22 Ağustos 2012 Çarşamba

Zonguldak'taydık

Bayramdan bir önceki hafta Zonguldak'a gittik. Anneanne, Cihan Dede ve Orkun Dayı ile çok güzel vakit geçirdik. Cuma akşamı iş çıkışı çıktık yola, gece ordaydık. Cumartesi günü Demirpark'a gittik. Çocukları avm içindeki tırtıla bindirdik. Sevecekler diye düşünmüştüm ama Deniz korktu biraz. Belki gürültüden korktu, belki de tek başına bindiği için korktu. En son indirirken ağlamaklı oldu. Kendisini indirdim bu sefer "Anne Doğa'yı da indiiiir" dedi :) Pazar günü öğlen döndük İstanbul'a. Çok fotoğraf çekemedim, olanlardan bikaç koyuyorum. Tırtıl hareket halinde olduğundan doğrudüzgün olmadı fotolar ama gene de Deniz'in dağılmış suratı belli :)



9 Ağustos 2012 Perşembe

Reyhan Teyze, Kerem ve Yeşim geldiler

Dün Reyhancığım geldi 2 çocuğuyla. Telefonda konuşurken "benimkiler yabancılayabilir istersen ben tek başıma geleyim" dedim. Reyhan Doğa ve Deniz'i de görmek istedi, üşenmeden 4,5 aylık bebeği ve 4 yaşındaki oğluşuyla bize geldi. Hiç problem çıkmadığı gibi Kerem'le oynadılar bi güzel. Biz de gidebilirmişiz yani. Benim düzeni bozmama, ortamı değiştirmeme, çocukları huzursuz etmeme dertlerimi artık bi kenara koymam lazım sanırım. 2 yaşına geldiler. İlk başta bi yadırgama oluyor ama daha kolay ısınıyorlar eskiye göre. Ben kendi kendime dertleniyorum ve stresleniyorum.

Reyhan'ın minnoş Yeşim'i ve yakışıklı Kerem'i..


Anneanne ile kitap

Doğumgünü öncesinden kalmış bu fotoğraflar. Kameradan yeni aktardım.
Anneanne ile ahtapot Nino'yu okuyorlar.


Gene Atlı Karınca

Atlı karınca sevdası arada bir körükleniyor ve soluğu Ümraniye Meydan'da alıyoruz. Bu sefer ortadaki sularla oynayamadık, açmamışlardı fıskiyeleri ama atlı karıncaya bindik tabii. Bu sefer yeşil atlara bindiler.




Diyalog 16

Kızım sessiz dedim ama bu aralar o da başladı daha çok konuşmaya. bir de hızlı konuşmaya çabalıyor nedense..

Anne: Doğa sen de kek ister misin?
Doğa: İstemem anne
Anne: Neden istemezsin?
Doğa: Ben mamamı bitirdim anne.

Deniz hamurun kapağını açar;
Deniz: İşte açtım anne, kendim açtım anne
Anne: Aferin oğluma
Doğa açmayı dener, açamayınca;
Doğa: Ben daha küçüküm anne
Anne: :):) sen de açabilirsin, küçük değilsin sen de (kapağı biraz gevşetir, Doğa açar ve mutlu olur)

7 Ağustos 2012 Salı

Diyalog 15

2 yaşında 2 afacandan pes dedirten cümleler :)

Pamuk kedimizi saklama oynuyoruz, ben saklıyorum, Doğa ve Deniz buluyor, kedi miyavlıyor, kedinin sesine doğru koşup bulmaya çalışıyorlar. Birinde çocukların odasındaki Fransız balkonunun önüne koydum. Deniz buldu Pamuk'u ve "Oralar pis Pamuk" dedi :)

Doğa: Ben kedileri çok severim
Anne: Ben de seni çok severim minnoşum :)

Anne Deniz'i uyutmaya çalışır, Deniz kendi uyumak ister.
Anne: Eğer şimdi uyumazsan alıp sallamaya başlıycam seni
Deniz: Ben uyudum zaten (gözler açık bana bakarak söylüyor bunu, dalga geçer gibi :)) (zaten mi?)

Deniz: Doğa gel koşalım.
Deniz: Doğa gel uyuyalım.
Deniz: Doğa gel oynayalım.

Deniz: İşte benim kardeşimmm (der ve bi makas alır Doğa'dan)
Doğa: İşte benim kardeşimmm (der ve bi makas alır Deniz'den)
Sonra sarılırlar, anne erir biter, işte benim canlarım der o da sarılır. Sevgi manyağıyız..

