21 Ağustos 2011 Pazar

Kitaplarımız :)

Merak konusu olan kitaplarımızı çekip bloga koymak farz oldu :) Aslında gördüğünüz üzere çok fazla kitabımız yok :) 10 tanecik kitabımız var :) Ama hepsini çok seviyorlar. Bebek Koala serisi favorilerimiz :) Bir de İlk Sözcük kitabım. Baby Einstein Animal Cards'dan daha önceki kayıtlardan birinde bahsetmiştim.

Tek materyal kitaplar değil tabii ki. Odalarının bir duvarında çiftlik hayvanlarının stickerları var. Bazen odalarının camına dergilerden kestiğim şeyleri yapıştırıyorum. Bazen kendi dergilerimi okuyoruz birlikte. Okuyoruz dediğime bakmayın, okumak şu an resimlere bakıp anlatmak şeklinde :) Bazen çocuk dergilerinden alıyorum, bol bol hayvan resmi oluyor içlerinde. Bazen DVDleri karıştırıyoruz, amcanın gözlüğü, teyzenin şapkası derken onlardan da bişeyler kapıyorlar. Aslında doğduklarından beri karyolalarında bile sürekli birşeylerin resimleri oldu. Yani herşey ama herşey bizim için bir konu :) Oyuncaklarımızdan da çok şey öğrendiler. Hayvanlarımız, çeşitli taşıtlarımız, küplerimiz, bebeklerimiz vs. İlgilerini çekmek öğrenme yolunda en önemli şey. Onu da bol bol şaşırma, konuşma ve mimiklerle yapıyoruz :) Velhasıl çok fazla nesne, canlı, eylem vs bilmelerinin hikayesi böyle..

Bir akşam üzeri Sahan'da

Nereye gitsek nereye gitsek diye diye gene evin yakınında bi yeri tercih ettik. Sahan'daydık bir akşam çocuklar uykuya geçmeden önce. Sahan'ın arka tarafında çocuk oyun alanı var. Aslında çok fazla bişey de yok, kaydıraklar, top havuzları ve küçük masalar var. Ben olsam daha fazla şey koyardım :) Bizimkileri bikaç kere kaydıraklardan kaydırdık. Top havuzlarına soktuk. Çok sevdiler top havuzlarını :) zaten topları çok seviyorlar evde irili ufaklı yirmiye yakın topumuz vardır herhalde :) Çocukları oyalarken yemeklerimiz geldi, sonra hep beraber masaya oturduk. Önce çocukları yedirdik (yemeklerini evden getirmiştik, henüz dışarıdan pek bişey vermiyorum). Sonra da biz yedik ve kalktık. Doğal olarak çok fazla oturmaktan sıkılıyorlar..





16 Ağustos 2011 Salı

Bildiğimiz hayvanlar

Geçen hafta Devo'nun bir arkadaşı Baby Einstein Animal Cards hediye etti bize :) Görürgörmez o kadar beğendim ki, başka türlü kartları varsa alacağım kesin. Çocuklar kitaplara bayılıyorlar ve kitaplardan çok fazla hayvan öğrendiler zaten. Üzerine bir de bu kartlar eklenince daha da çoğaldı bildikleri hayvanlar :) Bildikleri hayvanlar şunlar: (siz bu kadar biliyo musunuz he he :):))

maymun
kaplan
kaplumbağa
zürafa
tırtıl
balık
at
eşşek
inek
ördek
domuz
tavşan
arı
kuş
fil
kurbağa
uğur böceği
koyun
sincap
kedi
köpek
ayı
aslan
fare
kelebek
papağan
yengeç
deve
horoz
tavuk
civciv
karınca (bunu balkondaki karıncalarımızdan öğrendiler, onları mıncıklamaya bayılıyorlar, karıncalar adına şahsen çok üzgünüm)
baykuş
timsah
karga (bunu dışarıda öğrendiler. Bi de karga karga gak dedi tekerlemesinden :) karga karga ne dedi diyorum Doğa gaaak diye cevap veriyor hemen :))

