3 Ocak 2012 Salı

Eşini Bul!

Daha önce de yazmıştım eşini bul oynuyoruz çocuklarla diye. İki tane farklı eşini bul oynumuz var. Birinde 78 kart var. Diğerinde de 30 küsür kart vardı sanırım. İkisini de çok seviyorlar. Önceden ben elime bir kart alıp bunun eşi nerdeee diye soruyordum. Doğa ve Deniz bulup elime veriyorlardı. Şimdi şu aşamaya geçtik. Anne daha sormadan eşler bulunup anneye veriliyor. Özellikle Doğa ustası oldu bu işin :) Deniz bi süre sonra sıkılıyor, ona başka bi oyun bulmamız lazım :) Doğa ise o 78 kartı kısa sürede eşleyip eşleyip elime veriyor. Bazen kendi oturuyor başına, bulup bulup kutusuna yerleştiriyor. Biz de hayran hayran seyrediyoruz :) Daha bi buçuk yaşında olmayan bir çocuk bu...

Diyalog 2

Bugün banyodaki çamaşır sepetini aldım, Deniz'e hadi bana yardım et oğlum şunu banyoya götürelim dedim. Tuttu bi ucundan. Götürdük diğer banyoya. Çamaşırları beraber makinaya attık. Sonra geri bizim banyoya götürdük. Çok çalıştık canııııım :) Sonra yerine koyduk sepeti. Deniz: "Kaa" diyerek sepeti gösterdi. Tabii ki kapağını kapatmak zorundayız :)

Baba her sabah işe yollanır. Önce çantası eline verilir, genelde Deniz tarafından. Sonra bye bye yapılır, sonra kapı kapatılır. Bu diyaloğu yazmış mıydım hatırlamıyorum, yazayım gene de;

Anne: Baba nereye gitti?
Doğa ve Deniz: iş
Anne: Naptınız baba işe giderken?
Doğa ve Deniz: bye bye (baay baaay şeklinde söylenir bu :))
Anne: Baba bize işten ne getiriyo?
Doğa ve Deniz: Mammmaaa

2 Ocak 2012 Pazartesi

Diyalog 1

Dün akşam yatmadan önce ellerini yıkıyordum ikisinin de. Deniz'in elini yıkadım, havluyla kurulayacakken, Anne: "ellerimizi yıkadııık, şimdi kuruluyoruuuz, neyle kuruluyoruz Deniz?"
Deniz: "haaa" .
havluyla kuruluyormuşuz :)

29 Aralık 2011 Perşembe

Bi sohbet bi sohbet :)

Bu aralar pek bi sohbetiz :) Tek tek kucağıma alıyorum, sorular soruyorum, bi cevaplar bi cevaplar :) bayılıyorum dinlemeye :)
bazen kendiliğinden çıkıveriyor yeni bir kelime..sabah Deniz halka halka halka diyordu :) halka oyuncakları var, o da elinde..
sürekli bir taklit etme, sürekli söylemeye çalışma..muhteşem bir çaba var..
birileri onlarla konuşsun, kitap okusun, bişeyler göstersin, bayılıyorlar..
bütün günü çok az oyuncak oynayarak geçirdiğimiz oluyor..konuş konuş konuş..bazen kendi sesimden başım ağrıyor :)

en son çıkanlar:
bibis (bisiklet)
halka
tüü (tül)
hüt (süt)
aslında herşeyi söylüyorlar artık ama aklıma gelmiyor yazarken..ekliycem diyorum eklemeyi unutuyorum..

bu arada geçtiğimiz haftasonu anneanne ve dede geldiler, çok mutlu olduk. En son bayramda Antep'te görüşmüştük anneanne ve dede ile. Özlemişiz. Çocuklar hiç yadırgamadılar bu sefer. Anneanne sabahtan akşama kadar oynadı Doğa ve Deniz'le. Dede Deniz'le yastık savaşı yaptı :), Doğa ve Deniz'e resimler çizdi. Velhasıl kısacık 2 gün hemencik bitiverdi. Şimdi soruyorum dede nereye gitti diye. Cevap: İşe :):):) Bizim evden giden herkes işe gidiyor :):)