Deniz ve Doğa'yı geçen haftadan beri bir akşam anne bir akşam baba uyutuyor. İlk akşam çok tepkiliydi Deniz, 15-20 dk ağladı. Sabrettik. Kapının önünde oturup dinledim. "Anne gelsin" ler hiç bitmeyecek gibiydi sanki. Neyse ikinci akşam 5 dk ağladı. Artık kabullendi. Gene de şansını denemiş dün akşam:
Deniz: Baba bu koltuğa anne otursun, ne dersin?
Baba: Bu akşam baba otursun, yarın akşam anne oturur (yemezler Denizcim;))

Deniz: Anne sohbet edelim mi?

Deniz: Deniz de buraya yatsın ne dersin Anne? (bu ne dersinlerin hastasıyım :))

Doğa: Kapat bunu anne, çok ses yaptı anne (miyavlayan kedisi için söylüyor)

Deniz: Şurdan geçemedim, burdan geçebildim ancak (ancak mı?)

Deniz: Limonlu vitamini beğenmedim Anne
Doğa: Ben de beğenmedim (beğensen şaşardım)
Anne: Ama bunu içmek zorundayız. Yoksa büyüyemeyiz....falan filan falan filan..

Deniz anneye vurur bi tane, ama sert değil gerçekten.
Deniz: Anneye tekme attım.
Anne: Ama ben çok üzüldüm şimdi.
Deniz: Özüy dileyim Anne, bile bile oldu.
Anne: :):):)

Anne: Deniz kakanı bitir de alayım oğlum.
Deniz: Kakamı bitirdim zaten (bikaç gündür zaten'e takmış durumda bi de ne dersin'e)

Anladığınız üzere, çok geveze bir kızım yok, aksine çok geveze bir oğlum var. Doğa da konuşuyor ama gerekli olduğu sürece. Deniz bütün gün full sohbette :)




2 Ağustos 2012 Perşembe

Kesme Yapıştırma

Epeydir yapmıyorduk kesme yapıştırma (dergilerden kesme nerdeyse her gün yapıyoruz o ayrı), Doğa ve Deniz elişi kağıtlarının bulunduğu çekmeceyi karıştırınca çıkarıp çizdim uğur böceğini. Sonra da arabaları..

Bunun bir faydası neyi nereye yapıştıracaklarını öğrenmeleri, diğer faydası da doğru yere yapıştırmaya çalışarak ellerin gelişmesi..her ne kadar henüz düzgün yapıştıramıyorlarsa da daha çoook minik bu eller :):)

Doğa'nın yapıştırmaları
Deniz'in yapıştırmaları 




31 Temmuz 2012 Salı

Tatil fotoğrafları



Deniz havuza atlar, kendisi tutunur. Kıkır kıkır güler :) Bu yaşta bu cesaret nedir anlamadık. Alttaki kolajda sağ üst köşede kendi kendine tutunuyor havuzun kenarına. Bu arada havuz da büyük havuzu, çocuk havuzu değil..

Bu da benim tedbirli ve nazlı bıdığım :) Doğa da kendisi atlıyor havuza ama birisinin kucağına doğru atlıyor. Havuzun kenarını tutturunca o da kendisi tutunabiliyor. Ama Deniz gibi hemen atlayıp dönüp tutunmaca yok, o kadar deli cesareti yok yani :)

Bunlar da benim dolmalarım :) Pardon sarmalarım :)

İlk gözağrımız :) Artık kendisi yüzüyor, burda kollukla çekmişim ama kolluksuz da yüzüyor Ege kuzusu :) Atla bi fotoğrafını çekeyim dedim, hemen atladı havuza :)

Son gün..annem de bu yaşta fena çıkmamış hani ;)