Özet: havyanları çooook seviyoruz :) ve Baby einstein kartlarını şiddetle tavsiye ediyoruz. Bu arada kartların arkasında bilgiler de var ama bizimkiler henüz onları okuduğumda dinlemezler. Ancak resimlerinden bişeyler gösterirsem o zaman anlayabilirler. Örnek: filin hortumu, fil hortumundan hüüüp diye su içer :) aaa kuşun gagasııı, gagasından mama yiyo kuuuuş vs vs gibi hayretler içinde anlatımlar:)

Merak :)

Şudur merak:

- Banyodaki tuvaletin kapağından aşağı doğru uzanmış 2 küçük kafa :) burda neden su var? Ve tabii ki 4 elcik tuvaletin suyunu bi güzel karıştırıverir :)

- Salonda köşede duran çiçeği yaprağından çekip yere yuvarlayıveren, toprağını eşeleyen eller :)

- Sehpanın üzerine bir anlık koyuluveren her türlü objenin anında görülüp anında hedef haline gelmesi :) bu bazen bir bardak su, bazen bir cep telefonu, bazen kumandalar, bazen saat vs vs..

- her türlü dolap kapağı ve o kapağın ardındaki her türlü ilginç eşya :) ama herşey de çok bi ilginç :)

- merak konusu: salondaki masanın altı :) aslında hiçbişey yok masanın altında, ama merak işte :) acaba şu sandalyenin altından girsem ötekinden çıksam nereye çıkarım? orda bişey var mı ki? şurdan bi çıkıversem kafamı çarpmadan, şöyle kıçımı verdim mi geri geri gittim mi hıh çıkıcam galiba burdan :):)

- annenin bilgisayarı :) tuşları ekranı herşeyiyle merak konusu :)

- üst kata çıkan merdivenler :) koyduğumuz kapıyı bi aşsalar tırmanışa geçecekler. (not: birkaç kere Deniz'i tırmanışta yakalamışlığımız var)

- mama tabağının içindeki muhteşem ve mıncıklanası mamalar :)

- banyodaki çöp kutusu ve doğal olarak içine uzanırken yakalanmış elcikler :)

- her türlü meraka OK ama bu çok tehlikeli: prizler!!! Önlem alındı, hepsi kapatıldı..

- Kapı zilinin çalması ve kim gelmiş acaba sorusuyla fırlayan 2 velet :) kimin geldiği de merak konusu elbette :) Babaysa yaşadık :)

Aslında bu aralar herşey ama herşey merak konusu :)
Genelde yaramazlık, hareketlilik diye adlandırılır bunlar, oysa ki dünyayı keşfe çıkan çocuğun bitmeyen merakı sadece :) Keşke hep meraklı ve ilgili olsalar etrafa karşı..



Kızımın saçlarını da ben kestim gene :) ortalığı yıktı ama yapacak bişey yok, çok gözüne giriyodu saçları. Çok düzgün olmadı ama iyi gene de :) Her hali güzel canıııım :)


Eşşek nerde Deniz? :)

11 Ağustos 2011 Perşembe

1 yaş sonrası neler yapabiliyoruz?

Deniz ve Doğa: Sürekli yürümek istiyoruz. Birileri elimizden tutsun bizi yürütsün. Bi yürümeye başlasak o noktada kopacak herşey :) Özgürlüğümüze kavuşacağız :)

Deniz: Ben bir erkek çocuk olarak elimden geleni yapıyorum. Mesela bugün babamın kumandalarını hedefledim. Annem bana onları hiç vermiyo. Hep istiyorum hep istiyorum. Bu kadar da yalvartılmaz ki bi insan. Neyse, ben önüme koyulan kocaman oyuncak sepeti engelini aştım ve kumandalara ulaştım bugün :):) Önce sepetin içine kafamı bi sarkıttım, sonra lüp diye içine bıraktım kendimi, nasıl kafa üstü düşmedim ben de bilmiyorum :) sonra sepetin diğer tarafından aynı şekilde yere lüp diye attım kendimi. Hahhaaay bi de ne göreyim, kumandaların dibindeyim :):) Ama annem gördü gene "hayır oğlum onlar babanın" saçmalıkları içinde bana zorla kumandaları yerine koydurttu :( Niye uğraştım ben ? Allam yarebbim yaaa..

