12 Ocak 2012 Perşembe

Emzik bıraktırma

Meğerse emzik bıraktırmak çok ciddi bir geçişmiş. Bizimkiler çok kullanmadığı için çok zor olmayacağını düşünmüştüm ben ama uykuya geçişte kullandıklarından şu an Deniz'de uykuya geçerken problem yaşıyoruz. Her neyse okuduklarıma göre;

- Bebeklerin en geç 2 yaşına kadar emziği bırakmaları gerekirmiş. 2 yaştan sonrası psikolojik olarak daha çok etkilermiş. (Doğru bir adım atmışım diyorum)
- Bıraktırıken emziğin yerini tutacak çocuğun uykusuna geçişini kolaylaştıracak bir obje kullanılabilirmiş. (Ben henüz kullanmadım)
- Uykuya geçişlerde problem yaiandığında anne çocuğu başka şekillerde rahatlatmalıymış. Yanında olduğunu belirtmeliymiş. Sevmeliymiş okşamalıymış. Ninni söyleyerek rahatlatabilirmiş. (Dün gece uyguladım ben bunu, bilmeden de olsa içgüdüsel olarak doğru bişey yapmışım. Benim orda olduğumu bilsin diye ninnilere eşlik etmiştim ben de. Anne yanında demiştim.)
- Kararlı olmak gerekirmiş. (Dün gece çok zor oldu benim için, kararlı olmak çok zor ama olmak zorundayım, 4. gün ve hiç emzik vermedim)
- Karşılıklı anlaşma yapılmalıymış. Büyüdün oğlum, bebekler emzik kullanıyorlar, sen abi oldun artık ihtiyacın yok. Emziği bırakalım olur mu gibisinden bişeyler. (Ben bunu yapmadım, emziği ısırdın kopardın artık emzik yok dedim. Bu noktada hatalı davrandım belki bilmiyorum. Bugün "Deniz artık büyüdü, abi oldu, emziğini de kullanmıyor, aferin benim oğluma" gibisinden laflar ettim. Doğa'ya sen de büyüdün di mi Doğa? Abla oldun mu Doğa? diyorum gık ses yok :):) çaktı durumu yani :) normalde olsa hmm hmm der kafasını sallayıp :))
- Emzik istediğinde hiçbir şekilde kızılmamalıymış, gene aynı şeyler anlatılmalıymış, büyüdün ettin vs. (Hiç kızmadım, zaten kendimi kötü hissediyorum onu dudak bükerken gördükçe, içim içimi yiyor)

Başkaca da değişik bişey yok bu konuda. Dikkatli, sabırlı, anlayışlı olunması gereken bir süreç imiş. Annelere duyurulur.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Off ne zor şey Anne olmak

Bir önceki kayıtta Deniz'e emziği bıraktırmaya çalıştığımdan bahsetmiştim. Bu akşam Şehnaz ile odaya yatmaya girdiler. Ben de dinliyorum her zamanki gibi. Dinlemekten kendimi alamıyorum şu geçiş dönemlerinde. Emzik bırakma da bir geçiş dönemi. Dinlerken Deniz "Anne" dedi dört beş kere. Şehnaz da "Anne piş piş yapıyo Deniz de piş piş yapsın" diyor. Ben tutayım kendimi dedim dedim ve sonunda tutamadım. "Anne" derken insanın kendini tutması kolay mı sanki? Girdim odaya, bu akşam ben uyutayım dedim Şehnaz'a. Oturdum yataklarının arasına. Oğluşum dudak büküp durur. Gel de buna dayan. Emzik bekler. İçim kıyılıyor bir yandan. Bi yandan da yanlış mı yapıyorum sorgulamaları tabii. Uyuyana kadar yanındayım oğlum dedim ara ara. Ninnilere eşlik ettim, sesimi duysun rahatlasın diye. "Anne burda"yı anlasın diye. Velhasıl vicdan yapıp durdum Deniz uyuyana kadar. Ve hala da boğazımda koca bir düğüm :(:( Emziğini yırttı diye cezalandırmış mı oluyorum? Doğa cork cork emziğini emerken Deniz'i dudak bükerken görmek çok fena oturuyor içime. İkisine birden mi bıraktırmalıydım? diyorum. Ama Doğa'mın ne günahı var di mi? Cezalandırmış mı oluyorum Deniz'imi?