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Tatildeydik

Bir haftalık bir tatilin sonunda eve döndük. Geçtiğimiz Cumartesi sabah çıktık yola. Feribotla Pendik'ten Yalova'ya. Ordan da Salihli'ye Remzi Dede'nin evine. 1 gün Remzi Dede ve Ayşe Teyze'de kaldık. Sonra Turunç'a geçtik. Anneanne, Ciyan Dede, Orkun Dayı, teyze, Ege abi, Tayim (Tahir) Amca ve Tuğçe Hala da bizleydi. Baya bi kalabalıktık yani :) Yoksa biraz zor cesaret ederdik iki bebekle tatile :) Tatil biraz yorucu olsa da güzel geçti. Biz çocukların saatlerine uymak durumunda kaldığımızdan akşamları uyuyarak geçirdik :) 9da yataktaydık. Öğlenleri de odada geçirdik, zaten çok da sıcaktı dışarısı. Uyku düzenlerini hiç bozmadım. Ama yeme düzeni diye bişey kalmadı. Aslında düzen vardı da çocuklar dışardaki yemeklerden çok hoşlanmadı, biraz zorluk çektik yemek konusunda. Son iki gün fena değildi yemeleri, onun dışındaki bütün günler kahvaltı da öğle yemeği de dertti. Akşam yemeği nispeten daha iyi gitti. Ben çıldırdım tabii ilk günler. Sonra napalım tatil bu gelip geçecek demeye çalıştım kendimce. Kavanoz mamaları aldım biraz onlardan verdim, çok zayıflamasınlar diye. Yeme dışında herşey çok güzeldi. Havuza girdiler, denize girdiler, deniz kıyısında taşlarla oynadılar. 1 hafta geldi geçti. Bi sonraki Cumartesi tekrar Salihli'ye döndük, Pazar günü de İstanbul'a. Remzi Dede'lerde de çok güzel geçti vakit. Kediye köpeğe doydular :) Özellikle Doğa kedilerle oynadı baya. Çocukların peşine koşmaktan çok fazla kimseyle görüşemediysem de 2 gün de olsa görmüş oldum akrabaları. Arzu ablamlar, Sevde ablamlar, Ayşe Teyzem, Emine Teyzem, anneannem ordaydı. Kızlar ve kızların kızları tayfası ordaydık yani :):) Keşke daha uzun kalabilseydik, muhabbetin dibine vururduk o zaman :)

Bunun dışında yolculukarımız da gayet iyi geçti maşallah. Bağırma çağırma olmadı. Öğlenleri 1-2 saat uyudular. Feribotta gezindiler. yolda arabalara kamyonlara baktık. Bi çanta dolusu oyuncak almıştım yanıma onlarla oynadık. Kitaplarımıza baktık. Resim bile çizdik inanır mısınız :) Ve hatta resim defterlerine sticker yapştırdık :) Bir de artık çizgi film izlemeye başladıklarından arabada çizgi film seyrettik. Bir mola ile atlattık 4 yolcuğumuzu da Allah'a şükür :)

Çok dillendi benim kuzularım bir hafta içinde. Zaten dillilerdi o da ayrı :)
Tatilden birkaç hoşuma giden söz..

Deniz: Anne Ciyan Dede'nin arka saçı vay, ön saçı yok :):) (bunu tespit etmiş, önceden saçı yok diyodu)
******
Bi öğlen Doğa ve Deniz uyurken Devo sakal traşı olur. Deniz uyanır ve uyanır uyanmaz ilk söylediği söz şu olur:
Deniz: Anne babamın ağzında kılları yok :):)
Bunun üzerine Tuğçe Hala şöyle bi yorum yapar "Ben bile farketmedim, nası yani"
******
Dışarıda pilav yediriyorum Deniz'e,
Deniz: Anne evdeki piavdan ver (onun tadı başka tabii :))
******
Sabah otelde kahvaltı yapıyoruz, yanımda balparmağın tüp ballarından vardı, ilk sabah aklıma gelmedi, ikinci sabah kahvaltıya götürdüm balı da.
Deniz: Anne evdeki baldaaan (oteldekinin tadı farklı çünkü)
Bişeylerin ayırdında olması çok hoşuma gidiyor.
******
Doğa'm nazlıdııııır :) Denizde oynuyoruz
Doğa: Üşüdüm anne, çıkalım, havuza didelim
******
Plaja indik, kumların arasına tahtalar koymuşlar yürüyebilelim diye. Tahtalardan indim şezlonga taşıdım eşyaları. Deniz'i soymaya başladım. Doğa kalmış tahtada :)
Doğa: Anne yalnız kaldım, gelemiyom..(dudak bükük), al beni anne.
******
Otelde kaldığımız kattan aşağı iniyoruz, Doğa öğretiyor anneannesine
Doğa: Bu yangın tüpü annane
Anneanne: Bilmedikleri de bişey yok
******
Doğa Salihli'de kedileri baya bi gözlemlemiş, bi yandan kolumu tırmalıyor bi yandan da
Doğa: Anne Sarman oldum ben
******
Deniz eve dönüş yolunda şu soruyu sordu:
Deniz: Anne bu akşam nerde yatcaz (Sanırsın her gece ayrı bi yerde yatmışız :) )
Anne: Evimizde yatcaz oğlum, tatil bitti.
Deniz: Otele gidelim anne
******
Deniz kuru üzüm yiyor, tıkıştırıyor ağzına. Biliyorum ki onları yutmazsa tükürecek boşa gidecek hem üzümler hem de çiğneme çabaları.
Deniz: Üzüm ver anne
Anne: Onları yut sonra vercem.
Deniz: Şimdi ver anne.
Anne: O zaman bi tane vereyim.
Deniz: Bitetene (bitane) verme anne, bisüyü ver.
******
Salihli'de 4 tane köpekleri var teyzemin. Biraz korktular, 3 tanesi azman gibi çünkü, sadece bi tanesi sakincene. Köpekler gece havlıyor. Deniz uykusundan uyanıp;
Deniz: Havhavlar çok havlıyo anne
Anne: Korktun mu?
Deniz: Kooktum. Buyaya gelirler anne.
Anne: Gelemezler oğlum, onların evi var. Hem anne yanında gelseler de hiç korkmana gerek yok. Bişey yapamazlar.
******
Deniz gene havhavlardan dertli :)
Deniz: Havhavlar çok eşşeklik yaptı anne. Doğa'ya geldiler, Deniz'e geldiler. Anneanneye gelmediler.
Anlaşılan Deniz Doğa ve anneanne köpeklerin yanına gitmiş, köpekler Deniz ve Doğa'ya atlamış :) keşke anneanneye atlasalarmış :) ben öyle anladım :)
******
Bunun gibi bir sürü şey oldu aslında ama aklıma yer edenler bunlar olmuş..

