30 Eylül 2012 Pazar

Cingöz Deniz

Bir alışveriş merkezindeyiz. Yürüyen merdivenlerin yanından geçiyoruz. Deniz üst katı göstererek;
Deniz: Anne ben şurdan bişey bakıcam
Anne çoktan farketti tabii merdivenlere binmek istediğini..bakışlar çok fena ele veriyor çünkü :)
Anne: Tamam oğlum hadi bakalım ne bakacaksan.
Anne Doğa ve Deniz'i alır merdivenlerle yukarı kata çıkar. Deniz sadece 2-3 adım atar
Deniz: Anne baktım ben, hadi inelim
Anne: :D:D:D
Aklısıra beni kandırıyor :) merdivenden çıkmak istedim demiyor da lafı dolandıra dolandıra söylüyor :)

Haftaiçi bir gün bilgisayarda bi notepad açtım. Deniz kucağımda. İlgilenecek mi diye merak ettim aslında sadece. Beraber Anne, Baba, Doğa ve Deniz yazdık. Ben şu harfe bas diyorum basıyor. bazı harfleri kendisi biliyor bazılarını ben gösteriyorum. A, B, C, D, M, O, G bildiği harfler..
ertesi gün bilgisayarda çalışıyorum. Anne ben de yazıcam dedi. Şimdi ben yazıyorum dedim. Bi sürü seçenek sundum oyun oynasın diye. Yazalım diye tutturdu. Açtım bi notepad, hadi Baba yaz bakalım dedim. Kendisi BA yazdı. Ben de bu BA oldu dedim. Deniz "Baba'da iki tane B iki tane A vayyy" dedi. Sonra bi B bi Aya daha bastık beraber :) BAsını becerdi yani kendisi :)

Cumartesi çocuklarla oluyoruz hep. Sabahtan akşama kadar. Pazar günü sabahtan;
Anne: Dün hep beraber gezdik, bugün baba ve anne birlikte gezsin olur mu?
Deniz: Deniz ve Doğa da gelsin Anne.
Anne: Ama bugün bizim işlerimiz var, siz Cevher ile evde oynayın olur mu?
Deniz trip ata ata odaya gider;
Deniz: Bırakın bizi Anne. Bırakın. Gidin siz.
Anne bin pişman olur koşar peşinden. Öper öper öper. Sonra tamam sizle çıkalım o zaman noktasına gelir gene. Doğa ve Deniz'i alır, pazara gider. Bu arada bayılıyorlar pazara :) beraber sticker seçiyoruz, stickercımız var. Her gördüğü üzümcüden üzüm koparıp ağzına atar Deniz, biz iki büklüm oluruz sanki bi üzüm alsa nolacak, kimsenin de bişey dediği yok :) Simitçi görsek hemen ister Deniz Anne bana simit alır mısın. Alırım oğlum. Deniz ancak 3-4 lokma yer :) Dün salatalık seçip poşete attılar. Salatalıkları karıştırdık biraz. Yani illaki ilgilerini çeken bişey oluyor, baya eğleniyoruz :) Tabii sabah gidiyoruz pazara, çok kalabalıklaşmadan, yoksa rahat rahat salamam.

Valhasıl Deniz'in kurnazlıkları, tripleri bitmiyor :) Daha büyüdüğünde napıcaz bakalım :)

28 Eylül 2012 Cuma

Hastayııızz :(

Dakka 1 gol 1. Hemen ailecek hasta oluverdik. Önce Baba hasta oldu. Sonra Deniz. Deniz'le 2 gece uğraştım, 3. gece kendi yatağında uyudu neyse ki. Sonra Doğa başladı. İlk gece 3 kere kustu öksürürken. Her kusmada çarşafları değiş, Doğa'yı temizle ve üstünü değiş. O uğraşmaların üzerine doğrudüzgün nefes alamadığından bir de gece uğraş. Perişan oldu çocuğum. Ve kaç gecedir uyuyamadığımdan sonunda yorgun düşerek ben de hasta oldum. Velhasıl 2 çocukla hastalık 3-4 kat zor. Kendimi umursamıyorum, çocuklara içim kıyılıyor her seferinde. O perişan bakışlar insanı mahvediyor. Ve fakat yapacak bişey yok, hastalık geliyor, geçire geçire geçiyor işte. Sonlara yaklaştık, haftasonuna hepimiz daha iyi olacağız inşallah :)