Doğa: Bebeklerimi çok seviyorum. Onlarla konuşuyorum ben. Onlar da benle konuşuyo. Mesela onlara mama veriyorum, su veriyorum, hem de kendi mamamdan ve suyumdan. Annem hep teşvik ediyo. Mamamı paylaşmalıymışım, suyumu da. Sonra bebeklerim bana teşekkür ederim diyo :):) aslında annemin sesine benziyo hepsinin de sesi. Bu işte bi gariplik yok mu? bi an önce çözmem lazım :) Sonra bi de onları uyutuyorum ben, "eee eee eeee" diyorum. Uyuyolar. Ama hepsinin gözü açık. Bunu da çözmem lazım, nası oluyo be? :)

Deniz: Şahsen ben erkek olarak üzerime düşeni yapıyorum (her cümlemiz böyle başlayacak:)) Bugün mesela annemin çorap çekmecesini karıştırırken çekmeceyi bi itmişim, üff çok acıdı canım yandı, parmaklarım çekmeceye sıkıştı. Ama annem bi şeyler diyodu o sırada, sanki oğlum parmaklarııııın mı dedi en son ne? Ben anlayana kadar gitti parmaklar. Neyse çok azcık ağladım. Çünkü canım annem, biricik aşkım, hemencik koşup bütün parmaklarımı öptü, benle başka oyunlar oynadı, unutuverdim hemencik :) Annem öpsün yeter ki, ben gene gidip sıkıştırırım parmaklarımı :):)

Doğa: Annem bana diyo ki, "canıııım, bitanecik kızım, tatlı cadım benimmmm". Şimdi kızımı anladık canımı da anladık, cadı ne oluyo ki? Sonunda onu da anladım. Mesela dün ben oyun oynamak istememiştim. Annem de sürekli gel Doğacım gel Doğacım dedi. Sigortalarımı attırdı yaa, gelmiycem diyorrummm, Allam yarebbim. Bastım çığlığı, basmakla kalmadım çığlık ata ata emekleyerek terk ettim salonu. Annem arkamdan bakakaldı :):) epey de güldü. Ne var bunda gülünecek !? (İşte o an anladım cadının ne demek olduğunu :) Ama gerçekten çok tatlıyım yaaaa)

Doğa: Dün akşam babam geldi. Annem dedi ki hadi bi ayağa kalk kızım, baba da görsün. Canım babam, biricik aşkım, sen iste ben herşeyi yaparım dedim :) Önce kaldırdım popoyu, sonra dengemi sağlayıverip ellerimi bi bıraktım, bi ayağa kalktım. He he babam hayranlıkla beni seyretti :) Hastasıyım :)

Deniz ve Doğa: Annem bizi hiç rahat bırakmıyo. Hep bişeyler sormalar hep bişeyler anlatmalar. Buna da kafa derler di mi? Bi düş yakamızdan! Biz inanır mısınız bütün taşıtları, hayvanları, hareketleri, hayvanların seslerini, renkleri ve benzeri bilimum şeyi öğrendik şu yaşımızda! Yok efendim deve nerde, yok efendim hangisi mavi, yok efendim bebek napıyo. Akıl küpü olduk, durumumuz hiç iç açıcı değil. 5 yaşındaki halimizi düşünemiyoruz :)

Deniz ve Doğa: 1 ay önceden başladık iyiki doğdun Doğaaa, iyiki doğdun Denizzz. Evet, iyiki doğduk yaa, size de eğlence çıktı :) Anneannem bize mum üflemeyi öğretti. Şimdilik ikimiz de burnumuzla üflüyoruz :) Seneye daha sıkı çalışıcaz :) Anneannem de annem gibi, hayatta peşimizi bırakmaz :):)

Doğa: Bye bye yapmaya bayılıyorum. Ellerim de pek kibar :) Ben bye bye yapınca herkes de bana bayılıyo :) Ay çok şekerim canııım :) Geçen annem ve Şehnaz Teyze bizi gezdirirken annem bye bye yap dedi. Bye bye yaptım, yanımızdan geçen minibisteki herkes bana el salladı. Ay çok şekerim canııımm :)

