19 Şubat 2013 Salı

Deniz ve makası :)


O elcikleri yerrrriimmmm :) Dudaklar uzamış, gayet ciddi bir iş yapıyor şu anda :) Dedesi kılıklı :)

2,5 yaş gelişmeler

Ne yazsam bilmiyorum. Çocuk oldular resmen. Bağımsızlaşıyorlar gitgide. Anneye babaya yapışma Allah'a şükür yok. Kendi kendilerine tek başına da oynadıkları oluyor, beraber de çok güzel oynuyorlar. Arada kavgalar da oluyor ama şiddet hiç yok. Sadece birşeyi paylaşamama oluyor ama sık değil, genelde güzel anlaşıyorlar. Öyle oyunlar kuruyorlar ki aklım almıyor. Kendi buldukları oyunlardan bazıları;

- Sarılmaca oyunu: birbirlerine sarılıyorlar, sonra bi tarafa doğru devriliyorlar :) "Anne bak sayılıp duyuyoyuz" diyorlar bi de üstüne :)
- Bıcı oyunu: Koltuktan bir minder alıyorlar önce biri oturuyor. Diğeri onun yeleğini çoraplarını çıkarıyor. Eşofmanın paçalarını yukarı sıvıyor. Hayali bi soba getirip yakıyor. Hayali şampuan döküyor, saçlarını şampuanlıyor, hayali maşrafa ile su döküp duruluyor. Bi örtüye sarıyor ötekini. Sonra yer değişiyorlar, diğeri bıcı yaptırıyor.
- Ev yapma: Evdeki tüm yastıkları bulup alıp yığın halinde bişeyler yapıyorlar. Kapısını yapıyorlar evin. Sonra içine girip ya sohbet ediyorlar ya kitaplarını alıp okuyorlar. Artık o an ne yapmak istiyolarsa. O evi bi süre toplayamıyoruz. Bozmaya kalkınca ama biz daha oynıcaktık diyorlar :)

Aklıma şu an gelmiyor ama gün boyu böyle doğaçlama oyunlar çıkarıyorlar sürekli.
Bir de benim oynattıklarım var: kart oyunları, eşini bulmaca, tombala, zarlı oyunlar, yapbozlar, boyama yapma, resim çizme, bulmacalar, dergi ve kitap okumalar, araba yarıştırmalar, kafa savaşları, yastık savaşları, çorap ve şapka savaşları, kesme yapıştırmalar, sticker yapıştırma ve üzerine adlarını yazmaca (bundan harfleri öğrendiler biraz), yakalamaca, saklambaç, yorganlardan gemi yapmaca gibi atmasyon oyunlar, bir sürü şey..gün boyu bişeyler buluyoruz atmasyon ya da değil..oyuncaklarla da oynuyoruz ama onlar hep araç oluyor bize, daha çok sohbet oluyor oyunda..yani tek başlarına oyuncakla oynadıkları daha az..