Normal zamanda hiç yatağıma almadığım çocuklarımı hastayken daha hiç yalnız bırakmadım. Hep yanıma aldım :) Hastalığın tek güzel yanı bu. Koyun koyuna uyumak...mikropları bulaştıra bulaştıra, öpe koklaya, oooh misss :)

24 Eylül 2012 Pazartesi

Haftasonu ve Darıca Hayvanat Bahçesi

Cumartesi sabahtan Ayça Hala'ya gittik. Cem Amca Doğa ve Deniz'e bi sürü kesmelik dergi verdi, çok mutlu olduk :) Ada abla da Deniz ve Doğa ile oynadı. Valla biz de rahat rahat sohbet ettik, kahvaltı ettik :) Ada ile çok iyi anlaşıyorlar, çok güzel oynuyorlar. Öğlene kadar Ayça Hala'daydık. Ordan çıkıp Tuğçe Hala ile eve geldik. Tuğçe ile oynadılar. Cumartesi bize pek iş düşmedi yani. Özlemişler Tuğçe'yi, Doğa dibinden düşmedi ilk gördüğü zaman :)

Pazar günü de Reyhancığım kahvaltıya çağırmıştı bizi. Sabah dokuz buçuk gibi ordaydık. Deniz pek yadırgamadı, hemen Kerem'le arabaları döktüler oynamaya başladılar :) Doğa biraz yabancıladı, arada bana yapıştı ama Cevher yanımızda olduğundan birazcık olsun nefes alabildim. Güzelcene kahvaltı ettik, sohbet ettik, derken öğleni buldu saat. Çocuklar mızırdanmaya başladılar. Attık arabaya, Darıca Hayvanat Bahçesi'ne doğru yola çıktık. Yolda uyudular. Arabayı park eder etmez Deniz uyandı. Doğa biraz daha uyudu. Doğa uyanıncaya ve biz hayvanat bahçesine giresiye kadar Reyhan, Kerem ve Yeşim de geldiler. Hep beraber gezdik hayvanat bahçesini :) Doğa hep annemle gezicem diye tutturdu, o tutturunca Deniz de arkada kalmadı tabi, o da ben de annemle gezicem dedi. Dolayısıyla hayvanat bahçesi turunu tamamlarken annenin perti çıktı. Çok yoruldum. Ama çok güzel geçti gene de :) Değişiklik bize de çocuklara da iyi geliyor her zaman. Üstelik bütün gün Reyhan'la birlikteydik :) uzun zamandır bu kadar uzun vakit geçirememiştik, çok güzel oldu benim için :) Özlemişim...çocuklar olduğundan beri en çok dostlarımla ve tabii ki ailemle bir arada olmayı özlüyorum..şöyle doya doya..bir araya gelsek de iki laf etmek çok zor oluyor çoğu zaman..insan dertlerini bile kimseyle paylaşamıyor..paylaşacak vakit olmuyor..hepimiz çoluğa çocuğa karıştık, işimiz zor bundan sonra :) şöyle bikaç sene geçse azcık büyüseler rahatlayacağız inşallah :) 

Aşağıdaki kolajda Kerem, Doğa ve Deniz'in elele resmi var. Arkalarında güya bir at olması lazımdı. Lakin biz üçünü biraraya getirip de fotoğrafı çekene kadar at ahıra girdi :) Bi çektik baktık ki at yok :) Hayvanat bahçesinde üçü birarada çekebildiğimiz ve hayvan olmayan bir fotoğraf oldu bu :) Her baktığımda gülüyorum :)


Çok fotoğraf çekmeye fırsat bulamadım..hayvanları ancak bu kadar çekebilmişim..en güzellerini çekememişim..kaplan, aslanlar ve devasal bir kaplumbağa vardı..çekmek isterdim..