Deniz: Şahsen ben bir erkek olarak üzerime düşeni yapıyorum :):):) Şimdilerde canavar sesine odaklanmış durumdayım. Bugün baya bi hırrrrr diye bağırdım. Muhteşem bi olay! Adam oldum galiba :)

Deniz: Artık baş parmağım ve işaret parmağımla ennnn incecik şeyleri bile alabiliyorum. Sonra şaşıp bakıyorum vaaay be nasıl da aldım diye. İnanır mısınız daha dün annemin saç telini buldum yerde, hemencik alıverdim iki parmağımla. Muhteşem bi olay! Allam herşey gitgide muhteşemleşiyor :)

Deniz ve Doğa: Mesela yemek mi yiyoruz. Bi yandan dökülenleri parmaklayıp sonra anneme uzatıyoruz. Madem biz yiyoruz annem de yesin di mi? Annem bi güzel parmaklarımızı yalıyo :) Muhteşem bi olay :)

Deniz ve Doğa: Annem bize maymunlarım demeye başladı. bu aralar bi kitap okuyo. Neymiş efendim 12-18 aylık çocuklar maymun gibilermiş. Herşeyi atarlarmış (ana biz de atıyoruz be), sesleri taklit ederlermiş (ana biz de taklit ediyoruz be), arada deli deli bağırırlarmış (ana biz de bağırıyoruz be) vs vs vs. Şimdi soruyorum neremiz maymuna benziyo? Allam yarebbim yaaa!

Velhasıl bunlardan başka çoook çok maceralarımız oluyor her gün. Çocuklarımla birlikte bu kadar uzun vakit birlikte olabildiğim için çok şanslı hissediyorum kendimi. En güzel yaşları bu yaşlar (Gerçi onların her yaşı bana güzel gelecek eminim:)). Doya doya kokluyorum, doya doya öpüyorum, doya doya oynuyorum. Canlarım benim..


7 Ağustos 2011 Pazar

1 yaş doğumgünü :)

Bu hafta bütün hafta boyunca doğumgünü hazırlıkları ile uğraştım. Pastaları yapmam süsü püsü derken epey vaktimi aldı. Ama herşey çok güzel oldu ve bütün yorgunluğuma ve çabama değdi :):)

İyiki doğdunuz canlarımmmm :) Nice sağlıklı mutlu güzel yaşlara...

O bi küçük hanımefendi :)


Bir İstanbul beyefendisi :)


Doğumgünü kutlamaları..


Hediye zamanııııııııııı!!


Bizimle birlikte bu güzel günü paylaşan herkese çok çok teşekkürler...

5 Ağustos 2011 Cuma

Yürüme belirtileri :)

Doğa, dün kendi kendine ayağa kalktı 5-6 kere :) Her kalkışında bi sevinmeler bi sevinmeler :) Sonra biraz ayakta durup yere tıp diye oturuyor :)
Deniz, iki gündür 4 adım kadar kendisi atıyor :) Şaşırttı beni gene :) Tek elle yürümeye bayılıyor sürekli kaldır yürüt beni modunda :)
Ne zaman pıt pıt yürümeye başlayacaklar merakla bekliyorum..

not: tam bu kaydı yazmıştım ki az önce Deniz 6 adım attı :)

2 Ağustos 2011 Salı

Gelişmeler..

Yazacak o kadar çok şey birikti ki gene. Değişimler çok hızlı, yetişemiyorum :)
1 yaşlarını doldurdular. Emekleme son hız. Tutuna tutuna yürüme de aynı şekilde. İkisi de yürümek istiyorlar, o kadar belli ki bu. Deniz tek eli tutulduğunda yürüyebiliyor ve hatta bugün şaşırttı beni, kendi kendine 3 adım attı :) Doğacığım Deniz'den birazcık daha cesaretsiz, canı çok kıymetli kızımın, nazlıdır benim kızım :) Ama Doğa da Deniz gibi yürüme çabasında. Ayaklarının üstüne sımsıkı basabiliyor gel dediğimde üstüme atlıyor :) Deniz de aynı şekilde :) Adım yerine atlama :)