23 Aralık 2011 Cuma

Kavgalar ve kelimeler

İşte başladık kavgalara..bugün sabahtan öğlene kadar iki kere kıyamet koptu. Birincisi bir oyuncağı paylaşamamaktan diğeri de bir kitabı paylaşamamaktan. zilyon tane oyuncağımız ve kitabımız var ama illaki o birinin istediğini öteki de isteyecek. Ağlaşmalar çekişmeler..Önce kimin elindeyse diğerine aldırtmıyorum. Onla Deniz oynuyodu diyorum, gel başka oyuncakla oynayalım diyorum. Yerse başka oyuncakla oynuyoruz, yemezse (ki genelde yemiyor artık) o zaman ağlayacaksın Doğa diyorum. Biraz ağlamasına izin veriyorum, anlasın ağlayarak bişey olmayacağını. Sonra hemen başka bişeye ilgisini çekmeye çalışıyorum. Ve susuyor ilgisini çeken bişey olduğu an. Aynı şeyler tam tersi durumda Deniz için de geçerli tabii.

Kelimelere gelince, her gün yeni kelimeler çıkıyor ağızlarından. Yazmışlar kafalara, bir anda çıkarıveriyorlar ortaya :) Dün çıkanlar;

İş (baba işe gittiii den kalmış)
Eş (eşini bul oyunundan)
Öbü (Özgül. annenin adı ne? Öbü :))
Ayde (Ayşe, Doğa'nın en yakın arkadaşı :) parmak kadar bir bebek :))
Ede (Ege abimiz :))
Tardan (kardanadam)
nan (yandııı..her akşam lambaları yaktığımızda yandııı deriz biz :) Deniz de artık naaan diyor :))

22 Aralık 2011 Perşembe

Fotoğraf

Cam güzelleri :) Bayılıyoruz camdan kuşları, uçakları, arabaları seyretmeye. Bazen gelen geçeni, bazen karşı apartmandaki teyzeleri..anlatıyorum da anlatıyorum..altıüstü bir küçük sokak :)


Güzeller güzeli kızım benim..fındığım, fıstığım..
bu aralar siması biraz değişti gene sanki..
Sağ alt köşede utanma pozlarında :)


Benim kıvırcığım, kaymaklım, ballım, boncuğum..
O kıvırlarını yerrrrimmmm..(şimdi gidip yiyorum :))

21 Aralık 2011 Çarşamba

Gene bir ilginç dönemdeyiz :)

Geçenlerde bi yazı yazmıştım Deniz'de değişik değişik davranışlar başladı, bebeklikten çıktı çocuklaşmaya başladı hareketler diye. Aynı durum dünden beri Doğa'da da başladı :) (aslında burda gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum). Bir inatlaşmalar, birbirlerinin elinden oyuncakları almalar, diretmeler, ağlamalar, ağlayınca istediğinin olacağını sanmalar, olmayınca gene ağlamalar...falan filan..

Bakalım neler göreceğiz 3 yaşa kadar :) hatta 4..sonrası daha iyiymiş okuduklarıma göre..

20 Aralık 2011 Salı

Kelimeler kelimeler..

Doğa ve Deniz 17 aylık olmak üzereler. Bir kelimeleri var ki ikisinin de, hepsine hepsine bayılıyorum :):) Ama favorim değişik değişik melodilerle çıkan Anne kelimesi tabii ki :)
Doğa Deniz'e göre kelimenin bütününü daha rahat söyleyebiliyor. Deniz'in de söylediği çok kelime var ama ilk heceleri daha çok söylüyor, bütününü söylediği kelimeler daha az. Tabii bunda Doğa'nın ilk heceleri Deniz'den önce söylemeye başlamış olmasının payı var.

Neyse aklıma gelenlerden bazıları...

- Anne
- Baba
- Mama
- Gel
- Gitti
- Paat (düşünce söylenir :))
- Biye (bilezik)
- Epis (elips)
- Ebi (elbise)
- Bes (bez)
- Pa (palyaço)
- Hobo (robot)
- Bobo (Bonbon, Deniz'in köpeğinin adı)
- Pak (kapak)
- Maa (makina, çamaşır makinası ve bulaşık makinası için kullanıyorlar)
- pis
- ip
- hüü (su)
- çil (yeşil)
- yidiz (yıldız)
- el
- göö (göz)
- daa (daire)
- abi
- aatı (artı)

Unutmamak adına aklıma geldikçe ekleyeceğim..İlk kelimeler çok tatlı, çok şirin çünkü :)

Deniz'le sohbetteyiz:

- Buzdolabında ne var oğlum?
- Maamaa

- Bu ne oğlum?
- maa (çamaşır makinası)
- nası dönüyo makina?
- Deniz kafasını döndürür, anne gülmekten ölür :):)

Sokaktaki köpeğin akşam üzeri havlaması üzerine anne hemen atmasyon bir hikaye yazar. Meğerse köpeğin karnı acıkmış ondan havlarmış. Annesi duymuş, çağırmış köpeği, mama vermiş....miş miş miş..
- Dışardaki köpekler nası yapıyodu?
- hov hov hov
- Sonra annesi ne dedi köpeğe?
- Geeel
- Evet, geeel oğlum dedi. Köpek koşa koşa gitti annesinin yanına. Annesi ne verdi köpeğe?
- Maamaa
- Sonra köpek ne dedi? Eline sağlık annecim, teşekkür ederiiim.

vs vs vs.. aslında her gün türlü atmasyon oyunlar oynuyoruz, atmasyon diyaloglar kuruyoruz :) Artık evde dışarıda etrafta ne gördüysek ona göre şekilleniyor günümüz :):) Yoksa nasıl geçecek vakit ? :)

15 Aralık 2011 Perşembe

Bir ilginç dönemdeyiz :)

Oğluşum büyüyor mu ne? Bir ilginç hareketler..şu ilk ergenlik denen şey bu mu? kitaplarda 18-24 aylık arasında olur diyor ve çoğunlukla 18 aydan başlarmış. Gerçi bizimkiler henüz 17 aylık olmak üzereler. Olan şu:
- Anneye düşme
- Türlü kıskançlıklar. Örnek: Doğa'nın altı alınır, Deniz aldırtmaz, mızırdanır. Doğa mama yer, Deniz mızırdanır ben de yiycem diye. Doğa salıncağa biner, Deniz mızırdanır ben de bincem diye.
- "Doğa da yapsın" ısrarları. Ben salıncağa biniyorum Doğa da binsin. Binmezse ağlamalar (ki bindirmiyoruz sırf Deniz istedi diye). Anne Doğa'ya gel der, Deniz zorla Doğa'nın elinden tutup getirir.
- Kendini yere atıp tepinme: Bu henüz bir kere oldu. Dün dişlerimi fırçalarken çocuklara da diş fırçalarını verdim. Taklit etmeye çalışıyorlar her seferinde, baya da bi eğleniyorlar. Fakat diş fırçalamanın sonunda fırçaları vermek istememeye başladılar. Hadi kim fırçaları yerine koyuyor diye soruyorum her seferinde. Güzel güzel koyuyorlardı. Dün Deniz koydu fırçasını, Doğa vermek istemedi. Bunun üzerine tam Doğa fırçasını koyarken Deniz fırçasını geri almak istedi. Ben de "Tamaaaam herkes fırçasını koydu. Annenin fırçası burda, babanın fırçası burda, Doğa'nın fırçası burda, Deniz'in fırçası da burdaaa. Hadi salona oynamaya gidelim." dedim. Doğa salona doğru koşarken Deniz yerde tepinmeye başladı :) Ben de tamam oğlum sen ağla biraz, sonra gel, ben salona gidiyorum dedim. Önce kalktı kapıya yöneldi, ben bakınca geri koşup yattı yere. Arkamı döndüm gittim salona bişey demeden. Sonra Deniz de geldi :) oynamaya başladık, biraz mızmızlandı oyunun başında ama sustu sonra. Umursamadım neticede. Umursamayı da düşünmüyorum. İsterse tepinsin napayım, ağlar gelir. Zaten hep numara, hep numara :) Ama bende o numarayı yiycek göz yok ;)

İlk yerde tepinmemizi yaşadık :):) Bakalım daha neler göreceğiz..

12 Aralık 2011 Pazartesi

Salıncaklarımız :)

Daha önceden çarşaf ve yastıkla kurduğum salıncak paylaşılamayınca ve sırasını bekleyen diğeri inene kadar ağladığından çareyi iki salıncak kurmakta bulduk. Bauhaustan iki tane asmalı salıncak aldık. Böylece çingen salıncağına göre daha güvenli olmuş oldu. Salıncaklar takılana kadar dibinde beklediler. Çengeli takmaya gelen adam salıncağın birini alınca Doğa birazcık sinirlendi :) Amca almıycak salıncağını diye diye zar zor taktırdık salıncakları :) Şimdi keyfile biniyorlar :)