2,5 yaşta neler yapıyorlar:
- En çok sevdiğim şey bol bol sohbet muhabbette olmaları. Bayılıyorum ikisini sohbet ederken izlemeye.
- Birlikte oyun kuruyorlar.
- Deniz makasla kesme yapmaya başladı. Kesme derken öylesine kesmeden bahsetmiyorum. Birşeyi hedef alıp o şeyi kesmeden bahsediyorum. Doğa şunu kes bana Denis diyor Deniz de güzelcene kesiyor onu :)
- Ben yenicemler özellikle Deniz'de çok. Eğer bir yarış durumu varsa, Ben yencem Ben yencem diyor. İlk başlarda yenemediği zaman dişlerini sıkıyordu. Şimdi artık yapmıyor. Çünkü her seferinde oyun oynuyoruz, oyun oynamak çok eğlenceli, bazen sen birinci olursun bazen Doğa bazen de ben diyorum.
- Bencillik ikisinde de yok. Doğduklarından beri paylaşmak zorunda kaldıklarından paylaşma konusunda hiç sıkıntıları yok. Başka çocuklar geldiğinde de bi sorun yaşamadık hiç.
- Resim yapmaya başladılar. Geçen kedi yapmıştı ikisi de. Top gibi bi kafa, içinde koca gözler ve kulaklar. Ama çekmemişim fotosunu.
- 11e kadar sayıyor ikisi de çoktandır. 10a kadar sayıları okuyabiliyorlar. Yani hangi sayı olduklarını biliyorlar.
- Harflerden bazılarını biliyorlar: A, B, C, D, E, T, M, O, K, H bildikleri ve okudukları harfler. Benim kitaplarımdan, o küçücük yazılardan bile buluyorlar bu harfleri.
- Kelimelerin hangi harfle başladığını bilebiliyorlar. Bildikleri harflerle başlayanları tabii. Köpeğin nesi var diyorum, Ksi var diyorlar. Başındaki sesi anlayabiliyorlar.
- Anne, Baba, Doğa ve Deniz sözcüklerini tanıyorlar. Aslında uğraşsam okumayı sökerler cidden :) ama o kadar erkenki hiç gerek yok. Harfleri kendileri sorduklarından ya da sticker yapıştırmaca oynarken öğreniyorlar. Bu A bu B diye göstererek değil.
- Sıralamaca bulmacalarını çözebiliyorlar. Meraklı Minik'te bolcana var bunlardan.
- Bu aralar Deniz'de bir zıplamadır gidiyor. Sürekli zıplıyor çocuk. Böyle bi dönem var mı bilmiyorum. Ama sürekli hareket halinde. Geçen annem geldiğinde oğlum azcık dur demiş. Deniz de duyamıyoyum anneanne demiş anneme :)
- Doğa'nın da elleri ağzında..diş çıkarma çoktan bitti..psikolojik olabilir belki..ama emin olamıyorum tabii ki..müdahele etmeyin diyor, kendi kendine bırakırmış..bu tip hareketler 3-4 yaşlarda bitermiş..eğer yapma dersek çocuk kabul görmediğini düşünürmüş..arada dayanamayıp sokma bak pis oldu ellerin diyorum ama tutuyorum genelde kendimi..
- Uykularımız aynı düzende devam ediyor..Deniz'in öğle uykuları azaldı..haftanın yarısında uyuyor yarısında uyumuyor. Doğa aynı düzene devam ediyor, öğlen 1 saat civarı uyur hep. Akşam sekiz civarında yataktalar en geç sekiz buçukta uyumuş oluyorlar. Ninni eşliğinde uyuyorlar. Henüz kendi başlarına bırakmadım. Hep yanlarında ya ben oturuyorum ya babaları ya da Cevher. 3 yaş civarında deniycem şansımı :)
- En çok itiraz uykuya ve yemek yemeye. Allah'ım o mama sandalyesine oturtana kadar canımız çıkıyor. Ne yapsak da ikna etsek diye. Öğle uykusu için Deniz genelde hep itirazda, Doğa itiraz etmiyor pek.
- Uyku öncesi mutlaka bizim yatakta oyalanıyoruz. Sadece ben ve çocuklar oluyor. Baba işten gelince o da katılıyor. Böylece uyku öncesinde 1 saate yakın full beraber olmuş oluyoruz (gün içinde olmuyoruz sanki :)). Uyku öncesi iyi geliyor onlara da bana da..yatakta oyun oynuyoruz, ne oynuyosunuz derseniz abidik gubidik şeyler işte :) tren yapıyoruz..nevresimdeki çiçeklerin eşini buluyoruz..yorgandan şapka yapıyoruz palto yapıyoruz..altına saklanıyoruz..çadır yapıyoruz falan filan..kitap okuyoruz mutlaka..bazen herkes ayrı ayrı takılıyor üçümüz alıyoruz kitaplarımızı yanyana diziliyoruz, herkes kendi kitabını okuyor..bazen de ben onlara seçtikleri kitapları okuyorum..bazen onlara masal anlattırıyorum :) çok eğlenceli oluyor dinlemek..ikisi bir anlatıyor bazen..sırayla desem de aynı anda anlattıkları da oluyor, sıralarını bekledikleri de..
- Meraklı Minik dergisini hala her ay hakkını vererek okuyoruz. Dolayısıyla çok fazla şey öğreniyorlar o dergiden. Ağaçları ve yapraklarını tanıyorlar. Benim bile hiç bilmediğim ağaçları öğrendiler. Çeşit çeşit itfaiye arabasını tanıyorlar. Çeşit çeşit kelebeği. Çeşit çeşit toprak altında yetişen sebzeyi. Çeşit çeşit kar küreme aracını. Bir sürü şey işte..her yerini hatmediyoruz o dergilerin :) onlar öğrenirken ben de öğreniyorum açıkçası :)
- Kitaplarla araları çok çok iyi. 150 civarında kitapları var. Hepsini defalarca okuyoruz. Onlardan da bir sürü şey öğreniyorlar. Yapı Kredi yayınları, Tübitak yayınları, Can Çocuk, Timaş yayınları favorilerimiz ama bir sürü kitapları var farklı yayınevlerinden. En çok okuduklarımızı ezberlemişler cümlesi cümlesine. Kendiler öyle okuyor zaten :) Resmine bakıyor ona göre anlatıyorlar ezberlediklerini :)
- Çizgi film hala günde 1 saat ile sınırlı. Bazen hiç akıllarına bile gelmiyor seyretmek. Akıllarına geldiğinde de istedikleri çizgi filmini koyuyorum. TVden seyretmiyorlar hala. Sadece seçip aldıklarımı seyrediyorlar. Onlar da illaki birşeyler katıyor ama beraber geçirdiğimiz ya da beraber oynadıkları zamanlar daha fazla paylaşım oluyor, daha çok şey katıyor onlara..