İkisi de sesleri taklit etmeye, çıkarmaya başladılar. İki ellerinden tutup topun peşinde koşturuyorum, "gooool" diyorum. Doğa "goo" diyor :) Oyuncak sepetini toplarken oyuncakları sepete atıyoruz, "baskeet" diyorum, Doğa buna "baa" diyor :) Dün oğluşum yastığın üzerindeki laleye lale dedi :) Doğacığım anne yerine nenne diyor, "anneanne" yerine "nennenne". Topu atıyorum "ben alcam ben ben ben" diyorum ikisi birden pıtır pıtır topun peşinde koşturuyor :) Doğa "be be be" diyor koştururken. Doğa Deniz'e göre daha iyi taklit ediyor sesleri ama Deniz de başladı taklitlere. Deniz hav hav diyor, Doğa meev (miyav), möö, ai diyor. Bebek gördüklerinde "be" diyorlar. Aslında pek çok şeyi söylüyorlar ama şu an aklıma gelenler bunlar. Özetle ikisi de ilk heceleri çıkarmaya başladı :) Hatta bugün Doğa kepçe aracına detce gibi bişey dedi :) güldük epey :):)
Taklitler sadece kelimelerle kalmıyor. Öhö öhö diye hapşırma öksürme taklitleri,ha ha ha şeklinde gülme taklitleri vs de var :)

Bunun dışında ikisi de öpücük veriyor :) bayılıyorum ben buna :) İkisi de bye bye yapıyor. Kollarımızı yukarı kaldırıp "Olleeey" yapıyoruz :) Alkış epeydir vardı, yazmışımdır belki de daha önceki yazılarda.

İkisi de kitaplara bayılıyor, inşallah böyle devam eder bu. Her kitaptan bir tane aldığımdan paylaşamamazlık oluyor bazen :) Bebek Koala serisini çok sevdiler, ben de çok sevdim :) İçinden bir yığın kelime öğrendiler. Öğrendiler derken güneş nerde, bulut nerde, uğur böceği nerde gibi sorular sorup anlıyorum bunu. İkisi de gösteriyor kitaplardaki herşeyi. İlk Sözcükler diye büyük bir kitabımız var. O da favorilerimizden. İçinde kıyafetler, taşıtlar, hareketler (alkış yapan çocuk, süt içen çocuk, oturan, yürüyen çocuk vs), ev eşyaları, meyveler, sebzeler, sayılar, şekiller, renkler, çiftlik hayvanları, orman hayvanları, vücudumuz vs gibi pek çok sayfa var. Hepsini çok seviyorlar ama Deniz en çok taşıtlar sayfasını seviyor :) hiçbir yönlendirme olmadan. Motorsiklet nasıl yapıyor diyorum bürm bürm bürm yapıyor :) Başka bir yığın kitabımız var ama hepsinden bahsetmeyeyim. Evdeki her çeşit dergi de ilgi alanlarında. Onlardan da pek çok şey kapıyorlar. Ne kadar farklı şey görseler o kadar iyi :)
Bu arada kitaplarımız birazcık paralandı ellerinde, ama napalım. Her seferinde kitap yırtılmaz diyorum bir gün anlayacaklar umarım :)

1 yaşın tüm belirtilerini 1 yaşa girmeden görmeye başlamıştık. Doktora da sordum, bütün bu davranışlar normal dedi. Örnek: Bez alınacağı zaman yatmak istememeler, direnmeler. Mama sandalyesine oturmak istememeler direnmeler, önlük takmak istememeler direnmeler, uyumak istememeler direnmeler, oturmak istememeler direnmeler, kalkmak istememeler direnmeler, oynamak istememeler direnmeler :):):):)
Özet: İkisi de direnişte :) Ama Doğa daha çok yapıyor bunu. Ve artık kime çektiyse (ben teyzesine diye tahmin ediyorum :)) çok fena keçi :) Bir de Doğa'ya sert ses tonu kullanamıyorum çünkü anında dudaklar bükülüyor. Deniz'e kullanabiliyorum ama her zaman yemiyor :) Bazen "hayır" dediğimde dinliyor bazen ısrarla elini uzatıyor. Örnek: kumandalara, cep telefonlarına dokunulması alınması yasak. Kumandaya yaklaşıyor "hayır oğlum o babanın" diyorum Deniz eliyle işaret edip "eeh" diyor (eeh alabilir miyim demek :)) Ben tekrar aynı şekilde "hayır oğlum o babanın" diyorum ve Deniz aynı şekilde eliyle işaret edip "eeh" diyor ) bu böyle 5-6 kere devam ediyor en az :) hep deniyor, sonunda vazgeçiyor. Cep telefonu da aynı şekilde. Bunlarda laf dinliyor. Ya da bişeye annenin ya da babanın dediğimizde almıyor. Ama ev telefonunu bi türlü engelleyemedim. Sonunda söktüm kablosunu :) Hiçbir telefon oyun aracı haline gelsin istemiyorum, umarım gelmez.

