)
Doğa dün şoka soktu beni. İki tane 20lik yapbozu almış, ikisine birden başlamış. Parçaları karışık yapbozların ve ikisini birden yapıyor. Resmen hangi parça nerenin hangi yapbozun biliyor.
Anne: Sen mi yapıyosun Doğa ikisini de?
Doğa: hı hı, ikisi biyden
Anne: Afferin benim akıllı kızıma :):):):)
2 Şubat 2012 Perşembe
Diyalog 8
Daha önce de yazmıştım, Tübitak'ın 3-6 yaş kitaplarına bayılıyoruz bu aralar. İlgilerini çeker diye en son Çiftlikte adlı kitabı aldım. Onu okurken öğrendiklerinden çıkan bir diyalog;
Anne: İnekler bize ne veriyo?
Deniz: süü (süt)
Anne: Tavuklar bize ne veriyo?
Deniz: yuuu (yumurta)
Anne: Arılar bize ne veriyo?
Deniz: baa (bal)
Dün sorduğum sorularda farkettim ki VAR/YOK kavramlarını öğrenmiş benim oğluşum :)
Anne: Senin kuyruğun var mı Deniz?
Deniz: yöh (yok)
Anne: Annenin kuyruğu var mı?
Deniz: yöh
Anne: Kedinin kuyruğu var mı?
Deniz: vaaaa (var)
Anne: İneğin kuyruğu var mı?
Deniz: vaaaa
Anne: Şapkan var mı oğlum?
Deniz: vaaa
Anne: ne renk şapkan?
Deniz kaa (kahverengi)
Anne: Senin şapkan var mı Doğa?
Doğa: hım hım (Bu da doğru cevap ama dimi :):))
Doğa yok kavramını da ellerini iki yana açıp anlatıyor. Şimdilik ;)
Anne: Bisikletin var mı oğlum?
Deniz: yöh (Buradan ilgililere duyurulur. Oğlumun bisikleti yöhmüş :))
Doğa da bir iki haftadır HEPSİ/HİÇ kavramlarına takmış durumda :) Hiç beklemediğimiz bi anda hepsi'yi patlatıveriyor nasıl yani deyip kalıyoruz. Hiç kavramını genellikle tekrar ile kullanıyor.
Doğa Deniz'e cici yapar (aslında içinden patlatmak gelmektedir ama anneye bakar dudaklar öö şeklini alır ve cici yapar Deniz'e) Şehnaz da Deniz cici di mi kızım der;
Şehnaz: Deniz cici di mi kızım. Burdaki herkes cici.
Doğa: Hepsiiii der (biz burda güleriz :)) Sonra herkesin (baba, anne, Şehnaz) tek tek kafasını cici yapar.
Anne öğle vakti uykuya ikna etme çabasında; (ikna etmeden olmuyor, ağlamalar, itirazlar...)
Anne: Şimdi bütüüün bebeklerin uykusu gelmiş, bütüüün bebekler uyuyor, piş piş yapıyor.
Doğa: Hepsiiiii (anne güler güler güler)
Anne: evet hepsiiii Doğacım
Anne: Hiiiç kar kalmamış
Doğa: Hiç
Anne: Hepsi erimiş karların
Doğa: Hepsiiii
Bu arada Doğa tahta yapbozları pıtır pıtır yerleştiriyor. Yeni yapboz koydum bugün önüne, onu da yadırgamadan hemen yerleştiriverdi. Henüz parçalı yapbozları denemedim, çok erken onlara diye. Deniz bir iki koyuyor sonra sıkılıp bırakıyor.
O kadar farklı şeylere ilgileri ve yetenekleri var ki..zorlamıyorum, herkes ayrı konularda başarılı, mühim olan onların ilgilerini çekebilmek..akşam üzeri Devo'ya dedim, neden illaki bi çocuğun matemetiği çok iyi olsun istenir? TAM bir saçmalık..iki çocuk gözümün önünde aynı anda büyürken daha da çok farkediyorum bazı şeyleri..Çocuğunu anlamak, keşfetmek, tanımak çok çok önemli..umarım biz keşfedebiliriz Doğa ve Deniz'i..
Anne: İnekler bize ne veriyo?
Deniz: süü (süt)
Anne: Tavuklar bize ne veriyo?
Deniz: yuuu (yumurta)
Anne: Arılar bize ne veriyo?
Deniz: baa (bal)
Dün sorduğum sorularda farkettim ki VAR/YOK kavramlarını öğrenmiş benim oğluşum :)
Anne: Senin kuyruğun var mı Deniz?
Deniz: yöh (yok)
Anne: Annenin kuyruğu var mı?
Deniz: yöh
Anne: Kedinin kuyruğu var mı?