Fotoğrafları bi sonraki kayıtta yükleyeceğim..




17 Temmuz 2012 Salı

Diyalog 14

Deniz ve Doğa Tigger'ı paylaşamaz.
Anne: Doğa sen Tigger'ı Deniz'e ver, ben sana Winnie alayım?
Doğa: ı-ıh. Tigger benim.
Anne: O zaman ben Deniz'e yeni Tigger alayım, Deniz'in de Tigger'ı olsun.
Doğa: Eski Tiggıyı Deniz'e veycem.
Anne: :):) çok uyanıksın Doğa hanıııım :) Eski Tigger senin, yeni Tigger Deniz'in..

Anne sabah mayışmaktadır çünkü gece Deniz bikaç kere ağlayarak uykusunu delik deşik etmiştir. Deniz annenin yanına gelir.
Deniz: Anne kalk, picamanı çıkaar, üstünü giy Anne
Deniz: Anne kalk, mama yedir
Anne: Cevher Teyzen versin mamanı oğlum, ben uyuycam
Deniz: Uyuma anne, mamamı yedir.
Anne Deniz'i öper.
Deniz: Öpme anne, mamamı yedir
Anne: :):):)
Anne kalkar üstünü değiştirir ve Deniz'e mama yedirir. Uyku kalır gene....

Anne ve Deniz annenin evim dergisine bakmaktadır. Deniz mangal görür dergide..
Deniz: Bu mısır arabası
Anne: :):) mısır arabası mı?
Deniz: Evet mısır arabası buu
Anne: Nerde gördün oğlum mısır arabasını?
Deniz: Hayyi Dede'de
Anne çakar mevzuuyu, Kırklareli'ye gittiğimizde mısır pişirmiştik mangalda..
Anne: mısır pişirmiştiiiik :)
Deniz: mısır pişirmiştik anne..
Anne: bu mangal oğlum, mangalda mısır pişirmiştik..

Her akşam olduğu gibi anne ninniyi açar, yatakların arasındaki koltuğa oturur. Yarım saati aşan bir sohbetten sonra anne patlamaktadır. Biraz daha sohbet, yüz bin kere farklı bardaklardan su içmeler, yüzbin kere parmaklardan ayaklardan öpmeler sonrası nihayet Deniz ve Doğa mayışır. Mayıştılar diye anne cep telefonunda oyun oynamaya başlar. Deniz annenin aşağı baktığını farkeder. (telefonu aşağıda tutuyorum anlamasınlar ve görmesinler diye)
Deniz: Anne sen napıyosun?
Anne: (şok içinde) Uyumanı bekliyorum oğlum (yalan dolan yalan dolan :):) kalkıp da bakacak ve durumu çakacak diye ödüm koptu)
Herşeyi nasıl da gözlemliyorlar....