Bu aralar her türlü düğmeye ilgileri yüksek neden bilmiyorum. Televizyonun yanındaki düğmeler, dvd playerın düğmeleri, asansörün düğmeleri vs. Engelleyemiyorum, bunlarda hayır geçmiyor :):) Çok zararlı bi hareket olmadığından ve merak içerdiğinden hayır demiyorum artık.

Bunun dışında herşeyi atma huyları var, bu da 3 yaşına kadar devam edermiş doktorumuzun dediğine göre. "Atma oğlum, atma kızım" desem de atılıyor pek çok şey. Bu konuda çok az başarılı olabildim :)

Velhasıl bundan sonra kuvvetli bir "BEN" dönemi başlıyormuş. "BEN"im dediğim olacak, "BEN" büyüdüm, "BEN" de varım dönemi :) Katlanacağız yapacak bişey yok :) Zararlı şeyler dışında zaten hep onların dediği oluyor :) Normali de bu :) Tabii ki "ONLAR" da var :):):)

Bir de ikiz olmanın dezavantajı mı diyeyim ne diyeyim bilmiyorum. Paylaşamamak var. Doğa özellikle, ilgi hep kendinde olsun istiyor. Deniz ile oynamaya başladığımda ya oynadığımız oyunu bozuyor ya okuduğumuz kitabın üstüne yatıyor ya oyuncağı almak istiyor :):) türlü türlü numaralarla oğluşumun sabrını sınıyor. Sakin oğluşum da tüm gün Doğayı çektikten sonra bi noktada patlayabiliyor :) Ama oğluşumun patlaması da gayet sakin, sadece ağlıyor, kimseye bi zararı yok :) Üzülüyorum bu duruma, hep engellemeye çalışıyorum ama gene de oluyor bazen. Tam tersi durumda yani Deniz'in Doğa'nın elindeki birşeyi almaya çalışması durumunda, Doğa bir cırlıyor kiii, Deniz ya kaçacak yer arıyor ya da müü diye ağlamaya başlıyor. Genelde soluğu dibimde alıp sevilerek sakinleştiriliyor :) Canım oğlum eziliyor beee :(:( Kızıma da kıyamam asla ama kızımın kıyılacak bi durumu yok :) Kendini pek güzel savunuyor :) Cadı mı cadı yaa..Ben böyle miydim anneeee?? Cadıydım da bu kadar değildim bence yaa..

Çok uzattım, aklıma geldikçe başka kayıtlarda yazmaya devam edeceğim.
1 yaş doğumgününü henüz kutlamadık, kutlamadan sonra fotoğrafları yüklerim.




Ve Deniz'den yanlış bir hareket :D:D

23 Temmuz 2011 Cumartesi

İyiki doğdunuz, iyiki varsınız!!