Deniz: vaaaa (var)
Anne: İneğin kuyruğu var mı?
Deniz: vaaaa
Anne: Şapkan var mı oğlum?
Deniz: vaaa
Anne: ne renk şapkan?
Deniz kaa (kahverengi)
Anne: Senin şapkan var mı Doğa?
Doğa: hım hım (Bu da doğru cevap ama dimi :):))
Doğa yok kavramını da ellerini iki yana açıp anlatıyor. Şimdilik ;)
Anne: Bisikletin var mı oğlum?
Deniz: yöh (Buradan ilgililere duyurulur. Oğlumun bisikleti yöhmüş :))
Doğa da bir iki haftadır HEPSİ/HİÇ kavramlarına takmış durumda :) Hiç beklemediğimiz bi anda hepsi'yi patlatıveriyor nasıl yani deyip kalıyoruz. Hiç kavramını genellikle tekrar ile kullanıyor.
Doğa Deniz'e cici yapar (aslında içinden patlatmak gelmektedir ama anneye bakar dudaklar öö şeklini alır ve cici yapar Deniz'e) Şehnaz da Deniz cici di mi kızım der;
Şehnaz: Deniz cici di mi kızım. Burdaki herkes cici.
Doğa: Hepsiiii der (biz burda güleriz :)) Sonra herkesin (baba, anne, Şehnaz) tek tek kafasını cici yapar.
Anne öğle vakti uykuya ikna etme çabasında; (ikna etmeden olmuyor, ağlamalar, itirazlar...)
Anne: Şimdi bütüüün bebeklerin uykusu gelmiş, bütüüün bebekler uyuyor, piş piş yapıyor.
Doğa: Hepsiiiii (anne güler güler güler)
Anne: evet hepsiiii Doğacım
Anne: Hiiiç kar kalmamış
Doğa: Hiç
Anne: Hepsi erimiş karların
Doğa: Hepsiiii
Bu arada Doğa tahta yapbozları pıtır pıtır yerleştiriyor. Yeni yapboz koydum bugün önüne, onu da yadırgamadan hemen yerleştiriverdi. Henüz parçalı yapbozları denemedim, çok erken onlara diye. Deniz bir iki koyuyor sonra sıkılıp bırakıyor.
O kadar farklı şeylere ilgileri ve yetenekleri var ki..zorlamıyorum, herkes ayrı konularda başarılı, mühim olan onların ilgilerini çekebilmek..akşam üzeri Devo'ya dedim, neden illaki bi çocuğun matemetiği çok iyi olsun istenir? TAM bir saçmalık..iki çocuk gözümün önünde aynı anda büyürken daha da çok farkediyorum bazı şeyleri..Çocuğunu anlamak, keşfetmek, tanımak çok çok önemli..umarım biz keşfedebiliriz Doğa ve Deniz'i..
27 Ocak 2012 Cuma
Diyalog 7
Anne: Karga karga
Deniz: gaaak
Anne: dedi. Çık şu dala
Deniz: baaak
Anne: dedi. Çıktım baktım
Deniz: oooo
Anne: dala. Bu karga
Deniz: neee
Anne: budala. (Deniz'i öper öper öper :))
Bunu karga gördükçe söyler dururduk dışarıda gezerken. Geçen bi baktım ezberlemiş en vurgulu kısımlarını. Şaştım kaldım :)
Anne: Dayı nerede oğlum?
Deniz: akkaar (asker)
Deniz: gaaak
Anne: dedi. Çık şu dala
Deniz: baaak
Anne: dedi. Çıktım baktım
Deniz: oooo
Anne: dala. Bu karga
Deniz: neee
Anne: budala. (Deniz'i öper öper öper :))
Bunu karga gördükçe söyler dururduk dışarıda gezerken. Geçen bi baktım ezberlemiş en vurgulu kısımlarını. Şaştım kaldım :)
Anne: Dayı nerede oğlum?
Deniz: akkaar (asker)
26 Ocak 2012 Perşembe
Diyalog 6
Ne zamandır yazmıyorum bıdıkların konuşmalarını ve kelimelerini. Artık herşeyi söyleyebildiklerinden hangi birini yazıcam bilmiyorum. Geldiğimiz nokta her türlü kelimeyi söylemeye taklit etmeye çalışma ve sonunda söyleme :)
hepis: hamster
yazi: yazı
diş: diş ve diş fırçası için kullanıyorlar
kaa: kaymak
baa: bal
sala: salatalık
epe: efe
mama: makas (ma ile başlayan başka şeylerde mama oluyor nedense)
çi: çiçek
heh: Şehnaz
ta: Tahir
döö: Doğa (deniz böyle diyor)
öbü: Özgül (Doğa böyle diyor)
ögü: Özgül (Deniz böyle diyor)
kuu: Kurt (Gümüştekin Kurt olmalı!! Soyadı Kanunu değişsin istiyorum :))
çiz: çiz
otu: otur
amaaan: aman
aboo: aboo
hepsi: hepsi
hiç: hiç
hep: hep
naa: nar
üzü: üzüm
kis: kız
muu: muz
po: portakal, postacı, poaça
höp bö: Sünger Bob :):)
vb aklınıza gelebilecek her türlü kelime çıkıyor artık.