Ne kadar basit bir olay belki de..bilmiyorum ki..tonlarca kitap okusam da bilemeyeceğim..böyle bişey hangi kitapta yazar..herkesin çocuğu farklı..her çocuğun bağlanışı farklı..

Yanlış yapmaktan korkuyorum hep..
Offfff ne zor şey Anne olmak..

Umarım çocuklarımı kırmadan, ezmeden, yanlış yönlendirmeden, yanlış etkilemeden büyütebilirim..
Dünyanın en muhteşem (muhteşem kelimesi bile hafif kaldı aslında) ama en ağır işi Anne olmak..

Emzik bırakma çalışmaları

İki gün önce Deniz emziğini ısırdı, neredeyse kopacak emzik. Daha önce de bir iki emzik ısırmıştı ve atıp yenisini almıştık. Geceleri uyuduktan sonra emziğini de atıyordu ağzından. Ben de çok aradığı ve bağlandığı bişey değil nasıl olsa diyerek ve de daha ne kadar emziğe para vereceğiz diyerek Deniz'e emziği bıraktırmaya karar verdim. Zaten sadece ve sadece uyurken kullanıyorlar emziği.

Velhasıl Deniz'e dedim ki sana bu akşam emzik yok oğlum, çünkü sen emziğini ısırdın, emziğini kopardın, başka emzik yok. Deniz'e artık emzik yok. Bir iki kere bu cümleleri tekrarladım. Akşam yatarken de aynı şekilde, artık Deniz'e emzik yok çünkü Deniz emziğini kopardı dedim. Neyseo akşam emziksiz uyudu. Ertesi gün ve akşam da emziksiz uyudu. Bugün gündüz de emziksiz uyudu. Umarım bundan sonra emziğe ihtiyaç duymazz. Bazen battaniyesini ısırıyor ama bi süre sonra onu da bırakır herhalde. Kararlıyım, devam edicem. Maşallah bi sorun da çıkarmadı şimdiye kadar. Çok bağlı olmadığının farkındaydım zaten, yoksa biraz sıkardı bıraktırmak.

Deniz'e emzik yok deyince Doğa "been" diye kendini gösterdi. Sen yırtmadın emziğini, sen emebilirsin dedim ona da. Doğa'ya bıraktırmamız biraz daha zor olacak diye tahmin ediyorum. Çünkü Doğa da sadece uyurken emmesine rağmen, uyku boyunca ağzından çok çıkarmıyor. Güzel güzel emiyor emziğini, ısırma yok şimdilik.  O da ısırmaya başlarsa aynı uygulamayı ona da yapacağız tabii ki :)

İnşallah 2 yaşa kadar Doğa da bırakmış olur. Bakalım kısmet :) Çok da dert değil aslında çünkü emzik düşkünü değil, dediğim gibi sadece uyurken kullanıyor emziğini.

9 Ocak 2012 Pazartesi

Kelimelere devam..

tata : tavşan (Doğa)
keke: kelebek (Doğa)
ayakka: ayakkabı (Deniz)
aakı: askı (Deniz)
pij: pijama (Doğa)
yaya: lale (Deniz)
halka: hamur (ne alaka Denizcim? hamur diyorum o da halka diye karşılık veriyor :) Anne: haa Deniz: haa Anne: murrr Deniz: muuu Anne: hamur Deniz: halka :D:D:D)
denis: Deniz (Doğa)

5 Ocak 2012 Perşembe

Diyalog 4

Bugün çıktık gene dışarıya, hava çok güzeldi, parıl parıl bir güneş, çok da sert olmayan bir soğuk...Gezerken gene anaokullarının birinin yanından geçiyorduk. Çocuklar parka çıkmış. Durup izleyelim dedik. Doğa ve Deniz keyifle izlediler :) Doğa keyifle izlemekle kalmadı, hep ayağını ileri atıp onların yanına gitmek istedi. Parmaklıkların arkasındayız tabii nasıl gidecek :)

Anne: Sen de okula gitmek ister misin Doğa?
Doğa: hım hım
Anne: Biraz daha büyü, biraz daha boyun uzasın, sen de abla olunca okula gidersin olur mu Doğa?
Doğa: ühüü (surat yamulur burada :), Anne hem sevinir hem üzülür, bi yandan güler)

Velhasıl öyle heves ediyor ki, tutmasam gidip oynayacak abi ablalarla :) Umarım vakti gelince de böyle istekli olur da sorun yaşamayız..