Canlarım benim, bitanecik oğluşum ve bitanecik kızım,

İyiki doğdunuz, iyiki varsınız..Doğduğunuz günden beri hayatımın odak noktası oldunuz :) Ben değiştim, hayatım değişti, sizle birlikte ben de büyüyorum her geçen gün..Hayatımın en güzel kararıymış size sahip olmak!
Ne yazacağımı bilmiyorum, duygularımı ifade etmek çok güç. Zor günler geçirdik, toz pembe bir sene olmadı, yalan söyleyecek değilim :) İlk aylarımız çok zordu. Ben size alıştım, siz bana ve hayata, dünyaya.. Çok duygusal anlarımız oldu, çok çok..hayatımın en duygusal senesiydi bu sene..hastanede ayılıp kameradan doğumunuzu izleyişim ve hüngür foşurt ağlayışım, nüfus cüzdanlarınızı elime ilk alışım ve hüngür foşurt ağlayışım, eve gelip yataktan babayı şutlayıp üçümüz beraber uyuyuşumuz, size bakmaktan kendimi alamayışım, ilk banyolarınız, oğluşumun sünneti, ilk kahkahalarınız, oyundan ilk anlamaya başlamalarınız, isimlerinize tepki vermeleriniz, herşeyi çabucak öğrenmeleriniz, ilk emeklemeleriniz, ilk dişleriniz, ilk kelimeleriniz, ilk anne deyişiniz, ilk denize girişiniz....vs vs vs...Sizle birlikte herşey ama herşey çok çok güzel, herşey ama herşey çok daha anlamlı, hayat daha anlamlı..hep de öyle olacak..

7 Kasım 2009'da başlayan zorlu ama bir o kadar da heyecanlı ve kat kat kat fazlası mutluluk dolu maceramız devam ediyor :) Allah ailemize, en başta size, sağlıklı, mutlu, huzurlu, uzun uzuuuuuuun ömürler versin. Nice güzel yaşlara canlarımmmmm..

Hep mutlu olun, hep gülün, hep görelim o güzel dişlerinizi :)

Ama çabuk büyümeyin olur mu? Ben size doyamam...

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Tatildeydik :):)