Başka aklıma bişey gelmiyor şu anda :) Cuma günü doktor kontrolümüz var. Hastalık mahvetti bizi, kilo verdiler, gene yiycez paparayı doktordan :) Bakalım ne kadar büyümüşler..

Doğa ve Deniz bıcı oyunu oynarken..


İlk Sahne Sanatları Gösterimiz

İlk defa bir sahne sanatları etkinliğine katıldı Doğa ve Deniz. Mickey ve Miniie'nin gösterisine. Açıkçası ben pek yaşlarına uygun bulmadım. Çok fazla gürültülüydü. Ama kalabalığa karışmak, farklı şeyler görmek adına iyi oldu tabii ki.

Girerken bir insan kalabalığı. Bizimkiler yapıştılar ellerime. Perde açılasıya kadar bekledik. Orda Doğa rahattı, takmadı geleni geçeni. Deniz Anne giyelim içeyi deyip durdu. Neyse girdik sonunda, yerlerimizi bulup oturduk. Sandalyeler katlanan cinstendi ve çocuklar çok hafif kaldı tabii o sandalyelere göre. Sandalye katlanır gibi olunca doğa korktu biraz. Ben tutuyorum sandalyeni düşmezsin arkaya dedim, elini tuttum ve rahatladı tabi. Sonra gösteri başladı. Öğlen 12deydi gösteri. Mickey, Minnie, Gofy, Donald vs sahneye çıkınca heyecanlandılar. Şaşırdılar da aynı zamanda. Şaşkınlık içinde izlediler. Doğa ilk yarı alkış tutmaya başladı. Deniz'i ikinci yarıda ancak katabildim olayın içine. İkinci yarının yarısında uykuları geldi ve kalktık. Arabada uyudular.

Dediğim gibi çok gürültülü olduğundan çok tavsiye etmiyorum bizim yaş grubundaki çocuklar için. Şöyle bi 4 yaş civarına gelmeliler.

Dün yemek yedirirken gösteriden bahsediyorum.
Anne: Ne güzeldi değil mi? mickey de dans etmişti, minnie de dans etmişti.
Doğa: Hmm hmm..Koltuğum fırlamıştııııı
Anne: :):)
Kabus oldu çocuğuma o koltuklar :)

Çekebildiğim çok az fotodan birkaçı..içeri kamera sokmak yasaktı ama bir baktık ki herkes sokmuş. Biz gene kurallara uyan tipler olarak cep telefonu ile yetinmek zorunda kaldık.


Gösteri sonrasında arabada uyuyup uyandıktan sonra Özsüt'te supangle yerken..ikisi birden aynı koltuğa oturdular :) Bizim tercihimiz değildi yani, kendileri öyle tercih etti nedense :)



Ayça Hala ile kahvaltı

Geçenlerde bir Cumartesi sabahı Buyaka'daki Kirpi'ye gittik. Tavsiye ederim, hem kahvaltısı çok güzel hem de mekan. Biz çocuklarla olduğumuz için dışarıdaki masalara oturduk. Yani avm içindekilere. Ve çok da rahat ettik. Çocuklar ortada baya bi oyalandılar, birbirleriyle oynadılar, bizi de rahat bıraktılar :)