Deniz Şehnaz'da olduğundan onla okul konusunda bi diyaloğa giremedik tabii :) Ama o da pür dikkat çocukları izliyordu.

Bu da dünkü gezimizden..

Anne: Deniz ve Doğa kaldırımdan gider, Anne kaldırımdan gider, Şehnaz kaldırımdan gider (kaldırımı gösterir), arabalar yoldan gider (yolu gösterir). Deniz nerden gider?
Deniz: Kaldırımı gösterir.
Anne: Arabalar nerden gider oğlum?
Deniz: Yolu gösterir.
Aynı şeyi bugün de sordum Deniz'e ve gene cevaplar aynı. Öğrenilmiş..
Doğa'ya da bi sonraki gezide öğreticez artık.

Diyalog 3

Doğa bayılır herşeyi ağzına sokup evirip çevirmeye. Ne zaman geçecek bu huyu bilmiyorum. Sabah da plastik tarağı dişliyordu.
Anne: Ne yiyosun Doğa?
Doğa: Tata :) (tarak)

Sabah kahvaltı ederken,
Anne: Hangi mamadan istersin Doğa?
Doğa: Düm (domates :))
Baya bi düm yedi bu sabah :):)

Bizim orada gezerken, anaokullarının yanından geçiyoruz genelde, zaten burası anaokulu bölgesi olarak geçiyor. Ben de anlatıyorum her geçişimizde, çocuklar okulu çok severler. Okulda oyun oynuyorlar, müzik dersi yapıyorlar, resim çiziyorlar, mama yiyorlar, kitap okuyorlar. Bebek Koala da okulu çok seviyor. falan filan..Dün gezerken gene okulların önünden geçiyoruz;
Anne: Çocuklar okulu çok seviyorlar. Napıyo çocuklar okulda?
Deniz: Mama
Anne: Mama yiyorlar evet, başka napıyorlar?
Deniz: Daa
Anne: Dans ediyorlar evet. Başka?
cevap gelmiyo :) anne sayıyor top oynarlar parkta oynarlar resim çizerler falan filan falan filan..

Bir de gezerken gündüz gündüz aydede çıkıyor kaşımıza, her seferinde bizden önce Deniz farkedip gösteriyor. Bayılıyor aydedeye :) ve aydede şarkısını söylettirip duruyor bize :)

Bu hafta hava hep güneşliydi, her gün çıktık yürüdük, Doğa ve Deniz de yürüdüler. Yarım saatle bir saat arası yürüyoruz. Çok iyi geliyor onlara da, etrafı seyrede seyrede anlata anlata yürüyoruz. Fırına girip ekmek alıyoruz, lüp lüp yeniyor o sıcacık ekmekler. Markete giriyoruz dolanıp çıkıyoruz. Kırtasiyeye giriyoruz bazen. Bazen de bi yere girmeden yürüyoruz. Köpeklere, kedilere, kuşlara, uçaklara, aydedeye, güneşe, okullara, okulların camlarındaki kardanadamlara noel babalara, oyun oynayan çocuklara, arabalara, her bişeylere bakıyoruz :)