10 gündür tatilde olduğumuzdan, öncesinde de hazırlıkları ile uğraştığımdan bir süredir blogu güncelleyemedim. Nereden başlasam bilemiyorum, çocuklarla uzun ve keyifli bir tatil geçirdik :) Toplam 2200 km yol gittik Deniz ve Doğa ile :) İki hafta önceki Pazar sabah saat 5te yola çıktık. Maksat onlar uyurken gidebildiğimiz kadar yol gitmek, çok sıcağa kalmamak (gerçi klimalar sağolsun sıcak çok da dert olmuyor) ve asıl önemlisi düzeni bozmamak çocukların uyku saatinde eve varmak. Çok uzun bir yolcuğun sonunda akşam saat 19:30 civarında evimize vardık. Genel olarak yol konusunda iyiydiler. Doğacığım maşallah çok fazla etkilenmedi, yedi uyudu oynadı arabada. Arada mızmızlandı tabii ki, o kadar olacak :) Denizciğim'i yol tuttu, biraz hassas bir midesi var oğluşumun. Afyon'da mola verir vermez kustu, batırdık tesisi de :) Napalım, çocuk bu her an herşey olabilir. Önemli olan oğluşumun rahatlamış olması. Yol boyunca mızmızlandı, midesi yüzünden sanırım. Oyna oyna zor bitirdik yolu :) İkisinin de mızmızlanması coştuğu an ve oyunla geçmediği an durup mola verdik. Biraz rahatlatıp tekrar devam ettik. Velhasıl eve vardıktan sonra da Deniz bu sefer evi yadırgadı. Daha önce de annemlere gittiğimizde olmuştu ama o zaman 6 aylıktı. Deniz'i uyutmam 1 saate yakın sürdü. Çekmecelerle oynattım yatakta zıplattım, sırf ki ağlamasın odaya alışsın diye. Yok yok yok. Gene ağlıyor uyumak istemiyor. En sonunda çareyi ayakta sallamakta buldum. Hafiften salladım ninniyle uyuttum. Sonraki günler dert olmadı yatarak uyumaya devam etti. Doğacığım evi yadırgamadı hiç, maşallah. Yattı uyudu ilk akşamdan.
Evimiz Hisarönü'ndeydi. Kendine ait havuzu olan 3 yatak odalı, 2 katlı bir ev. Kocaman yeşillik bir bahçesi var. Özellikle evde kalmak istedik çocuklar rahat etsin diye. Çok rahat ettiler, bahçeyi de havuzu da çok sevdiler :) Çocuklu olanlara şiddetle tavsiye ederim :) Biz de çocuklar 3 yaşa gelene kadar ev kiralayacağız gibi duruyor.
Annemler de 10 gün bizle beraberdiler :) 6 gün Hisarönü'nde kaldık. Sabahları Ölüdeniz'e gidip, öğleden sonra döndük. Öğleden sonra ve akşam havuza girdik, bahçede oynadık. Bir akşam Fethiye'ye indik hep beraber. Bir akşam da çocukları almadan indik annemlerle. Bir akşam çocuklarla Hisarönü'nde gezdik. Bir gündüz vakti de çocukları evde bırakıp annemlerle Kayaköy'e gittik. Yani gezme fırsatlarımız da oldu hem çocuklarla hem de çocuklar olmadan. Çok fazla bırakmak istemedim açıkçası. Onlarla birlikte olmak her zaman herşeyden daha kıymetli.
Cumartesi sabahı Hisarönü'nden çıktık, Salihli'ye teyzemlere geçtik. Orada 2 gece kaldık. Daha sonra da Kırklareli'ye babaanne ve dedeyi ziyarete gittik. Doğa ve Deniz için kurban kestik. Ne zamandır istiyordum, ancak kısmet oldu. Kırklareli'de de 2 gece kalıp İstanbul'a evimize döndük :)
Eve dönünce çocuklar bi sevindi ki şaştık kaldık :) Bütün odaları tek tek dolaştılar :) Oyuncakların bir kısmı baya özlenmiş. Ama iki üç güne geçer hevesleri :)
Çook çok güzel geçti tatilimiz :) Rahatladık, özlemleri giderdik, çocuklar kalabalık ortamlara girdiler. Salihli'de kuzenlerimin çocukları ile çok güzel oynadılar, sosyalleştiler resmen, beni şaşırttılar :) Anneane ve dede bol bol onlarla birlikte oldular. Anneanneden çok güzel şeyler öğrendiler :) Ve 10 günde bile o kadar çok değiştiler ki inanamıyorum. Farklı ortamlara sokmak lazımmış meğerse çocukları. Çok fazla şey kattı bu tatil çocuklara :)
Nazar değmesin hiç hasta olmadılar. Hep soğuk sıcak farklarına dikkat ettik. Giydirdik çıkardık hasta olmasınlar terlemesinler üşümesinler diye. Sürekli kremledik yanmasınlar diye ve beyaz peynir oğluşum bile bir damla yanmadı :)
Bahçelere toprağa çimene saldık. Ota moka dikkat etmedik, mikropları alsınlar diye. İyi de oldu.
Denizi de havuzu da çok sevdiler. Seveceklerini tahmin etmiştim çünkü suya bayılıyorlar :) Doğa Ölüdeniz'de ilk girişinde birazcık ağladı, zorlamadım, havuzuna girsin denize girmesi şart değil diye. Deniz hiç ağlamadı, neredeyse suya koştu diyebilirim :) Ölüdeniz'in kapalı olan bir koy tarafı da var orada su çok daha sıcaktı, orada hiç ağlamadan girdi Doğa da. Yani derdi suyla değil soğuk suylaymış. Hep sıcak tarafta soktuk ikisini de denize. Zıp zıp zıpladılar :) Ayakları elleri pat pat çırptılar suda :) Videoya çektik ama bloga koyamayacağım kadar büyük. Bir ara vakit bulursam kırpıp koymaya çalışırım.
Deniz anneanne ile her gün bahçeden erik kopardı yedi. "Erik nerde Deniz", Deniz yukarı bakar :) "Ağaç nerde Deniz", Deniz yukarı bakar :) Dede ile bahçeyi suladı, bir keyif bir keyif :) Su dedin mi olay bitiyor, Deniz anında suyun dibinde :)
Doğa Salihli'de kedileri köpekleri sevdi :) Deniz pek yaklaşmadı. Remzi dedeleri onlara salıncak yaptı. Çingen salıncağı :)
Çok uzattım bu kaydı :) Daha çook yazacak şey var aslında.

Bahçe keyfi :)


Havuz keyfi :)


Deniz keyfi :)


Gezi keyfi :)


Salıncak keyfi :)


Evde oyun


Kurban ve Kırklareli