Kahvaltıdan sonra avmnin ortasında bir etkinlik vardı çocuklar için. Doğa Koleji kurabiye evi kurmuş. Hansel ve Greteli anlatıyordu bi abi. Bir de kocaman tavşan vardı. Tavşanı görünce Deniz tavşana gidelim Anne diye tutturdu. Gittik tabii. Hadi koş bakalım tavşana dedim. Koştu koştu sarıldı koca tavşana. Tavşanın da hoşuna gitti tabi, önce başını sevdi Deniz'in, sonra kucağına aldı :) Doğa'ya da dedim sen de koş diye ama yanaşmadı. Doğa masal dinleyen çocukların olduğu masaya oturdu ve dinledi. Tabii en küçük Doğa'ydı, çok fazla katılamadı yapılanlara ama dinledi :) Deniz masaya oturacakken masalın cadı kısmına gelinmişti, anlatan cadı taklidi yapınca tırstı oturmadı. Bizim evde cadılı, canavarlı, kurtlu kitap hiç yok. Bir de prensli prenseslilere gıcığım almıyorum. O yüzden öyle korkutucu masaldan haberleri yok henüz.




18 Şubat 2013 Pazartesi

Portakal suyuuuu

Deniz meyvenin her türlüsüne bayılır. En çok sevdiğim yanlarından biri bu. Doğa pek sevmez ama oyunla yiyor bi şekilde. Portakal suyunu Deniz ne zamandır içiyordu zaten. Doğa daha yeni yeni içmeye başladı. Bi gün aklıma geldi "Doğa sen pütürleri yüzünden mi içmiyosun portakal suyunu?" diye sordum. Hmm hm dedi. İyiki aklıma gelmiş de sormuşum. Sonra süzdüm suyunu ve içmeye başladı çocuk.
Bu arada Deniz kendisi sıkmaya bayılıyor. Önce beraber sıkıyoruz portakalın suyunu sonra içiyoruz. Bir ara sıkarken de fotoğrafını çekmeliyim :)

Çalışmak zoyundayız :)

Bilgisayarıma taktılar bir ara. Artık çok izin vermiyorum çünkü o taktıkları dönemde 3 tuşunu çıkardılar. Neyse ki takabildim geri. Bilgisayarın olduğu yerdeki sandalyeye çıkıp oturuyorlardı sonra da bana dönüp "Çalışmak zoyundayız Anne" diyorlardı :) Çünkü Anne her bilgisayar başına oturduğunda Doğa ya da Deniz illaki biri "Kalk Anne" der. Ya da "Seni istedim Anne" der :) Anne çoğunlukla kalkar, ama bazen de çalışmak zorundadır ve "Çalışmak zorundayım" der. Doğa ve Deniz de çalışmak zoyundaymış :):)




Ablamlar geldi

Epeydir yazamadım bloga. Anneannemin vefatı, ablamların bize gelişi, ailecek hasta olmamız, işler güçler derken bu vakti buldu.

Ablamlar Ocak sonuna doğru geldiler, 4 gün kadar kalıp Zonguldak'a geçtiler. Antep'e dönüş için tekrar bizdeydiler. Sağolsunlar Antep'ten bize bi güzel mikrop getirdiler :):) Hepimiz hasta olduk :) Güldüğüme bakmayın çok zor geçti o haftalar..Ege bize geldiğinde iyileşmek üzereydi. Ablam, Tuna, ben, Deniz, Doğa, annem, babam ve Orkun hasta olduk topyekün :) 2 haftada kendimize gelemedik, o kadar fena bir virüstü. Öksür öksür öksür öldük. 2 hafta sürekli burun çektik ve sildik. Tabii bundan en çok etkilenen çocuklar oldu diyemiyorum, valla çocuklar benden hızlı toparlandı, Allah'a şükür. Annem ve ben pert olduk. Bir de Tunacık, daha 4 aylık ve çok etkilendi tabii ki :( Neyse, hastalık dışında çocuklarla oynamaktan, ilgilenmekten gene ablamla çok fazla görüşemedik. Ama bu sefer daha iyiydi sanki. Akşamları konuşmaya biraz vakit bulabildik. Doğa ve Deniz, Ege ile iyi anlaştılar, bi sorun çıkmadı. Oynadılar beraber. Ege ile Deniz özellikle daha iyi bi frekans tutturdular. Deniz ve Doğa teyzeye de bayılıyor bu arada :) Ablamlar buradayken annem ve babam da geldiler. Anneanne ve dedeyle de çok güzel oynadılar. Velhasıl sayılı gün hemencik bitiverdi.