3 Ocak 2012 Salı

Kahvaltı

Artık kahvaltı düzenine geçmeye başladık. Geçen hafta bulamacı kestim. Ne kadar yerlerse yesinler, azcık da yeseler normal kahvaltı yesinler diye. Aslında bulamaç süper birşey. İçinde yumurta, peynir, süt, ekmek, bazen bal, bazen pekmez ve annenin bomba kurabiyeleri var :) (Bomba derken cidden bomba: kuru üzüm, ceviz, fındık, tereyağ dolu bir kurabiye) Neyse, geçen haftaki uğraşlarımız sonuç vermeye başladı. Bu hafta hep beraber salondaki masaya kurulduk. Her sabah koca masayı açıyoruz. Önlerine peynir, salatalık, domates, siyah zeytin, yeşil zeytin, ekmek koyuyoruz. Kimi peynir bebek peynir oluyor, kimisi abla peynir, kimisi dans eden peynir, kimi ağaç peynir oluyor :) Kimi sarı top (yeşil zeytin) oluyor kimi siyah top (siyah zeytin) :) Öyle böyle baya bi yiyorlar artık. Bir tek yumurtayla derdimiz var. Bi türlü alıştıramadım. Denemelerim devam edecek :) Geçen hafta krep de yaptım, krebi de yadırgadılar biraz, onu da denemelere devam..

Bir de süt içmeye az da olsa başladılar nihayet. Her gün en azından yarım bardak süt içiyorlar. Bazen kendileri istiyor, bazen bi kediye bi maymuna bi Doğa'ya şeklinde veriyoruz. Yani oyunla verdiğimiz de oluyor. Ama bu sayede alıştılar tadına. Bi de hep sıcak süt veriyorduk, hiç istemiyorlardı. Bi akşam kendim soğuk süt içerken Doğa'ya da verdim ve bi fark ettim ki soğuk sütü seviyorlar. Artık soğuk süt veriyoruz.

Doğa'ya bal reçel gibi şeyleri henüz hiç veremedik :( tatlı sevmiyor hiç. Deniz bal kaymak yiyor, reçel yiyor. Doğa genelde peynir peşinde :) Hangisinden istersin Doğa? Doğa: peyy :)

Velhasıl geçen hafta biraz uğraştık ama bu hafta daha iyiler kahvaltıda. Kendilerini doyuracak kadar yiyebiliyorlar artık. Umarım böyle gider..maşallah deyinnnn :)

Eşini Bul!

Daha önce de yazmıştım eşini bul oynuyoruz çocuklarla diye. İki tane farklı eşini bul oynumuz var. Birinde 78 kart var. Diğerinde de 30 küsür kart vardı sanırım. İkisini de çok seviyorlar. Önceden ben elime bir kart alıp bunun eşi nerdeee diye soruyordum. Doğa ve Deniz bulup elime veriyorlardı. Şimdi şu aşamaya geçtik. Anne daha sormadan eşler bulunup anneye veriliyor. Özellikle Doğa ustası oldu bu işin :) Deniz bi süre sonra sıkılıyor, ona başka bi oyun bulmamız lazım :) Doğa ise o 78 kartı kısa sürede eşleyip eşleyip elime veriyor. Bazen kendi oturuyor başına, bulup bulup kutusuna yerleştiriyor. Biz de hayran hayran seyrediyoruz :) Daha bi buçuk yaşında olmayan bir çocuk bu...

Diyalog 2

Bugün banyodaki çamaşır sepetini aldım, Deniz'e hadi bana yardım et oğlum şunu banyoya götürelim dedim. Tuttu bi ucundan. Götürdük diğer banyoya. Çamaşırları beraber makinaya attık. Sonra geri bizim banyoya götürdük. Çok çalıştık canııııım :) Sonra yerine koyduk sepeti. Deniz: "Kaa" diyerek sepeti gösterdi. Tabii ki kapağını kapatmak zorundayız :)

Baba her sabah işe yollanır. Önce çantası eline verilir, genelde Deniz tarafından. Sonra bye bye yapılır, sonra kapı kapatılır. Bu diyaloğu yazmış mıydım hatırlamıyorum, yazayım gene de;

Anne: Baba nereye gitti?
Doğa ve Deniz: iş
Anne: Naptınız baba işe giderken?
Doğa ve Deniz: bye bye (baay baaay şeklinde söylenir bu :))
Anne: Baba bize işten ne getiriyo?
Doğa ve Deniz: Mammmaaa

2 Ocak 2012 Pazartesi

Diyalog 1

Dün akşam yatmadan önce ellerini yıkıyordum ikisinin de. Deniz'in elini yıkadım, havluyla kurulayacakken, Anne: "ellerimizi yıkadııık, şimdi kuruluyoruuuz, neyle kuruluyoruz Deniz?"
Deniz: "haaa" .
havluyla kuruluyormuşuz :)