Devoş Baba ve çocuklar..bu hafta hastaydı Devoş Baba..haftasonuna doğru ancak iyileşti..çocuklar onu, o da çocukları özledi çok..bu hafta telafi edicez :)



16 Eylül 2012 Pazar

Gezdik tozduk

Bugün çoook güzel bir gün geçirdik :) Sabah 10:00da çıktık evden. Önce Ataşehir Cumhuriyet'e gittik. Anne ve baba karnını doyurdu bi güzel. Doğa ve Deniz'i evde yedirmiştik. Bizle oturdular problemsiz. Biraz kaşar peynirinden otlandılar. Biraz da ekmek yediler. Deniz portakal suyunu löpletti. Doğa her zamanki gibi içmedi. Müzeye gideceğimizi bildiklerinden "Anne ve baba aç kalsın. Hasta olsun anne ve baba" dedi Deniz :) Yani ne oyalanıyoruz hadi gidelim manasında :) anladık biz onu ;) Ama kahvaltı boyunca hiç problem çıkarmadılar (maşallah). Kahvaltıdan sonra doğru Rahmi M. Koç müzesi'ne. Ne zamandır aklımdaydı, çocukların biraz büyümesini bekledim, gidince eğlensinler, anlasınlar diye. 11:30 civarı oradaydık. Biletlerimizi aldık. Önce uçağa bindik. Deniz biraz korktu orada, pilotların konuşma sesleri var onladan ürktü. "Anne ben kooktum hadi inelim" dedi :) İndik uçaktan. Sonra açık alandaki gemiye helikoptere ve diğer uçaklara baktık. 12:00de tren turu vardı, ona katıldık. Sonra açık alandaki trenlere, arabalara, itfaiye arabasına, kamyona, çift katlı otobüse baktık. Deliye döndüler tabii :) "Anne bu ne?" "o Cehvrolet" "Anne bu ne" "bunu ben de bilmiyorum hadi bakalım" şeklinde o araba senin bu araba benim gezdik. Açık alanda bir çocuk oyun alanı var. Atlı karınca, küçük oyun evleri koymuşlar. Kaçırmadık. Müzenin içine girmeden önce atlı karıncaya bindik. Sonra içeri girdik. Deniz altındaki dalgıçlara baktık. Makinaların olduğu yerde çamaşır ve bulaşık makinası nasıl çalışıyo onlara baktık. Doğa ve Deniz düğmelere basıp çalıştırdılar. Arçelik robotu vardı, Doğa "Anne bu robot erkek, kız robot nerde?" dedi :) Anne cevap veremedi "Bilmiyorum ki nerde acabaaa?" diye geçiştirdi :) Sonra klasik arabaların olduğu bölüme gittik. Allah'ım çılgına döndü Deniz, gene "Anne şu ayaba ne marka?" "Anne bu araba ne" gibi sorularla gezdik orayı da. Herşey o kadar ilgilerini çekti ki, çok mutlu oldum onları oraya götürdüğümüze. Arabalardan sonra gemilere baktık biraz derken saat 13:30 olmuş. İlgilerini çekebilecek her yeri gezdik aslında. Biraz daha büyüdüklerinde gene gitmemiz lazım. Çıkışta tekrar bi atlı karınca yaptık. Sonra arabaya bindik, Anadolu yakasına geçtik. Arabada uyudular bi güzel. Kurtköy'de Kutluhan Et Lokantası diye bi yer varmış. Oraya gittik. Ayça Hala, Cem Amca, Güran Amca, Hale Teyze, Tuna ve Bade de bize katıldılar. Yemek yedik, sohbet ettik, çocuklar parkta oynadı derken saat beşi bulmuş.          Hepimiz kalktık. Et lokantası bahçeli bir yerdi, çocuk parkı da var içinde. Dolayısıyla çocukları oyalamak zor olmadı. Kebap seven çocuklulara tavsiye ederim. Şahsen ben pek bişey yiyemedim :) Doğa ve Deniz de yiyemedi, sadece yoğurt ve karpuz yediler. Eve geldik evde yediler. Yani öğlen öğünümüz ve meyve ara öğünümüz de kaçtı. Ama çoook eğlendiler ve mutlu oldular. Değdi yani :):) Arabada eve dönerken;
Anne: Eğlendiniz mi bugün?
Doğa ve Deniz : evettt
Anne: Mutlu oldunuz mu?
Doğa ve Deniz : evettt
Doğa: Anne gene gidelim müzeye, ben çok sevdim müzeyi
Anne: oyyy gideriz tabi, sen iste yeter ki, ben de çok sevdim müzeyi.
Zamanı geldikçe farklı müzelere gideceğiz. En büyük hayalim onlarla Türkiye'nin ve dünyanın her yerini dolu dolu gezmek, bi yandan eğlenmek bi yandan beyinleri doldurmak geliştirmek. Herşeyden haberleri olsun istiyorum. İnşallah bunun için vaktimiz ve nakdimiz olur..