Şu cümbüşe bakın :)


Ege ile Deniz katlı otopark yapıyor :) Sonunda otopark devrildi tabi :)


En miniğimiz, Tunacık :) Ablamın parmaklarıyla dişlerini kaşıyor...Kendisiyle ancak tanışabildim, doğumdan sonra gidememiştim ablama :( Tuna bir sarı kafa..hastasıyım o sarı kafanın :) öptüm öptüm durdum :) keltoşum benim :) pamuk oğluş :)


Tahmin ettiğiniz üzere, evde 4 çocuk varken bi yere çıkamadık. Ablamla bir Palladium girişimimiz oldu, avmye girdik, bi 5-10 dk falan geçti ki evden aradılar Tuna ağlıyormuş susmuyormuş. Gerisin geri döndük :) bi daha da teşebbüs etmedik :) Bizim evin çevresinde çocukları hava almaya çıkardık bi. Tavuklara baktık her zamanki gibi, biraz da yürüdük o kadar.

8 Ocak 2013 Salı

Anneannenin ördüğü tulum

Annem tulum örmüş bi Doğa'ya bi Deniz'e. Deniz'e giydiremedik bugün bi türlü.


Foto

Yerim kalmadığından epeydir fotoğraf ekleyememiştim. Başka bi account açıp o accountu yazar olarak ekleyince problem çözülmüş oldu. Thanks to Lemis :) iyiki bugün blogunu açıp tekrar okumuşum :)

Ada'nın doğumgününden..

Yılbaşı öncesinde..nerde ağaç görsek dokunmadan edemiyoruz :)


Babaannenin aldığı gözlükler..Doğa sadece o gün bi kere taktı, korktu sonra..



3 Ocak 2013 Perşembe

Veda....


İzmir, Torbalı, Kuşçuburun Köyü'nde kerpiç bir ev..bembeyaz badanalı..mavi küçücük pencereler..kocaman bir avlu..avluda salkım salkım üzümler..mutfaktaki tel dolap...sabah sıcacık tarhana çorbası..pişi..mis gibi kokan odalar..odalarda sedirler..anneannemin eliyle ütülediği şalvarları..tertemiz..dümdüz..pencere nişleri..nişlerde saklı şekerler..rengarenk leblebi şekerleri..ve bahçe..zeytinlikler..ben hep yeşil halini gördüm..keşke toplamaya da gidebilseydim..ve iplere dizilmiş tütünler..arabamız yaklaşır köydeki eve..ablamla kim önce anneanneme sarılacak diye yarışırız..araba durur durmaz fırlarız..kapıyı aç, avluda gör anneannemi..koş koş koş.....sarıl sarıl sarıl..................hep böyle hatırlayacağım..bizi bekleyen anneannem..ve anneannemin kolları..sıkı sıkı sarılan..

Ben...Fatma'nın kızı..Şefika'nın torunu..maharetli, temiz, kimseyi kırmayan Şefika'nın..70inden sonra okuma yazmayı öğrenmiş...hırslı Şefika'nın...96 yıl yaşamış Şefika'nın..8 çocuk, 50 torun sahibi Şefika'nın...sadece 1 torunuyum...

Seni çok seviyorum anneannem..ve özleyeceğim...çok.....bir boşluk olacak her gittiğimde İzmir'e...dolmayacak............................
İzmir, Torbalı, Kuşçuburun Köyü'nde kerpiç bir ev..bembeyaz badanalı..mavi küçücük pencereler..kocaman bir avlu..avluda salkım salkım üzümler..mutfaktaki tel dolap...sabah sıcacık tarhana çorbası..pişi..mis gibi kokan odalar..odalarda sedirler..anneannemin eliyle ütülediği şalvarları..tertemiz..dümdüz..pencere nişleri..nişlerde saklı şekerler..rengarenk leblebi şekerleri..ve bahçe..zeytinlikler..ben hep yeşil halini gördüm..keşke toplamaya da gidebilseydim..ve iplere dizilmiş tütünler..arabamız yaklaşır köydeki eve..ablamla kim önce anneanneme sarılacak diye yarışırız..araba durur durmaz fırlarız..kapıyı aç, avluda gör anneannemi..koş koş koş.....sarıl sarıl sarıl..................hep böyle hatırlayacağım..bizi bekleyen anneannem..ve anneannemin kolları..sıkı sıkı sarılan..

Ben...Fatma'nın kızı..Şefika'nın torunu..maharetli, temiz, kimseyi kırmayan Şefika'nın..70inden sonra okuma yazmayı öğrenmiş...hırslı Şefika'nın...96 yıl yaşamış Şefika'nın..8 çocuk, 50 torun sahibi Şefika'nın...sadece 1 torunuyum...

Seni çok seviyorum anneannem..ve özleyeceğim...çok.....bir boşluk olacak her gittiğimde İzmir'e...dolmayacak............................