Anne: Annenin kitabında ne var oğlum?
Deniz: yaziiiii
Esasında ben bu soruyu sormadan önce bir gün ben kitap okurken Deniz yanıma geldi kitabı gösterdi yaziii dedi. Ben şoka girdim tabii. Ne ara kapmış o kelimeyi anlamadım.
Bu da Güneşli bir Gün kitabımızı okurken annenin kafadan atma sorularından..
Anne: Arılar çiçeklerden ne toplar?
Doğa ve Deniz: baaa
Anne: Balı nereye götürür arılar?
Doğa ve Deniz: ev (evlerine yani kovana)
Anne: Evlerinde napıyolar?
Doğa ve Deniz: baa
Anne: balı kimler yer?
Doğa ve Deniz: dedeee, annee, baba, heh (şehnaz), Dee/Denis (deniz), Döö (Doğa)
Doğa toplamış bebeklerini. Ayşe, Ayşe'nin annesi ve babası elinde. Bana gösteriyor ve;
Doğa: Hepsiiii
diyor. Ben de yiyorum yiyorum yiyorum Doğa'yı :) Hepsini almış eline yani :)
Bu arada Doğa kitaplarına çok düşkün. yataktan kalkıyor alıyor kitabını eline başlıyor anlatmaya Epe ege bişeyler bişeyler. Kitabımızda Efe ve Ege ve Eda var onları anlatıyor. sonra onu bırakıp başka kitabı alıyor sonra başka kitabı. Çok güzel oyalanıyor kitaplarla. Bazen ben okuyorum bazen Şehnaz okuyor bazen kendi açıp okuyor. Ölüyorum gülmekten :):)
hepis: hamster
yazi: yazı
diş: diş ve diş fırçası için kullanıyorlar
kaa: kaymak
baa: bal
sala: salatalık
epe: efe
mama: makas (ma ile başlayan başka şeylerde mama oluyor nedense)
çi: çiçek
heh: Şehnaz
ta: Tahir
döö: Doğa (deniz böyle diyor)
öbü: Özgül (Doğa böyle diyor)
ögü: Özgül (Deniz böyle diyor)
kuu: Kurt (Gümüştekin Kurt olmalı!! Soyadı Kanunu değişsin istiyorum :))
çiz: çiz
otu: otur
amaaan: aman
aboo: aboo
hepsi: hepsi
hiç: hiç
hep: hep
naa: nar
üzü: üzüm
kis: kız
muu: muz
po: portakal, postacı, poaça
höp bö: Sünger Bob :):)
vb aklınıza gelebilecek her türlü kelime çıkıyor artık.
Anne: Annenin kitabında ne var oğlum?
Deniz: yaziiiii
Esasında ben bu soruyu sormadan önce bir gün ben kitap okurken Deniz yanıma geldi kitabı gösterdi yaziii dedi. Ben şoka girdim tabii. Ne ara kapmış o kelimeyi anlamadım.
Bu da Güneşli bir Gün kitabımızı okurken annenin kafadan atma sorularından..
Anne: Arılar çiçeklerden ne toplar?
Doğa ve Deniz: baaa
Anne: Balı nereye götürür arılar?
Doğa ve Deniz: ev (evlerine yani kovana)
Anne: Evlerinde napıyolar?
Doğa ve Deniz: baa
Anne: balı kimler yer?
Doğa ve Deniz: dedeee, annee, baba, heh (şehnaz), Dee/Denis (deniz), Döö (Doğa)
Doğa toplamış bebeklerini. Ayşe, Ayşe'nin annesi ve babası elinde. Bana gösteriyor ve;
Doğa: Hepsiiii
diyor. Ben de yiyorum yiyorum yiyorum Doğa'yı :) Hepsini almış eline yani :)
Bu arada Doğa kitaplarına çok düşkün. yataktan kalkıyor alıyor kitabını eline başlıyor anlatmaya Epe ege bişeyler bişeyler. Kitabımızda Efe ve Ege ve Eda var onları anlatıyor. sonra onu bırakıp başka kitabı alıyor sonra başka kitabı. Çok güzel oyalanıyor kitaplarla. Bazen ben okuyorum bazen Şehnaz okuyor bazen kendi açıp okuyor. Ölüyorum gülmekten :):)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)