12 Eylül 2012 Çarşamba

Doğa ve Deniz video

video

Biraz kırpıp koymaya çalıştım umarım izleyebilirsiniz. Hepsini koyabilseydim daha keyifli olacaktı izlemek.

11 Eylül 2012 Salı

Diyalog 20

Her gün ölüyorum bitiyorum oyunlarını seyretmeye. Bugün neyse ki aklıma geldi videoya da çektim. Buraya koyamıyorum boyutu çok büyük olduğundan.

Doğa almış Çilli bebeğini, önce mama yediriyor sonra bıcı yaptırıyor:
Doğa: Çilli neyeye bakıyosun, buyaya baksana (Çillinin kafası yana dönmüş :) koptum ben bunu duyunca)
Doğa Çilli'nin kafasını çevirir.
Doğa: Çilli şimdi mama zamanı. Al bakalım Çilli (bi yandan tabaktan mama yedirir, bi yandan su içirir)
Çilli mamasını bitirdi.
Doğa: Çilli şimdi bıcı yapcaz. Şunu çıkartalııııım. (elbisesini çıkartır). İşte oldu Çilli.
Doğa: Şimdi de bunu çıkaymamız lazım (külotunu çıkarmaya çalışır, bi türlü çıkaramaz). Anne çıkayamıyoyum.
Anne: Bacaklarını dik yapacaksın Doğa. Ver ben dik yapayım sen çıkar sonra. (aldım dik yaptım)
Doğa: İşte şimdi çıkaydım. Gel Çilli. Anne bıcı kabımıs neyde?
Anne: Ben getireyim sana, dolabın içindeydi o. (getirir)
Doğa: Gel Çilli, şuyaya otuy, şimdi şampoon yapcaz. (şampuan döker, bardakla su döker foş foş diye)
Doğa: Bitti Çilli bıcı. Şimdi saralım. Havlun neyde Çilli? (ne bilsin Çilli havlusunu :))
bu böyle sürer gider..

Deniz: Şunu alabiliy miyim Doğa? (bardağı alır)
Doğa: Alabiliysin Deniz
Deniz: Bunu alabiliy miyim Doğa? (kaşığı alır)
Doğa: alabiliysin Deniz
Deniz: buyrun Anne, sana çay yaptım (nerden duymuş buyrun lafını, hiç kullanmadığım laflardan biri)
Anne: hmmmm nefis olmuş, içtiğim en güzel çaydı bu. hüüp hüüp hüüp

Devo'nun işyerinden arkadaşı konuşuyolar mı demiş, Devo da konuşuyorlar, sohbet ediyoruz demiş. Anlamlı şeyler söylüyolar mı bari demiş arkadaşı. Devo da herhalde söylüyolar, sohbet ediyoruz diyorum sana demiş :) Sohbetlerini sevdiklerim....hastasıyım o sohbetlerin :)

10 Eylül 2012 Pazartesi

Diyalog 19

Deniz kapının önüne koymuş ayakkabılarını,
Deniz: Anne ben fıyına gidiyoyum. Ekmek almaya gidiyoyum Anne.
Anne: Paran var mı oğlum?
Deniz: Yok payam
Anne: O zaman nasıl ekmek alacaksın, paran yoksa ekmek alamazsın ki..kös kös vazgeçer, giymez ayakkabılarını..
Ertesi gün gene ayakkabılarını alıp kapının önüne koyar,
Deniz: Anne ben fıyına ekmek almaya gidiyoyum. Payam vay Anne
Anne: :):):) (yani sen sormadan ben söyliyim param var gidiyorum demek istiyor:))

Şile'ye gittik, dönüş yolunda yol kenarında gözlemeci sac tavacılar var. Onlardan birinde durduk yemek yedik. Çıkışta oradaki kadın Deniz'e çok falsolu bir soru soruyor. Bi çocuğa hiç de sorulmaması gereken bir soru..
Kadın: Anneni mi daha çok seviyosun babanı mı?
Deniz: İkisini de seviyoyum.
Deniz oturtmuş ama cevabı :) valla ne yalan söyliyim Annemi demesini beklerdim, genelde öyle olur çünkü. Ama dengelemişiz olayı, en güzel cevap Deniz'in cevabı tabii ki. Ne mutlu bize :)

Elimde Ahmet Ümit'in son kitabı var, Sultanı Öldürmek..
Anne: Bakın bütüüün bu yazıları bu adam yazmış. Ahmet adı. Ahmet yazmış bunları.
Ertesi gün elimde kitap salondayım, daha okumaya başlamadım. Çocuklar hemen yanıma geldiler.
Deniz: Ahmet nerde?
Anne: Hangi Ahmet? (Aklıma gelmiyor Ahmet Ümit)
Deniz: Bıyıklı Ahmet
Anne: :):):) Haaa Ahmeeet. Burda oğlum Ahmet :)
Başka bi gün
Doğa: Anne ben okuycam bu kitabı
Anne: Biraz büyüyünce okula gidersin. Okumayı öğrenirsin. O zaman yukarıdaki anne ve babanın bütüüün kitaplarını okuyabilirsin. Şimdi kendi kitaplarını okuyabilirsin (resimlerinden tabi)
Doğa: Bunu okuycam Anneee
Anne verir kitabı eline, Doğa Ahmet'in resmine bakar, kapaktaki resme bakar, şöyle bi karıştırı kitabı
Doğa: Al Anne okudum
Anne: :):):)

Doğa dans etmeyi çok seviyor, bi de utanmasa tabii..eve yakın bir bale okulu var..istese yollayacağım biraz büyüyünce..
Anne: Doğa biraz büyüyünce şurda bi dans okulu var, ona gitmek ister misin?
Doğa: İsteyim Anne. Ame sen de gel Anne. Baba da gelsin Anne.
Anne: Oldu Doğa hepimiz birlikte gider bale yaparız :)

Doğa: Dedenin öpmesi acı
Anne: Acıtıyo mu deden öperken Doğa?
Doğa: Acıtıyo anne, dedenin bıyıkları vay Anne.
Anne: O zaman acıtıyo dede, yavaş öp de
Doğa: Yavaş öpsün dede
Dedenin öpmesi öyle bişey yapamıyoz, elimiz kolumuz bağlı :)

4 Eylül 2012 Salı

Hepatit A Aşısı

Doğa ve Deniz'i Hepatit A aşısı yaptırmak için sağlık ocağına götürdüm bugün. Bu sefer girdikleri an bi mızırdandılar "Anne çıkalım buydan" dediler :) Ben de hemşire daha gelmedi zaten diye geçiştirdim. Hemşire odasına önce Deniz'i soktum her zamanki gibi. Deniz anladı nolacağını ama sükunetini korudu. Yatırıp da bacağını açınca ağlamaya başladı. Hemşire aşıyı yaptı, "anne öööp" dedi Deniz. Öptüm, öptüm, konuştum, kucağıma aldım, eline sticker verdim derken sakinledi hemen. Odadan çıkarken "Doğa gelmesin buraya" dedi. Gene kardeşini düşünüyor akıllı bıdık :) Ben yandım o yanmasın misali :) Sonra Deniz'i çıkarıp Doğa'yı aldım içeri. Doğa içeri girergirmez ağlamaya başladı. Yatırmaya çalıştım, yapıştı bana. Zorla yatırdım mecburen. Açtık bacağı, aşısını oldu. Kıyametler koptu gene tabii. Onu da öptüm, konuştum, sticker verdim derken o da sakinledi. Meğer Doğa da Deniz içerideyken "Deniz nerde? Gelsin Deniz buyaya. Deniz mi ağlıyo?" gibi sorular sormuş Cevher'e :) Onun da aklı Deniz'de yani :)

Aşıdan sonra hemen attık kendimizi dışarı. Gezdik biraz, sonra ben eve döndüm, çocuklar bi yarım saat daha gezdiler. Atlattık bu aşıyı da, inşallah çok ağrıları ateşleri olmaz.